Beşikten Mezara
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Beşikten Mezara (Cradle 2 the Grave), milenyum başındaki o kendine has aksiyon estetiğini, sokak kültürünü ve dövüş sanatlarını tek bir potada eriten, üzerinden yıllar geçse de dinamizminden hiçbir şey kaybetmeyen bir yapım. Sinemanın sadece derin felsefi sorgulamalar değil, bazen sadece saf adrenalin ve eğlence için var olduğunu hatırlatan bu filmi, dürüst bir aksiyon arayışıyla Beşikten Mezara izle cümlesini zihninden geçiren her izleyici, aradığı o ham enerjiyi ekranında bulacak demektir. Burada karşımızda duran şey, sadece yumrukların havada uçuştuğu bir film değil; aynı zamanda hip-hop kültürünün sinemadaki o gürültülü ve parıltılı döneminin en net yansımalarından biri.
Yönetmen koltuğunda oturan Andrzej Bartkowiak, daha önceki işlerinden bildiğimiz o ritmik kurgu ve yüksek tempo anlayışını bu filmde de sonuna kadar koruyor. Film, başladığı andan itibaren seyirciye durup dinlenmesi için pek vakit tanımıyor. Aksiyonun merkezine oturan o kara elmasların peşindeki kovalamaca, hikayenin motorunu sürekli sıcak tutuyor. Ancak filmi asıl ayakta tutan şey, teknik detaylardan ziyade o dönemin ruhunu yansıtan oyuncu kadrosu ve bu kadronun yarattığı tezatlıkların uyumu.
Beşikten Mezara Konusu
Hikayenin merkezinde, işinde uzmanlaşmış bir hırsızlık şebekesinin lideri olan Tony Fait yer alıyor. Fait ve ekibi, son derece değerli ve nadir bulunan siyah elmasları ele geçirmek için kusursuz bir plan yapar. Soygun başarıyla sonuçlanır ancak bu elmaslar sadece maddi bir zenginlikten fazlasını vaat etmektedir ve peşindeki insanlar göründüğünden çok daha tehlikelidir. Fait elmasları elinde tuttuğunu sanırken, Tayvanlı istihbarat ajanı Su devreye girer. Su, bu elmasların uluslararası bir güvenlik tehdidi yarattığının farkındadır ve peşinde olduğu asıl isim Ling adındaki acımasız bir suçludur.
Olaylar, Ling’in Fait’in kızını kaçırmasıyla bambaşka bir boyuta evrilir. Kızı için dünyayı yakmaya hazır olan profesyonel bir hırsız ile görevini her şeyin önünde tutan disiplinli bir ajan, ortak bir düşmana karşı yan yana gelmek zorunda kalır. Normal şartlarda asla bir araya gelmeyecek bu iki farklı dünyanın insanı, Los Angeles sokaklarını altüst eden bir kovalamacanın içine düşer. Bir yanda sokakların kuralsızlığı, diğer yanda ise uzak doğu dövüş sanatlarının disiplini, kaçırılan bir çocuğu kurtarmak ve felaketi önlemek için birleşir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Beşikten Mezara, IMDb üzerindeki 6.1 puanının çok daha ötesinde bir seyir zevki sunuyor. Eğer beklentiniz Oscar alacak bir dram ya da beyin yakan bir kurgu değilse, bu film sizi bir an bile sıkmayacaktır. Filmin en büyük kozu olan Jet Li ve DMX ikilisi arasındaki o tuhaf kimya, ekranın her köşesine yayılıyor. Jet Li, o dönemdeki fiziksel formunun zirvesindeyken sergilediği koreografilerle izleyicinin gözünü kırpmasına engel oluyor. Özellikle kafes dövüşü sahnesi, kamera açılarından çok Jet Li’nin hızına ve ustalığına odaklanan yapısıyla türün meraklılarını mest edecek cinsten.
Diğer taraftan DMX, sahip olduğu o doğal karizma ve sert imajıyla filme ağırlığını koyuyor. Oyuncu olarak sunduğu o filtrelenmemiş sokak tavrı, karakterin çaresizliğini ve öfkesini hissetmenizi sağlıyor. Kadronun yan parçaları da yabana atılacak cinsten değil. Gabrielle Union, sahnelerde zarafetiyle değil, sertliğiyle de var olabileceğini kanıtlarken; Anthony Anderson ve Tom Arnold ikilisi, gerilimin tırmandığı anlarda bile yüzünüzde bir tebessüm oluşturmayı başarıyor. Filmin eksikleri yok mu? Elbette var. Bazı mantık hataları ve fizik kurallarını zorlayan sahneler göze çarpabilir ancak Andrzej Bartkowiak’ın yarattığı o yüksek tempolu atmosfer içinde bunları görmezden gelmek oldukça kolay.
Filmin müzikleri ise apayrı bir paragrafı hak ediyor. Dönemin rap ve hip-hop tınıları, dövüş sahnelerinin ritmiyle o kadar iyi uyuşmuş ki, sahneler bir noktadan sonra bir müzik klibi estetiğine bürünüyor. Bu durum bazen hikaye derinliğini gölgelese de, filmin vaat ettiği o ‘kentsel aksiyon’ temasını kusursuzca besliyor. Kötü adam karakterinin biraz sığ kalması ve bazı yan karakterlerin harcanması gibi durumlar filmin ritmini yer yer düşürse de, finaldeki hesaplaşma anı tüm bu eksikleri unutturacak kadar doyurucu bir şekilde tasarlanmış.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu film, özellikle 2000’lerin başındaki o samimi aksiyon sinemasını özleyenler için bulunmaz bir nimet. Eğer uzak doğu dövüş sanatlarının Hollywood’un sert sokak kültürüyle nasıl birleştiğini merak ediyorsanız veya sadece bir cumartesi gecesi zihninizi boşaltacak bir şeyler arıyorsanız doğru yerdesiniz. Karmaşık olay örgülerinden ziyade, net karakter motivasyonları ve iyi koreografi edilmiş dövüşler görmek isteyenleri kesinlikle memnun edecektir.
Daha çok gerçekçi sokak dramalarını veya psikolojik derinliği olan suç hikayelerini tercih edenler için bu yapım biraz ‘gürültülü’ gelebilir. Ancak Jet Li’nin yerçekimine meydan okuyan hareketlerini ve DMX’in o kendine has duruşunu sevenler, filmi bitirdiğinde zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaktır. Aksiyonun içine serpiştirilen mizah ve yüksek dozda testosteron arayan izleyici kitlesi, Beşikten Mezara’yı mutlaka izleme listesinin bir köşesinde bulundurmalı. Film, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, o eski dost gibi sizi her izlediğinizde aynı heyecanla karşılamaya hazır bir yapım olarak tozlu raflarda parlamaya devam ediyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!