Asabiyim
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Asabiyim (2003) izle seçeneğini arayanların genellikle beklentisi, günlük hayatın gerginliğinden sıyrılıp şöyle iki saat kafayı boşaltacak, biraz güldürecek ama sonunda da havada kalmayacak bir komediye tutunmaktır. Orijinal adıyla Anger Management, tam da bu ihtiyaca yönelik tasarlanmış, temposunu karakter çatışmaları üzerine kuran bir yapım. Komedi janrasında kaliteli işler çıkarmasıyla bilinen Peter Segal yönetmen koltuğunda otururken, işin içine Adam Sandler ve Jack Nicholson gibi iki farklı kutbun enerjisini eklemek, kağıt üzerinde oldukça riskli ama bir o kadar da merak uyandırıcı bir hamle olarak duruyor. Peki, film bu potansiyeli ne kadar kullanıyor, yoksa sadece isimlerin gölgesinde mi kalıyor?
Asabiyim Konusu
Dave Buznik, etrafındaki her şeye karşı aşırı uyumlu, sınırlarını korumayı beceremeyen, deyim yerindeyse kendi halinde bir iş hayatı süren bir adam. Karakterinin bu pasif yapısı, ona aslında çevresindeki insanlar tarafından sürekli ezilme veya görmezden gelinme şeklinde geri dönüyor. Bir uçak yolculuğu sırasında gelişen, aslında oldukça basit bir yanlış anlaşılmadan ibaret olan bir dizi olay, Dave’in hayatındaki tüm dengeleri altüst ediyor. O ana kadar içine attığı, bastırdığı ne varsa, otorite figürleriyle girdiği bir kavgayla birlikte patlama noktasına geliyor. Mahkeme, kendisine öfke kontrolü terapisi şartı koştuğunda ise her şey yeni başlıyor. Bu terapinin başında ise tam tersi bir karaktere sahip olan, kendi içinde çok daha büyük ve kontrol edilemez fırtınalar koparan Buddy Rydell bulunuyor. İkilinin yolları kesiştiğinde, asıl öfkenin kimde olduğu, kimin iyileşmeye ihtiyacı olduğu belirsizleşiyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Filmdeki çatışmanın en zayıf halkası, bazen senaryonun karakterleri zorla komik durumlara sokma çabası. Adam Sandler, her zamanki o savunmasız ve ezik tipini oynamakta usta; fakat hikaye ilerledikçe bu eziklik duygusu izleyiciyi bir yerden sonra yormaya başlıyor. Diğer tarafta Jack Nicholson ise kelimenin tam anlamıyla her sahneyi kendi tekeline alıyor. Onun olduğu her karede gözler diğerlerinden çekilip tamamen ona kilitleniyor. Bu hem bir avantaj hem de dezavantaj; çünkü film o varken devleşiyor, o olmadığı anlarda ise tempo ciddi oranda düşüyor. Marisa Tomei, karakterin duygusal dünyasına bir nebze olsun denge getirmeye çalışsa da, senaryo genelinde hikayesi biraz havada kalıyor. Luis Guzmán ve Allen Covert gibi yan karakterlerin eklenmesi, bazı sahnelerde tempoyu yükseltse de, bazı anlarda bu karakterler işlevsiz bir kalabalık yaratmaktan öteye gidemiyor. IMDb puanı olan 6.2, aslında filmin ne çok kötü ne de hafızalara kazınacak bir başyapıt olduğunu net bir şekilde özetliyor. Filmin ritmi, son yarım saate kadar gayet dengeli ilerliyor ancak final kısmına doğru hikaye, zorlama bir çözüm yoluna girerek biraz gerçekçiliğini yitiriyor. Eğer beklentiniz derin bir psikolojik analiz değilse, sadece oyuncuların performanslarına odaklanarak izlendiğinde bu tempo sizi tatmin edebilir.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu film, özellikle iş hayatındaki haksızlıklara karşı sessiz kalmak zorunda olan, içten içe biriken o öfkeyi yaşayan izleyiciler için yerinde bir tercih olabilir. Kendi sınırlarını koruyamayan karakterlerin dönüşüm süreçlerinden keyif alanlar için de bir rehber niteliğinde. Sadece güldürmekle kalmayan, altında minik bir otorite eleştirisi arayanlar veya çatışmalı karakter ilişkilerini izlemekten zevk alan izleyici grubu için ideal. Eğer Jack Nicholson‘un o kendine has oyunculuk tarzını, bir komedi dramı içerisinde görmek isterseniz, hikaye akışı sizi sıkmayacaktır. Ancak beklentinizi çok yüksek tutup, sinematografik bir zekâ veya derin edebi bir metin ararsanız, hayal kırıklığına uğramanız mümkün. Bu yapım, tam anlamıyla hafta içi yorgunluğunu atmak isteyen ya da karakter dinamiklerine odaklanan izleyiciyi merkeze alıyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!