Alien Predator’a Karşı
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Alien Predator’a Karşı, aslında hepimizin çocukluk hayallerini süsleyen o meşhur “Hangi canavar diğerini döver?” sorusunun beyaz perdeye düşmüş, biraz gürültülü biraz da tozlu bir cevabı olarak karşımızda duruyor. Yıllarını karanlık sinema salonlarında, mısır kokusu ve projeksiyon ışığı altında tüketmiş biri olarak söylüyorum; 2004 yılındaki o ilk heyecanı hala dün gibi hatırlarım. Ridley Scott’ın sessiz kabusu ile James Cameron’ın aksiyon dolu canavarlarının birleşmesi teoride müthişti ancak pratikte nasıl bir sonuç vereceği tam bir kumar gibiydi. Eğer bu iki titanı aynı kadrajda görmek ve o eski usul bilim kurgu gerilimini iliklerinizde hissetmek istiyorsanız Alien Predator’a Karşı izle seçeneği üzerinden bir nostalji turuna çıkmak kesinlikle kötü bir fikir olmayacaktır. Antarktika’nın o kemik donduran soğuğunda, buzun binlerce metre altında yatan gizem, sadece bir arkeolojik keşif değil, aynı zamanda galaksiler arası bir geleneğin en kanlı sahnesidir.
Alien Predator’a Karşı Konusu
Hikaye, Antarktika üzerinde süzülen özel bir uydunun, buz katmanlarının çok derinlerinde tuhaf ve devasa bir ısı kaynağı tespit etmesiyle fitilleniyor. Milyarder sanayici Charles Bishop Weyland, bu ısı kaynağının aslında binlerce yıldır orada keşfedilmeyi bekleyen, antik uygarlıkların mimarisini andıran devasa bir piramit olduğunu fark ediyor. Weyland, bu keşfi başkalarına kaptırmamak için hemen bir “rüya takımı” kuruyor: Deneyimli arkeologlar, teknik mühendisler ve hayatta kalma uzmanları. Ekibin saha liderliğini ise soğukkanlı ve dayanıklı rehber Alexa Woods üstleniyor. Ancak ekibin bilmediği çok kritik bir nokta var; bu piramit bir tapınak ya da mezar değil, bir okul. Predator’ların genç savaşçılarının, Alien’lara (Xenomorph) karşı rüştlerini ispatladıkları, binlerce yıllık kanlı bir sınav alanı burası. İnsanlar, bu iki kusursuz yırtıcı türün arasındaki kadim ritüelin tam ortasında, tabiri caizse yem pozisyonunda kalıyorlar. Kapana kısıldıkları bu devasa labirentte, hem sürekli değişen duvarlardan kurtulmaya hem de bu iki devasa gücün savaşına kurban gitmemeye çalışıyorlar.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, yönetmen koltuğunda Paul W. S. Anderson ismini gördüğümüzde sinema tarihini kökten değiştirecek bir dahi ile karşılaşmayacağımızı hepimiz biliyorduk. Ancak Anderson, türün meraklılarını nasıl eğlendireceğini ve o karanlık atmosferi nasıl kuracağını gayet iyi biliyor. Bana sorarsanız, Alien Predator’a Karşı filmi, her iki serinin de o ağırbaşlı felsefesini ve derinliğini bir kenara itip saf bir aksiyon-gerilim vadediyor. IMDb’deki 5.9 puanına bakıp dudak bükenlere şunu söylemeliyim: Bu film bir başyapıt olma iddiasında değil, sadece iki efsaneyi kapıştırma gayesinde. Lance Henriksen gibi bir efsaneyi Weyland karakteriyle tekrar bu evrende görmek, Alien külliyatına verilmiş çok zarif ve yerinde bir selamdır. Başroldeki Sanaa Lathan ise “güçlü kadın ana karakter” bayrağını gayet makul bir şekilde taşıyor; bir Ellen Ripley değil belki ama o mücadeleci ruhu kesinlikle sırıtmıyor. Raoul Bova ve Ewen Bremner gibi isimler ise hikayenin insani boyutunu, o çaresizlik ve panik hissini seyirciye geçirmek için üzerlerine düşeni yapıyorlar. Predator’a hayat veren Ian Whyte, o hantal ama görkemli duruşuyla gerçek bir avcı gibi hissettirmeyi başarıyor. Eleştireceğim nokta, her iki türün de kendine has o vahşi karanlığının geniş kitlelere hitap edebilmek adına biraz törpülenmiş olmasıdır. Yine de o piramidin içinde dönen dövüş koreografileri ve Predator’ların Alien kanıyla kendilerine nişan takması gibi anlar, türün hayranları için hala çok keyifli detaylar.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer sinemanın sadece derin sanatsal mesajlar ve ağır metaforlar vermesi gerektiğini düşünen o sıkıcı tayfadan değilseniz, bu filmle gayet güzel vakit geçirebilirsiniz. 80’lerin ve 90’ların ikonik canavar tasarımlarına tutkuyla bağlı olanlar, “Alien mı yoksa Predator mı daha üstün?” tartışmasını arkadaş ortamlarında hala sürdürenler mutlaka ekran başına geçmeli. Bilim kurgunun o tekinsiz klostrofobik atmosferini, yüksek tempolu aksiyonla harmanlamayı seven bünyeler için bu 100 dakikalık kapışma adeta bir ödül niteliğinde. İki devasa mitolojinin buzulların altında birbirine girdiği bu karanlık arenada tarafınızı seçmek ve o heyecana ortak olmak için daha fazla beklemeyin. Play tuşuna basın ve buzların altındaki bu ölümcül oyunun tadını çıkarın.
























Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!