Acemi Prenses
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Acemi Prenses, sinema endüstrisinin en çok sağdığı çirkin ördek yavrusunun kuğuya dönüşmesi şablonunu alıp, üzerine bir de kraliyet sosu döken tipik bir Hollywood ürünü. Orijinal adıyla The Princess Diaries, ilk bakışta sadece ergenlik krizleriyle boğuşan bir lise öğrencisinin hayal dünyasını perdeye yansıtıyor gibi görünebilir. İnternette rastgele bir arama yapıp Acemi Prenses (2001) izle bağlantısına tıklamadan hemen önce, ekran karşısında harcayacağınız iki saatin tam olarak neye benzeyeceğini bilmek en doğal hakkınız. Karşımızda ağır felsefi metinler veya sinema tarihini baştan yazacak teknik devrimler yok. Aksine, sonunu jenerik akmadan çok önce tahmin edebileceğiniz, formüllere sımsıkı bağlı bir yapı var. Peki bu durum filmi değersiz kılıyor mu? Kesinlikle hayır. Bazen bir filmin tek amacı, vaat ettiği basit eğlenceyi en pürüzsüz şekilde sunmaktır. Hollywood’un bu tür masalsı hikayeleri nasıl bir ticari başarıya dönüştürdüğünü anlamak için bu yapım mükemmel bir laboratuvar faresi işlevi görüyor. İddialı laflar etmeden, kendi sınırlarını bilerek hareket eden bir iş var karşımızda. O yüzden entelektüel beklentilerinizi kapıda bırakın. Karşınızdaki ürün, tamamen hislere ve o çok tanıdık fark edilme arzusuna oynuyor.
Acemi Prenses Konusu
San Francisco’nun dik yokuşlarında, sıradanlığın kelime anlamı olarak yaşayan on beş yaşındaki Mia Thermopolis’in hayatı, aslında birçoğumuzun lise yıllarındaki görünmezlik çabasıyla aynı frekansta ilerliyor. Annesiyle mütevazı bir hayat süren, kıvırcık ve kontrol edilemez saçlarının ardına saklanan bu genç kızın tek derdi, okulun popüler gruplarından uzak durup gününü kazasız belasız atlatmak. Ancak bu güvenli ve sıkıcı döngü, yıllardır görmediği büyükannesinin şehre gelmesiyle paramparça oluyor. Çünkü bu büyükanne sıradan bir yaşlı kadın değil; Avrupa’nın küçük ama zengin ülkesi Genovia’nın kraliçesi. Mia’nın bir anda Genovia tahtının tek varisi olduğunu öğrenmesi, hikayenin ana fitilini ateşliyor. Mesele sadece bir tacı takıp takmamak değil. Asıl kriz, hayatını dikkat çekmemek üzerine kurmuş bir ergenin, dünyanın en acımasız ve denetleyici sahnesine, yani kraliyet protokollerine fırlatılması. Film, Mia’yı eski konfor alanı ile yeni ve korkutucu sorumlulukları arasında sıkıştırıyor. Görünmez kalmaya devam mı edecek, yoksa hiç bilmediği bir ülkenin kaderini ve omuzlarına binen bu devasa medya baskısını sırtlanacak mı? Olaylar tam olarak bu kimlik çatışmasının ortasında düğümleniyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Filmin sahip olduğu 6.3 IMDb puanı, tam olarak ne eksik ne fazla, hak ettiği değeri yansıtıyor. Beklentiyi arşa çıkarmaya gerek yok; bu yapım zaten sinematografik bir devrim vaat etmiyor. Ancak elindeki malzemeyi nasıl pişireceğini çok iyi biliyor. Yönetmen koltuğundaki Garry Marshall, bu tür romantik komedilerin matematiğini ezbere bilen bir isim ve burada da risk almadan, güvenli sularda yüzmeyi tercih etmiş. Filmin en büyük şansı ise kesinlikle oyuncu kadrosu. Anne Hathaway, kariyerinin bu ilk büyük adımında, Mia’nın o sakar ve güvensiz hallerini o kadar doğal bir ritimle veriyor ki, karakterin bir karikatüre dönüşmesini tek başına engelliyor. Onun karşısında bir efsane, Julie Andrews var. Kraliçe Clarisse rolünde o kadar otoriter ve aynı zamanda o kadar zarif ki, en klişe sahneleri bile izlenebilir kılıyor. Güvenlik şefi rolündeki Hector Elizondo ise hikayenin ihtiyaç duyduğu o ağırbaşlı denge unsurunu kusursuz sağlıyor. Fakat yapımın ciddi defoları da yok değil. Özellikle hikayenin orta kısımlarında tempo bariz bir şekilde düşüyor. Mia’nın fiziksel değişim sahnesi, gözlüğü çıkar, saçını düzleştir ve aniden güzelleş gibi ucuz ve sığ bir Hollywood hilesinden öteye gidemiyor. Karakterin zekasından çok dış görünüşünün ön plana çıkarılması, filmin kendi içindeki kendin ol mesajıyla ciddi bir tezat oluşturuyor. Yine de, mantık hatalarını ve fiziksel komediye fazla yaslanan sahneleri görmezden gelirseniz, oyuncuların kimyası o iki saati kurtarmaya yetiyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu filmi, derin siyasi entrikalar, taht kavgaları veya gerçekçi karakter buhranları arayanlar kesinlikle izlememeli. Hedef kitle çok net: Gündelik hayatın stresinden uzaklaşmak, sonu baştan belli, yormayan ve beynin rölantide çalışmasına izin veren temiz bir masal izlemek isteyenler. Eğer karmaşık senaryolara tahammül edemeyecek kadar yorgunsanız ve sadece iyi hissettiren, tanıdık bir hikaye şablonuna ihtiyacınız varsa, bu yapım tam size göre. Ergenlik sancılarına nostaljik bir bakış atmak isteyenler veya kafa dağıtmalık, risk barındırmayan bir Hollywood formülü arayanlar için doğru bir tercih. Ancak gerçekçilik sınırlarının zorlanmasından, abartılı tesadüflerden ve prototip okul zorbalarından rahatsız oluyorsanız, hiç vakit kaybetmeden başka bir filme yönelmelisiniz. Sonuç olarak, ne aldığınızı bilirseniz hayal kırıklığına uğramazsınız.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!