2:22
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
2:22 (2017), her saniyenin bir sonrakini doğurduğu o sarsılmaz düzenin içinde, insanın kendi iradesiyle ne kadar yer kapladığını sorgulayan, zamanın soğuk dişlileri arasına sıkışmış bir hikaye sunuyor. Zamanın akışında bir terslik olduğunu hisseden ve bu gizemi çözmek isteyen herkes için 2:22 izle seçeneği, sıradan bir film deneyiminden daha fazlasını, bir evrensel düzen arayışını temsil ediyor. Şehir hayatının o bitmek bilmeyen uğultusunu, trenlerin raylar üzerindeki ritmini ve her gün aynı saatte tekrarlanan o küçük detayları birer korku unsuru olarak değil, kaderin kaçınılmaz işaretleri olarak önümüze koyuyor. İnsanın her gün geçtiği yollarda, her gün gördüğü yüzlerde aslında hiç fark etmediği bir desen olduğunu düşünmesi bile başlı başına huzursuz edici bir durumken, yapım bu huzursuzluğu bir temel taşı olarak kullanıp üzerine romantizm ve gizemli bir geçmiş hikayesi inşa etmeye soyunuyor. Gökyüzündeki uçakların rotasından, yerdeki insanların adımlarına kadar her şeyin bir senkronizasyon içinde aktığı bu evren, izleyiciye kendi hayatındaki rutinleri sorgulama şansı veriyor. Yapım, kaosun bile kendi içinde bir matematiği olduğunu savunan tavrıyla, türdeşlerinden daha felsefi bir noktaya temas etmeye çalışıyor.
2:22 Konusu
Hava trafiği kontrol merkezinde çalışan Dylan Branson, mesleği gereği hayatını saniyeler, açılar ve kusursuz bir dikkat üzerine kurmuş biridir. New York’un yoğun trafiğini bir orkestra şefi gibi yönetirken, bir gün saat tam 2:22’de yaşadığı birkaç saniyelik bir tutulma, yüzlerce insanın hayatını tehlikeye atmasına sebep olur. Bu olay Dylan için sadece bir iş kazası değil, evrenin işleyişindeki bir kırılmanın ilk belirtisidir. İşinden uzaklaştırıldıktan sonra, her gün aynı saatte aynı olayların, aynı seslerin ve aynı görsel imgelerin kendini tekrar ettiğini fark etmeye başlar. Bir restoranda düşen bardak, dışarıdaki bir kaza, raylardan gelen belirli bir ses… Her şey ama her şey, onu her gün aynı saatte Grand Central Terminali’ne doğru çeken devasa bir yapbozun parçalarıdır. Bu süreçte hayatına giren Sarah, Dylan için sadece bir aşk figürü değil, aynı zamanda bu zaman döngüsünün tam merkezinde duran kilit bir isimdir. Sarah’nın o gün tehlike atlatan uçaklardan birinde olması, tesadüf kavramını masadan kaldırıp yerine kaçınılmaz bir kaderi koyar. Dylan, geçmişten gelen trajik bir olayın gölgesinde, bu döngüyü kırmak ve hem kendi geleceğini hem de sevdiği kadının hayatını kurtarmak için zamanla amansız bir yarışa girer. Olaylar geliştikçe, 2:22 saatinin sıradan bir rakam dizisi değil, kuşaklar boyu süren bir hesaplaşmanın zirve noktası olduğu anlaşılacaktır.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen Paul Currie, filmi görsel olarak oldukça şık bir ambalajla sunmayı başarıyor. Özellikle New York’un o mekanik ve hızlı dokusunu, Dylan’ın zihnindeki örüntü arayışıyla birleştiren sahneler oldukça başarılı. Michiel Huisman, karakterin yaşadığı o tekinsiz farkındalığı ve giderek artan takıntılı ruh halini yansıtma konusunda elinden geleni yapmış. Bakışlarındaki o yorgun ama kararlı ifade, filmin ciddiyetini korumasına yardımcı oluyor. Teresa Palmer ise zarafetiyle hikayeye duygusal bir derinlik katmaya çalışsa da senaryonun karakterine biçtiği alan biraz dar kalmış. Sam Reid, John Waters ve Kerry Armstrong gibi isimlerin varlığı kadroyu zenginleştirse de film tamamen ana ikilinin arasındaki o gizemli bağa odaklanıyor. Eleştirel bir gözle bakıldığında, filmin en büyük sorunu olay örgüsünün bir noktadan sonra fazla tesadüf üzerine kurulması ve finaline doğru vites yükseltirken bazı mantık boşluklarını hızlıca geçiştirmesi. IMDb üzerindeki 6 puanlık karşılığı, yapımın potansiyelini tam olarak yansıtmıyor olabilir ancak bu, filmin eksiklikleri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Gizem unsuru filmin başında çok kuvvetli kurulmuşken, çözüm kısmının biraz daha sarsıcı olması beklenebilirdi. Yine de zaman temalı gerilimlerden hoşlananlar için görsel dili ve atmosferiyle izlenmeyi hak eden bir çaba duruyor karşımızda. Müziklerin kullanımı, sahnelerdeki o gergin bekleyişi pekiştiren en güçlü unsurlardan biri olmuş. Ancak hikayenin finalindeki o büyük patlamanın duygusal tatmini, başlangıçtaki o merak duygusunun biraz gerisinde kalıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu yapım, özellikle hayatındaki rutinlerin ardında daha derin bir anlam arayan, evrenin işleyişindeki o gizemli desenlere ilgi duyan izleyici kitlesi için biçilmiş kaftan. Eğer dejavu hissi ilginizi çekiyorsa, zamanın lineer bir çizgide değil de bir döngü içinde aktığına dair teoriler üzerine kafa yormayı seviyorsanız, bu film sizi içine çekecektir. Şehir estetiğini, istasyonların o kaotik ama düzenli yapısını sevenler için görsel bir tatmin vaat ediyor. Ayrıca bilim-kurgu ile romantizmi dengelemeye çalışan hikayelerden hoşlananlar da Dylan ve Sarah arasındaki o kader birliğinden etkilenebilirler. Öte yandan, ayakları tamamen yere basan, her detayı katı bir mantık çerçevesinde açıklanan sert bilim-kurgu arayanlar bu filmden beklediklerini alamayabilirler. Hikayenin mistik ve tesadüfi yönleri, rasyonel bir açıklama bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir. Saf aksiyon beklentisiyle ekran başına geçecek olanlar için temposunun yer yer düştüğünü ve karakterlerin iç dünyasına fazla odaklandığını da belirtmek gerekir. Bu yapım, bir bilmecenin parçalarını yavaş yavaş birleştirmeyi seven, sabırlı ve atmosfer odaklı izleyiciler için uygun bir seçim olacaktır.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!