Beşinci Güç
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Beşinci Güç, namıdiğer Le Cinquième Élément, doksanlı yılların o kendine has, hem çocuksu hem de dahi ruhunu en iyi temsil eden işlerin başında geliyor. Eğer kendinizi bir şekilde bu sayfanın içinde, kaliteli bir bilim kurgu arayışında bulduysanız ve internet ortamında Beşinci Güç izle aramasıyla bir yolculuğa çıkmaya niyetlendiyseniz, karşınıza çıkacak şeyin sıradan bir uzay macerası olmayacağını bilmelisiniz. Bu film, türünün o dönemdeki kasvetli ve karanlık gelecek tasvirlerine adeta bir başkaldırı gibi duruyor; renk paletini sonuna kadar zorlayan, kostümleriyle moda haftalarını kıskandıran ve karakterleriyle hafızalara kazınan bir evren sunuyor. İlk saniyesinden itibaren sizi içine çeken o tuhaf ama tanıdık atmosfer, izleyiciyi bir sonraki sahnede neyle karşılaşacağı konusunda sürekli tetikte tutuyor.
Beşinci Güç Konusu
Hikaye, yirmi üçüncü yüzyılın kaotik, gürültülü ve bir o kadar da büyüleyici New York şehrinde başlıyor. Dünya, her beş bin yılda bir uyanan ve amacı tüm yaşamı yok etmek olan saf bir kötülükle karşı karşıyadır. Bu devasa yıkımı durdurabilecek tek şey, kadim bir kehanette gizli olan beş elementin bir araya getirilmesidir. Toprak, su, hava ve ateş bilinen unsurlardır ancak beşinci elementin ne olduğu ve nerede saklandığı büyük bir sırdır. Olayların merkezinde ise eski bir özel kuvvetler askeri olan, şimdilerde ise uçan taksisinde hayata tutunmaya çalışan Korben Dallas yer alır. Korben’in monoton hayatı, gökyüzünden taksisinin içine düşen, turuncu saçlı ve dünyayı henüz tanımayan gizemli bir kadın olan Leeloo ile tamamen değişir. Leeloo, sadece bir kaçak değil, aynı zamanda dünyanın tek kurtuluş anahtarıdır. İkili, peşlerindeki paralı askerlerden, sinsi silah tüccarlarından ve yaklaşan karanlıktan kaçarken, insanlığın kaderini belirleyecek olan taşları bulmak için galaksiler arası bir koşturmacanın içine düşerler. Her şeyin bittiği sanılan bir noktada, sevginin ve fedakarlığın gücü en büyük sınavını verecektir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Luc Besson, bu filmle aslında çocukluk hayallerini beyaz perdeye aktarıyor ve bu samimiyet filmin her karesinde hissediliyor. Hollywood’un o dönemdeki steril aksiyon anlayışından çok uzak, daha Avrupai, daha cesur ve daha eğlenceli bir dille karşılaşıyoruz. Bruce Willis, o meşhur yorgun ama kararlı kahraman imajını burada zirveye taşıyor; sadece yumruklarıyla değil, mizahıyla da sahneyi dolduruyor. Ancak filmin asıl yıldızı, o dönem henüz yolun başında olan ve Leeloo karakterine kattığı o kırılgan ama bir o kadar da güçlü ifadeyle Milla Jovovich oluyor. Karşısında ise kötülüğü bir sanat formuna dönüştüren, her jestiyle ekranı kaplayan muazzam bir Gary Oldman var. Filmdeki Zorg karakteri, sıradan bir kötü adam olmanın çok ötesinde, motivasyonları ve tuhaflıklarıyla sinema tarihinin en özgün antagonistlerinden biri. IMDb puanının 7.6 olması, filmin sadece bir aksiyon değil, aynı zamanda kültürel bir fenomen olduğunun kanıtı niteliğinde. Ritim bir an bile düşmüyor; özellikle o meşhur opera sahnesi, müziğin ve kurgunun nasıl kusursuz bir uyum içinde olabileceğini kanıtlıyor. Ian Holm’un canlandırdığı rahip karakteri hikayeye gereken spiritüel derinliği katarken, Chris Tucker’ın hayat verdiği Ruby Rhod karakteri, absürtlüğün sınırlarını zorlayarak izleyiciyi şaşırtmayı başarıyor. Teknik açıdan bakıldığında, 1997 yapımı olmasına rağmen pratik efektlerin ve makyajların başarısı, günümüzün ruhsuz dijital dünyasına taş çıkaracak nitelikte. Film, izleyiciye bir gelecek vaat ederken bunu sadece teknolojiyle değil, insan duygularıyla harmanlayarak yapıyor. Bazı sahnelerdeki aşırıya kaçan teatral oyunculuklar ilk bakışta yorucu gelebilir ama filmin o kendine has, hafif grotesk yapısı içinde bu tercihler bir süre sonra taşların yerine oturmasını sağlıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer bilim kurgu türünün sadece ciddi ve soğuk teorilerden ibaret olduğunu düşünüyorsanız, bu film fikrinizi değiştirmek için en iyi seçenek. Teknolojik detaylardan ziyade karakterlerin duygusal yolculuğuna ve görsel estetiğe önem verenlerin bu yapımdan büyük keyif alacağı kesin. Modern sinemanın grileşmiş, tekdüzeleşmiş kahramanlarından sıkılanlar için Korben Dallas’ın o insani ve hafif sakar kahramanlığı taze bir nefes gibi gelecektir. Ayrıca, kostüm tasarımı ve dünya inşası konusunda vizyoner işler görmeyi seven, detaylarda kaybolmaktan hoşlanan sanat tutkunları için de hazine değerinde bir film. Aksiyonun içine serpiştirilmiş zekice mizahı ve absürt durumları sevenler, özellikle Ruby Rhod’un sahnelerinde kahkaha ile şaşkınlık arasında gidip gelebilirler. Saf bir iyi-kötü çatışması izlemek ama bunu yaparken de yaratıcılığın sınırlarının zorlandığını görmek isteyen herkes için bu yapım, zamanın eskitemediği bir kaçış yolu sunuyor. İçindeki umut ışığını kaybetmeyen, insanlığın en büyük gücünün ne olduğunu merak eden ve bunu yaparken de büyük bir eğlencenin parçası olmak isteyenlerin listesinde bu eser mutlaka yer almalı.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!