13. Cuma 3
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
13. Cuma 3, izlediğiniz her sahneden sonra ‘Acaba şimdi ne olacak?’ diye nefesinizi tutuyorsanız ve eski usul slasher filmlerinin o rahatsız edici atmosferini seviyorsanız, 13. Cuma: Bölüm 3 sizin için biçilmiş kaftan olabilir. Orijinal adıyla Friday the 13th Part III, serinin üçüncü halkası olarak, ‘klasik’ bir korku deneyimi arayışında olanları hiç de yalnız bırakmıyor. Özellikle Kristal Göl’ün lanetli hikayesine iyice dalıp izlemeden önce, bu filmin size ne vaat ettiğini bilmek isteyebilirsiniz. Hazırlanın, çünkü film sizi 80’lerin o saf korku dolu anlarına ışınlamaya aday.
13. Cuma 3 Konusu
Bu sefer de yine bir grup genç, Kristal Göl’ün civarındaki ormanlık alanda bir kulübede tatil yapmaya karar veriyor. Bilirsiniz, her şey ne kadar huzurlu başlarsa, o kadar kötü biter… Zaten bu tip filmlerin matematiği bellidir: gençler eğlenmeye başlar, uyarılara kulak asmaz, sonra da teker teker ortadan kaybolmaya başlarlar. İşte Friday the 13th Part III de tam olarak bu bildiğimiz formülü alıp kendi korku sosuyla harmanlıyor. Film, serinin meşhur katili Jason Voorhees‘in yeniden dirilişiyle başlıyor. Evet, o her seferinde bir şekilde geri geliyor ve bu sefer de intikam ateşiyle yanıp tutuşuyor. Hikayemiz, kendilerini Kristal Göl’ün lanetinden bihaber sanan bu gencecik arkadaşların, hiç beklemedikleri bir misafirle karşılaşmalarıyla ilerliyor. Onlar için bu sadece bir yaz eğlencesiyken, bir başkası için yarım kalmış bir hesaplaşma. Gerilimin dozu yavaş yavaş yükseliyor, her köşede bir tehlike pusuda bekliyor gibi. Karanlık ormanın sessizliği, aniden patlayan çığlıklarla bölünüyor. Kimin kurban, kimin avcı olduğunu anlamak biraz zaman alsa da, filmin o klostrofobik atmosferi ve yavaş yavaş artan tedirginliği sizi hemen içine çekiyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Şimdi gelelim asıl meseleye: 13. Cuma: Bölüm 3 beklentileri karşılıyor mu? Açıkçası, eğer bu seriye yabancı değilseniz, alacağınız şey belli. Yönetmen koltuğunda oturan Steve Miner, serinin üçüncü filmiyle, ilk iki yapımın yarattığı o gerilimli havayı devam ettiriyor. Yani öyle büyük sanatsal yenilikler veya kafa karıştıran deneysellikler beklemeyin. Film, bildiğimiz slasher dinamiklerine sadık kalıyor; takip, kaçma, yakalanma ve sonrası malum. Özellikle 80’lerin o kendine has korku atmosferini başarılı bir şekilde yansıtıyor. Dönemin efekt anlayışı ve kamera açıları, filmin nostaljik değerini de artırıyor. Hikaye akışı biraz yavaş başlasa da, karakterler tanındıkça gerilim dozu artıyor. Özellikle filmin sonlarına doğru tempo iyice yükseliyor ve insanı içine çekiyor. Oyunculuklara gelirsek, bu tip filmlerde genelde çok derin karakter analizleri beklemeyiz. Ama yine de kimin ne kadar inandırıcı durduğu önemlidir. Dana Kimmell, ana karakterlerden biri olarak fena bir iş çıkarmıyor, izleyiciyle bir bağ kurmaya çalışıyor. Diğer yandan, Richard Brooker‘ın canlandırdığı Jason Voorhees, bildiğimiz Jason imgesini sağlamlaştıran bir performans sergiliyor desek yanlış olmaz. Maskesiyle bile o tehditkâr varlığı her an hissettiriyor. Bazı yan karakterler biraz zorlama ve klişe dursa da, genel atmosferin ve gerilimin önüne geçmiyorlar. Catherine Parks, Tracie Savage ve David Wiley gibi isimler de kadroda yer alıyor ve rollerinin hakkını vermeye çalışıyorlar, ancak parlak birer oyunculuk sergilediklerini söylemek zor. IMDb puanı 5.9. Bu, bana kalırsa filmin kendi türündeki yerini ve beklentileri düşündüğümüzde, hak ettiği bir puan. Ne çok yüksek ne de çok düşük. 13. Cuma serisinin hayranları için tatmin edici olsa da, slasher türüne yeni başlayacak birinin “Vay be!” diyeceği bir film değil. Amaç o dönem korku sinemasının sunduğu basit ama etkili korkuyu vermekti ve bu konuda başarılı oluyor. Kanlı sahneleri ve ani sıçratmalarıyla türün klişelerini layıkıyla yerine getiriyor. Filmin genel havası, kamp ateşi etrafında anlatılan korku hikayelerinin görselleşmiş hali gibi, sizi alıp götürüyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Peki, bu film kime göre? Öncelikle klasik slasher filmlerinin o çiğ, ham ve kanlı atmosferini sevenler, yani “eskimeyen korku” diyenler için ideal. Kristal Göl’ün lanetli geçmişine dalıp Jason Voorhees‘in bitmek bilmeyen intikam hikayesini takip edenler, serinin bu üçüncü halkasını es geçmemeli. Ayrıca, 80’ler korku sinemasının ruhunu hissetmek isteyenler, o dönemin makyaj ve özel efektlerine nostaljik bir bakış atmak isteyenler için de hoş bir seyirlik. Filmi izlerken çok derin anlamlar aramak yerine, saf aksiyon ve ani sıçratmalarla gerilmek isteyenler doğru adreste. Bir de “Gençler kamp yapar, sonra da başlarına türlü belalar gelir” temalı filmlere bayılanlar, buraya.
Serinin Diğer Filmleri: 13. Cuma (Friday the 13th)

13. Cuma (1980)

13. Cuma 2

13. Cuma 4: Son Bölüm

13. Cuma 5: Lanetli Gün

13. Cuma 6: Jason Yaşıyor

13. Cuma 7: Yeni Kan

13. Cuma 8: Jason Manhattan’da

13. Cuma 9: Jason Cehenneme Git!

13. Cuma 10: Jason X

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!