Av – Predator
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Av – Predator, aslında pek çok kişinin zannettiği gibi sıradan bir ‘vur kır parçala’ aksiyonu değildir; aksine, türler arası geçişin ders niteliğinde verildiği, testosteron yüklü bir hayatta kalma mücadelesidir. Sinema salonlarında dirsek çürütmüş biri olarak söyleyebilirim ki, 1987 yılının o nemli ve karanlık atmosferini bugün bile iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Hikaye basit bir kurtarma operasyonu gibi başlasa da, yönetmen koltuğundaki deha bizi yavaş yavaş bir bilim kurgu kabusunun içine çekiyor. Eğer o dönemlerin o kendine has, çiğ ve dürüst sinema dilini özlediyseniz, doğru yerdesiniz. İnternetin dehlizlerinde Av izle araması yaparak bu klasiğe ulaşmak, modern sinemanın CGI yığınına karşı ruhunuzu dinlendirecek en iyi aktivitelerden biri olabilir. Bu film, ormanın sadece ağaçlardan oluşmadığını, bazen ağaçların bile sizi izleyen bir çift göz olduğunu kanıtlayan bir başyapıt.
Av Konusu
Filmin hikaye örgüsü, binbaşı Dutch liderliğindeki elit bir özel kuvvetler timinin etrafında şekilleniyor. CIA tarafından Güney Amerika’nın balta girmemiş ormanlarına gönderilen bu ekip, aslında bir rehine kurtarma operasyonu için orada bulunuyor. Görevlerini başarıyla yerine getirip, her şeyin bittiğini ve eve dönüş yoluna geçtiklerini düşündükleri anda işler rayından çıkmaya başlıyor. Ormanın derinliklerinde, insanın algılayamayacağı bir teknolojiye sahip, görünmez bir avcı onlarla oyun oynamaya başlıyor. Dutch ve ekibi, daha önce hiç karşılaşmadıkları bir tehditle karşı karşıyadır; bu düşman ne bir orduya benzer ne de bildikleri herhangi bir canlıya. Başlangıçta avcı konumunda olan komandolar, birer birer ava dönüşürken, hayatta kalmak için modern silahların değil, ilkel içgüdülerin ve zekanın gerektiğini anlıyoruz. Ormanın yeşili, yavaş yavaş kan kırmızısına bürünürken, ekibin bu görünmez ölüm makinesiyle olan amansız mücadelesi tam bir sinir harbine dönüşüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, günümüzün parlatılmış ve her sahnesi kusursuzca tasarlanmış aksiyon filmlerine baktıkça, bu filmin kıymetini daha iyi anlıyorum. Bana sorarsanız, bu film sadece bir aksiyon değil, maskülenliğin nasıl kırılgan bir yapıya dönüşebileceğinin de bir portresidir. Yönetmen John McTiernan, kamerayı öyle bir ustalıkla kullanıyor ki, ormanı adeta filmin bir diğer karakteri haline getiriyor. Arnold Schwarzenegger o dönem kariyerinin zirvesindeydi ve burada sadece kaslarını sergilemiyor, aynı zamanda çaresizliği ve korkuyu da çok sahici bir yerden veriyor. Ekipteki diğer isimler, Carl Weathers, Bill Duke ve özellikle o devasa cüssesiyle yaratığa hayat veren Kevin Peter Hall, kadronun ağırlığını hissettiriyor. Elpidia Carrillo ise o kaosun içindeki tek sivil gözlemci olarak harika bir denge unsuru. IMDb puanının 7.5 seviyelerinde kalması sizi yanıltmasın; bu puan aslında filmin bir ‘popüler kültür’ ürünü olarak görülmesinden kaynaklanıyor. Oysa bu film, teknik açıdan bakıldığında ses kullanımı, ritim ve gerilim inşası konusunda bir dâhilik barındırıyor. Filmin ortalarına kadar düşmanı tam olarak göstermemesi, ‘bilinmeyenden duyulan korku’ temasını harika işliyor. Yıllarını bu işe vermiş bir eleştirmen olarak söylüyorum; bu filmdeki pratik efektlerin gerçekçiliği, bugünün milyon dolarlık dijital efektlerinin çoğunu cebinden çıkarır. Karakterlerin birbirleriyle olan kimyası o kadar oturmuş ki, birinin ölümü sadece bir yan karakterin elenmesi değil, izleyici için bir kayıp haline geliyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer 80’lerin o meşhur, ter kokan, gerçek mekanlarda çekilen ve fiziksel oyunculuğun ön planda olduğu sinemasını seviyorsanız, bu filmi henüz izlememiş olmanızı büyük bir eksiklik olarak görürüm. Sadece aksiyon tutkunları değil, aynı zamanda bilim kurgu ve gerilim meraklıları da bu filmde aradıkları o tekinsiz havayı fazlasıyla bulacaklardır. Günümüzdeki gibi her şeyin gözümüze sokulmasından sıkılanlar, gizemin ve adım adım artan tansiyonun tadını çıkarmak isteyenler ekran başına geçmeli. Av, bir grup askerin bir uzaylıyla kapışmasından çok daha fazlası; insanın en çaresiz anında neye dönüşebileceğinin hikayesi. Hazırsanız, o sıcak ormanın nemini yüzünüzde hissetmeye başlayın. Play tuşuna bastığınız an, sadece bir film izlemeyeceksiniz, aynı zamanda sinema tarihinin en ikonik avlanma sahnelerine şahitlik edeceksiniz. Bakalım siz de Dutch gibi ‘kanıyorsa öldürülebilir’ diyebilecek misiniz?
























Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!