3 Aptal
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
3 Aptal, sadece bir okul koridorunda geçen kahkahalar toplamı değil; o koridorun yankılarında gizlenmiş, bir neslin boğulmuş çığlıklarının hikayesidir. İlk sahnede, uçakta bir kalp krizi numarasıyla başlayan o telaşlı kaçış, aslında hayatın sahteliğine ve dayatılan rollere atılan ilk dürüst tokattır. O puslu sabahın içindeki melankoliyi ve yılların getirdiği o tuhaf özlemi hissederken, karakterlerin yüzündeki yorgun çizgiler size başarının ne kadar ağır bir yük olduğunu daha en baştan fısıldar. Bir yerlerde 3 Aptal izle seçeneğine tıkladığınızda, karşınıza çıkacak olan şey sadece renkli danslar ve Hint sinemasının o kendine has neşesi değil, sistemin dişlileri arasında ezilen ruhların dramıdır. Mühendislik fakültesinin o gri, soğuk ve otoriter duvarları arasında, hayallerini bavuluna sığdırmaya çalışan gençlerin hikayesi başladığında, aslında hepimizin bir dönem geçtiği o dar yolları hatırlarız. Filmin atmosferi, neşe ile kederin ince bir ip üzerinde yürüdüğü, her an düşme korkusuyla ama her şeye rağmen gülümseyerek devam eden bir cambazın hikayesini andırıyor.
3 Aptal Konusu
Farhan, Raju ve Rancho… Bu üç isim, aslında toplumsal beklentilerin üç farklı kurbanını ve bu kurbanların cellatlarıyla olan imtihanını temsil ediyor. Farhan, babasının doğduğu gün alnına kazıdığı “mühendis olacak” kaderini sırtında bir küfe gibi taşıyan, asıl tutkusu doğa fotoğrafçılığı olan bir hayalperest. Raju ise yoksulluğun soğuk nefesini her an ensesinde hisseden, felçli babası ve çeyiz bekleyen ablasının yükü altında ezilirken korkularını yüzüklerine sığdırmaya çalışan bir derviş sabrına sahip. Bu iki kaybolmuş ruhun arasına düşen Rancho, yani Aamir Khan, tüm bu sistemin saçmalığına karşı duran, öğrenmeyi bir yarış değil bir keşif sanatı olarak gören aykırı bir zekadır. Rancho’nun gelmesiyle birlikte, ICE (Imperial College of Engineering) denen o modern hapishanenin sarsılmaz sanılan duvarları çatlamaya başlar. Okulun müdürü, lakabı gibi bir virüs gibi her yere sızan ve disiplini bir ibadet gibi gören “Virus”, rekabeti hayatın tek gerçeği sanan o bildik otoriter figürdür. Rancho’nun, öğrenmenin sadece bir araç değil, bir amaç olması gerektiğine dair o naif ama keskin direnişi, hikayenin kemiğini oluştururken; Joy Lobo’nun o hüzünlü hikayesiyle sistemin karanlık yüzü ilk kez bu kadar net görünür. Yıllar sonra ortaya çıkan gizemli bir iz, iki dostu Rancho’nun kayboluşunun ardındaki sır perdesini aralamaya iterken, biz de kendimize şu soruyu sormaya başlarız: Başarı mı mükemmelliğin peşinden koşar, yoksa mükemmellik mi başarının gölgesidir?
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Kameranın arkasındaki asıl niyeti düşündüğümüzde, yönetmen Rajkumar Hirani’nin sadece bir eğitim sistemi eleştirisi yapmadığını, insanın kendi içindeki o bitmek bilmeyen onaylanma ihtiyacını da ameliyat masasına yatırdığını fark ediyoruz. Hirani, sahneleri kurgularken trajediyi komedinin arkasına öyle ustaca gizliyor ki, gülerken boğazınızda bir düğüm kalıyor. Aamir Khan, kendisinden yaşça çok daha genç bir öğrenciyi canlandırırken, o çocuksu merakı ve zekayı gözlerindeki o parıltıyla vermeyi başarıyor; bu bir oyunculuk gösterisinden ziyade, karakterin ruhuyla kurulan derin bir bağın yansıması. R. Madhavan ve Sharman Joshi, bu büyük resmin içindeki insani kırılganlığı o kadar saf bir yerden yansıtıyorlar ki, bazen onları izlerken bir filmde olduğunuzu unutup kendi arkadaş grubunuzun dertlerini dinliyormuş hissine kapılıyorsunuz. करीना कपूर खान ise bu erkek egemen ve hırs dolu dünyada, aslında aklın ve sevginin de bir yeri olduğunu hatırlatan zarif bir denge unsuru. Gelelim o meşhur puana; 7.998… Bazı sinema eleştirmenleri bu puanın Bollywood’un duygusal manipülasyonuna verilmiş bir prim olduğunu iddia edebilir. İşin aslına bakarsak, bu puan filmin teknik kusursuzluğundan ziyade, evrensel bir yaraya merhem olmasından kaynaklanıyor. Boman Irani’nin hayat verdiği Virus karakterinin o titiz, takıntılı ve insani duygulardan arınmış gibi duran portresi, aslında hepimizin hayatındaki o engelleyici otoritenin vücut bulmuş hali. Hirani, bu karakteri sadece bir kötü adam olarak değil, sistemin yetiştirdiği en kıdemli kurban olarak sunarak filmin alt metnini zenginleştiriyor. Filmin her saniyesinde, makinelerin değil insanların önemli olduğu gerçeği, bazen bir kalem ucuyla bazen de bir şarkının nakaratıyla zihnimize kazınıyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Her sabah istemediği bir işe uyanan, başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için kendi hayatını erteleyen ve içindeki o yaratıcı çocuğu sistemin bodrum katına kilitlemiş olan herkes bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer hayatı sadece bir puan tablosundan, kariyer basamaklarından ve rakamların soğuk dünyasından ibaret görüyorsanız, bu yapım sizin için biraz rahatsız edici olabilir. Çünkü Rancho’nun dünyasında rütbeler sökülür, diplomalar sadece birer kağıt parçasına dönüşür ve geriye sadece insanın kendi özündeki o saf yetenek kalır. Basit bir başarı öyküsü bekleyenler, filmin süresi ve yer yer yükselen melodramı karşısında sıkılabilir; ancak bir insanın kendi zincirlerini nasıl kırabileceğine dair bir yol haritası arayanlar için bu film, karanlıkta yakılmış bir kibrit değerindedir. Hayatın karmaşasında “Her şey yolunda” demenin basit bir avunma değil, bir direniş biçimi olduğunu anlamak isteyenler için ICE’nin koridorları her zaman açık.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!