65
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
65 (2023), bir insanın geçmişiyle ve korkularıyla yüzleşmek için evrenin en karanlık köşelerine gitmesine gerek olmadığını, bazen kendi evinin milyonlarca yıl önceki haline düşmesinin bile yeterli olacağını gösteren, çiğ bir hayatta kalma hikayesi. İnsanın doğa karşısındaki o amansız küçüklüğünü iliklerinize kadar hissettiren bu hikayede, teknoloji ile vahşetin çarpışmasına tanıklık ediyoruz. Modern izleyicinin kendi güvenli alanından çıkıp, sadece bir silah ve sınırlı mühimmatla koca bir dünyaya karşı durma fikrini sorgulatan 65 izle arayışı, aslında içimizdeki o en ilkel hayatta kalma dürtüsünü tetiklemek isteyenler için biçilmiş kaftan. Film, büyük sözler söylemek yerine, nefes nefese kalmış bir adamın ve korkudan titreyen bir çocuğun gözlerinden dünyayı görmemizi sağlıyor. Bilim kurgunun soğuk metalik yapısı ile tarih öncesi dünyanın çamurlu, kanlı ve tehlikeli dokusu arasındaki bu gerilim, izleyiciyi ekranın başında değil de o bataklığın tam ortasındaymış gibi hissettirmeyi başarıyor. Yapım, bir kaçış öyküsü olmanın ötesinde, kaybetmiş bir babanın kefaret arayışına dönüşerek duygusal bir derinlik kazanıyor ve bizi en temel sorularımızla baş başa bırakıyor.
65 Konusu
Filmin merkezinde, ailesinin geleceğini, özellikle de hasta kızının tedavi masraflarını karşılamak için uzun süreli ve tehlikeli bir uzay görevini kabul eden pilot Mills yer alıyor. Mills, çıktığı bu yolculukta gemisinin ağır bir asteroit kuşağına çarpması sonucu ağır hasar alarak bilinmeyen bir gezegene sert bir iniş yapar. Ancak burası aslında hiç de yabancı bir yer değildir; burası 65 milyon yıl önceki dünyadır. Gemideki diğer tüm yolcuların hayatını kaybettiğini sanan Mills, tam umudunu kesip intiharın eşiğine gelmişken, Koa adındaki küçük bir kızın hayatta olduğunu fark eder. Mills ve Koa arasında ciddi bir engel vardır: ikisi de aynı dili konuşmamaktadır. Bu durum, aralarındaki bağı kelimelerin ötesinde, sadece bakışlar ve ortak bir hayatta kalma hedefi üzerinden kurmalarına neden olur. Görevin asıl zorluğu ise düştükleri arazinin, tarihin en vahşi yırtıcıları olan dinozorlarla dolu olmasıdır. İkili, dağın tepesine fırlayan kurtarma gemisine ulaşmak için kilometrelerce yol kat etmek zorundadır. Bu yolculuk boyunca sadece dışarıdaki devasa yaratıklarla değil, aynı zamanda doğanın acımasız hava koşullarıyla, bataklıklarla ve bitmek bilmeyen bir gerilimle savaşırlar. Mills, Koa’yı korurken aslında kendi içindeki baba figürünü yeniden inşa eder ve kaybettiği kızının acısını bu koruma içgüdüsüyle dindirmeye çalışır. Bu yolculuk, sadece bir coğrafyayı aşmak değil, aynı zamanda yasın ve suçluluk duygusunun içinden geçmektir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Filmin yönetmen koltuğunda oturan Scott Beck ve Bryan Woods, sessizliğin gücünü daha önceki projelerinden iyi bildiğimiz isimler. Burada da az diyalogla çok şey anlatma yoluna gitmişler. Başroldeki Adam Driver, kariyerindeki o devasa karakterlerin aksine burada çok daha fiziksel, yorgun ve hırpalanmış bir adamı başarıyla canlandırıyor. Onun omuzlarındaki yükü, her adımında ve her nefes alışında hissediyorsunuz. Genç oyuncu Ariana Greenblatt ise sadece mimikleriyle, korkuyu ve merakı o kadar iyi yansıtıyor ki, aradaki dil engelinin aslında ne kadar önemsiz olduğunu anlıyorsunuz. Ancak 5.9 olan IMDb puanı, filmin bazı konularda sınıfta kaldığının da bir göstergesi. Eleştirmem gereken en büyük nokta, teknolojinin bazen bir kurtarıcı olarak çok kolaya kaçması ve dinozor tasarımlarının gerçekçilikten ziyade biraz daha yaratık vari bir estetiğe kaymasıdır. Bazı anlarda mantık hataları göze çarpıyor; örneğin o kadar ağır bir kazadan bu kadar az sıyrıkla kurtulmak veya fütüristik silahların tam da ihtiyaç anında tutukluk yapması gibi klişeler tempo kaybına yol açıyor. Chloe Coleman ve Nika King gibi isimlerin kısa sürelerle hikayeye dahil olması derinlik katmaya çalışsa da, film daha çok iki karakterli bir tiyatro oyunu gibi ilerliyor. Atmosfer karanlık ve basık, bu da filmin vadettiği gerilimi besliyor ama senaryonun sığlığı bazen seyirciyi boşlukta bırakabiliyor. Müzikler ve ses tasarımı ise tarih öncesi dünyanın tehditkar doğasını pekiştirmekte oldukça başarılı bir iş çıkarıyor. Yine de hikayenin tahmin edilebilir olması, bu büyük prodüksiyonun biraz daha cesur olabileceği hissini uyandırıyor.
65 Filmini Kimler İzlemeli?
Bu yapım, karmaşık olay örgülerinden ziyade saf bir hayatta kalma mücadelesi izlemek isteyenler için oldukça tatmin edici olabilir. Eğer tek bir mekanda veya kısıtlı bir alanda geçen, karakterin doğayla olan amansız savaşını konu alan minimal hikayeleri seviyorsanız, bu film tam size göre. Dinozorlara karşı bir hayranlığınız varsa ancak onları sadece birer canavar olarak değil, aşılması gereken doğa engelleri olarak görmek istiyorsanız, 65 size aradığınız o çiğ atmosferi sunacaktır. Baba ve çocuk arasındaki o kelimesiz bağı, bir yetişkinin bir çocuğu hayatta tutma pahasına kendi canını hiçe saydığı fedakarlık temalarını duygusal bulanlar da hikayeden keyif alacaktır. Öte yandan, büyük çaplı bir galaktik savaş, karmaşık bilim kurgu teorileri veya derinlemesine işlenmiş bir evren mitolojisi bekleyenler muhtemelen hayal kırıklığına uğrayacaktır. Film, vaat ettiği 90 dakikayı sadece hayatta kalmaya odaklayarak geçiriyor ve bu da geniş bir dünya inşası bekleyenleri tatmin etmeyebilir. Hızlı tüketilen ama damakta sert bir tat bırakan, çok katmanlı olmayan ama dürüst bir aksiyon arayanlar bu deneyimi kaçırmamalıdır. Sabırlı izleyiciler, karakterlerin sessizliğindeki o derin anlamı yakalayacak ve vahşi doğanın içinde filizlenen bu tuhaf dostluğa saygı duyacaktır.











Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!