Aşk Gibi Bir Şey
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Aşk Gibi Bir Şey (A Lot Like Love 2005), hayatın planlara uymayan akışını ve doğru insanla yanlış zamanlarda karşılaşmanın yarattığı o kaçınılmaz melankoliyi merkezine alıyor. Bazı yapımlar sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz, aynı zamanda izleyicinin kendi geçmişindeki keşkeleri ve acaba dedirten anları tetikler. Bu yapım, tam olarak bu duygusal boşluğa hitap eden, samimiyeti elden bırakmayan ve romantik komedi türünün 2000’li yıllardaki en dürüst örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor. Sinema tarihinde zamanın ruhunu yakalayan pek çok eser olsa da, bu yapım özellikle büyüme sancıları çeken ve kariyer ile duygusal tatmin arasında sıkışıp kalan bir neslin aynası olmayı başarıyor. Eğer siz de ilişkilerdeki o tanıdık ama bir o kadar da karmaşık zamanlama sorunlarını derinlemesine hissetmek istiyorsanız, Aşk Gibi Bir Şey izle seçeneği üzerinden bu yolculuğa dahil olmak, geçmişe dair pek çok duyguyu canlandıracaktır. Filmin atmosferi, ne çok toz pembe bir dünya sunuyor ne de karamsarlığa hapsediyor; sadece hayatın kendisi kadar değişken ve belirsiz bir zemin üzerinde yükseliyor.
Aşk Gibi Bir Şey Konusu
Hikaye, yeni mezun olmuş ve hayatını titizlikle planlamaya çalışan Oliver ile onun tam zıttı bir karaktere sahip, anın getirdiklerine göre yaşayan Emily’nin bir uçak yolculuğu sırasında yollarının kesişmesiyle başlıyor. Oliver, önündeki birkaç yılı iş hayatında başarı merdivenlerini tırmanmak, ev almak ve düzenli bir hayat kurmak üzerine kurgulamış, her adımı hesaplanmış bir gençtir. Onun için her şeyin bir sırası ve zamanı vardır. Emily ise duygularını gizlemeyen, sert kabuğunun altında kırılgan ama özgürlüğüne düşkün biridir. Bu iki farklı kutbun ilk karşılaşması, sadece bir anlık bir çekim gibi görünse de aslında yedi yıl boyunca sürecek olan bir dizi tesadüfün ve kader oyununun başlangıcıdır. Yıllar geçtikçe Oliver ve Emily, hayatlarının en kritik dönemlerinde, ayrılıklarda, yeni başlangıçlarda veya kişisel krizlerde sürekli olarak birbirlerinin karşısına çıkarlar. Her defasında aralarındaki çekim ve bağ güçlense de, o meşhur zamanlama problemi bir türlü yakalarını bırakmaz. Biri hazırken diğeri başka bir hayatın içindedir; biri yalnızken diğeri kendi planlarının peşinden koşmaktadır. Film, bu yedi yıllık süreçte karakterlerin olgunlaşmasını, hayallerinin nasıl evrildiğini ve aşkın aslında planlanabilir bir olgu olmadığını çarpıcı bir dille anlatıyor. İkilinin arasındaki bu adlandırılamayan ilişki, izleyiciye şu soruyu sorduruyor: Doğru insanı bulmak yeterli mi, yoksa zamanın da bizim yanımızda olması mı gerekiyor? Karakterlerin her karşılaşmasında değişen hayatları, çevrelerindeki insanların etkisi ve kendi içsel dönüşümleri, bu yedi yıllık döngüyü sadece bir aşk hikayesi olmaktan çıkarıp bir büyüme hikayesine dönüştürüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Nigel Cole, romantik komedi türünün klişelerine düşme riskini her an taşısa da, karakterlerin samimiyeti ve hikayenin gerçekçiliği sayesinde bu engelleri aşmayı biliyor. Başrolde izlediğimiz Ashton Kutcher, kariyerinin o dönemindeki en dengeli performanslarından birini sergiliyor. Canlandırdığı Oliver karakterinin obsesif planlama ihtiyacını ve bu planlar çöktüğündeki çaresizliğini izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Ancak filmin asıl parlayan yıldızı kesinlikle Amanda Peet oluyor. Peet, Emily karakterine o kadar doğal bir enerji ve hüzün katıyor ki, karakterin her kararsızlığını ve sert çıkışını anlamlandırabiliyorsunuz. Yan rollerde karşımıza çıkan Kathryn Hahn, Kal Penn ve Ali Larter gibi isimler, hikayenin geçtiği yılları ve sosyal çevreyi zenginleştiren, filme dinamizm katan başarılı tercihler olmuş. Özellikle Kathryn Hahn, kısa süresine rağmen sahnelerinin hakkını vererek filmin mizahi yönünü güçlendiriyor. Teknik açıdan baktığımızda, filmin müzik seçimleri 2000’li yılların o kendine has rock ve pop tınılarını harika bir şekilde yansıtıyor; sahnelerin duygusal yükünü artıran bir fon oluşturuyor. Ancak eleştirel bir gözle bakmak gerekirse, filmin bazı geçiş bölümlerinde temposunun düştüğünü ve yedi yıllık zaman atlamalarının yer yer kopukluk hissi yarattığını söylemek mümkün. IMDb üzerinde 6.8 puan alması, aslında filmin türü içindeki konumunu net bir şekilde özetliyor; bir başyapıt değil ama kesinlikle türünün ortalamasının üzerinde, hafızalarda yer eden dürüst bir yapım. Mantık hatalarından ziyade, bazen karakterlerin birbirine ulaşamama hallerinin fazla zorlama hissettirdiği anlar olsa da, bu durum filmin genelindeki o insani dokunuşu gölgelemeye yetmiyor. Nigel Cole, büyük prodüksiyon kaygıları gütmeden, iki insanın arasındaki kimyaya güvenerek doğru bir kumar oynamış ve kazanmış.
Aşk Gibi Bir Şey Filmini Kimler İzlemeli?
Bu yapım, özellikle hayatta her şeyi planlayabileceğine inanan ancak hayatın sürprizleri karşısında defalarca yenilgiye uğrayanlar için tam bir başucu eseri niteliğinde. Eğer geçmişte kaçırılmış fırsatların, söylenmemiş sözlerin veya yanlış zamanlarda karşılaşılan o özel insanların hikayeleri sizi derinden etkiliyorsa, bu filmde kendinizden çok fazla parça bulacaksınız. Sadece romantizm odaklı bir film arayanlardan ziyade, bir karakterin yıllar içindeki değişimini ve hayata karşı duruşunun nasıl esnediğini gözlemlemekten keyif alan izleyici kitlesine hitap ediyor. Melankoli ile mizahın iç içe geçtiği yapımları sevenler, nostaljik bir 2000’ler atmosferinde kaybolmak isteyenler bu filmi mutlaka listesine almalı. Öte yandan, hızlı aksiyon, yüksek gerilim veya çok katmanlı, sert dramlar bekleyen izleyiciler için bu film biraz yavaş ve durağan kalabilir. Hayatın sıradanlığını, küçük anların büyük anlamlarını ve beklemenin bazen en zor eylem olduğunu anlamak isteyenler için ise kaçırılmaması gereken bir deneyim. Yanlış zamanda doğru insanı bulmanın sızısını bilen her yetişkin, bu hikayenin bir yerinde kendi yansımasını görecektir. Duygusal derinliği olan, karakter odaklı ve samimiyet dozajı yüksek bir anlatı arayanlar için Aşk Gibi Bir Şey, uzun süre etkisini kaybetmeyecek bir tercih olacaktır.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!