Beterböcek Beterböcek
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Beterböcek Beterböcek (Beetlejuice Beetlejuice 2024), yıllar sonra kapımızı çalan o tuhaf ve eğlenceli hayalet hikayesinin geri dönüşünü simgeliyor. İlk filmin üzerinden geçen onca zamandan sonra, o bildiğimiz kaotik ve absürt ruhu kaybetmeden karşımıza çıkması gerçekten takdir edilesi. Zaten Beterböcek Beterböcek izle seçeneğini değerlendirenlerin çoğu, o eski karanlık ama komik atmosferin peşine düşüyor. Bu yapım, nostaljiyi sadece bir pazarlama aracı olarak kullanmak yerine, o ruhu yeni bir hikaye ile canlandırmayı deniyor. Deetz ailesinin hikayesini bıraktığımız yerden, ama çok daha farklı bir olgunluk seviyesinden devralıyoruz. Film başladığı andan itibaren o meşhur gotik havayı, tozlu tavan aralarını ve öbür dünyanın o kendine has renkli kargaşasını önümüze seriyor. Yönetmenin o meşhur çizgileri, garip yaratıkları ve ölümü bile eğlenceli kılan bakış açısı her sahnede kendini hissettiriyor. Bu sadece bir devam filmi değil, aynı zamanda geçmişle bugünün çarpışması gibi duruyor. Karakterlerin arasındaki o gergin ama bir o kadar da bağlayıcı ilişki, izleyiciyi hemen içine çekiyor. Sinema dünyasında sıkça gördüğümüz o ruhsuz, sadece ticari amaçlı devam filmlerinden ayrıldığı nokta, hikayenin hala bir kalbinin olması ve o tuhaf, çarpık neşesini korumasıdır. İlk saniyeden itibaren bizi karşılayan o tanıdık melodi ve atmosfer, aslında ne kadar büyük bir karmaşanın içine düşeceğimizin habercisi oluyor.
Beterböcek Beterböcek Konusu
Deetz ailesinin üç kuşağı, beklenmedik ve sarsıcı bir aile trajedisinin ardından yeniden Winter River’daki o eski, tekinsiz eve dönmek zorunda kalıyor. Lydia Deetz artık kendi kızı Astrid ile başı dertte olan bir anne olarak karşımıza çıkıyor. Astrid, annesinin geçmişte yaşadığı o meşhur hayaletli olayları ve Beterböcek ile olan travmatik anılarını sadece uydurma hikayeler olarak görüyor. Ancak bu geri dönüş, sandıklarından çok daha büyük olayları tetikliyor. Astrid, tavan arasında keşfettiği o meşhur kasaba maketinin sadece bir oyuncak olmadığını, Öbür Dünya’ya açılan gerçek bir kapı olduğunu fark ettiğinde işler çığrından çıkıyor. Genç kızın meraka kapılıp bu gizemli geçidi kazara açmasıyla birlikte, iki dünya arasındaki o ince sınır ortadan kalkıyor. Hem yaşayanların dünyasında hem de Öbür Dünya’da büyük sorunlar baş gösterirken, Lydia eski düşmanı ve belki de tek kurtuluş yolu olan o yaramaz iblisin adını anmak zorunda kalıyor. O meşhur ismi üç kez söylemek, kaosu ve karmaşayı yeniden serbest bırakmak anlamına geliyor. Beterböcek, kendi planları ve bitmek bilmeyen enerjisiyle geri dönerken, her iki âlemde de büyük bir hesaplaşma başlıyor. Karakterlerin kendi içsel çatışmaları, ölülerle yaşayanlar arasındaki bu absürt mücadelenin tam göbeğinde yer alıyor. Hikaye ilerledikçe, aile bağlarının ne kadar güçlü ya da ne kadar kırılgan olduğu, bu doğaüstü olayların ışığında tek tek ortaya dökülüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen Tim Burton, bu filmle kendi özüne, o sevdiğimiz el yapımı efekt estetiğine geri dönüş yapmış. Dijital efektlerin boğucu dünyasına kapılmadan, gerçek maketler ve makyajlarla o eski tadı yakalamış olması filmin en büyük başarısı. Michael Keaton, aradan yıllar geçmemiş gibi o meşhur karakterine bürünüyor; her hareketi, her esprisi hala aynı çiğlikte ve eğlencede. Winona Ryder, Lydia’nın o melankolik ve tedirgin ruh halini çok iyi korumuş, karakterin büyümesini ama aynı zamanda geçmişin gölgelerinden kurtulamayışını başarıyla yansıtmıyor. Yeni nesil temsilcisi Jenna Ortega, Astrid karakterinde hiç sırıtmıyor; annesiyle olan çatışmaları ve o soğukkanlı duruşu filme farklı bir dinamik katmış. Catherine O’Hara ise yine o aşırı dramatik ve komik performansıyla her sahneyi parlatıyor. Ancak Justin Theroux tarafından canlandırılan bazı karakterlerin hikaye içindeki yeri bazen ana olaydan kopuk kalabiliyor. Filmin eleştirilecek yanlarından biri, çok fazla yan hikayeyi aynı anda anlatmaya çalışması. Bu durum bazen tempoyu gereksiz yere düşürüyor. IMDb puanı olan 6.9, tam olarak bu durumu özetliyor; çok iyi sahneler var ama bütüne bakınca bazı boşluklar hissediliyor. Yine de yaratık tasarımları, kostümler ve o bildiğimiz gotik atmosfer, filmin eksiklerini büyük ölçüde kapatıyor. Mantık hataları veya bazı karakterlerin derinleşememesi gibi sorunlar olsa da, karakterlerin birbiriyle olan o samimi kimyası hikayeyi ayakta tutmayı başarıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu yapım, her şeyden önce seksenli yılların o kendine has fantastik dünyasına hayran olanlar için bir armağan niteliğinde. Eğer absürt mizah ile hafif bir korku atmosferinin iç içe geçmesinden keyif alıyorsanız, bu hikaye sizi kesinlikle tatmin edecektir. Aile bağlarının, anne-kız çatışmalarının alışılmadık ve doğaüstü bir kurguyla nasıl işlendiğini merak edenler bu maceraya dahil olmalı. Özellikle gotik temalı yapımları, siyah mizahı ve yönetmenin o imza dokunuşlarını özleyen izleyiciler aradıklarını fazlasıyla bulacaklar. Diğer yandan, çok ciddi ve ağır ilerleyen sanat filmlerinden hoşlananlar veya her şeyi mantık çerçevesine oturtmaya çalışan izleyiciler bu kaotik dünyadan pek hoşlanmayabilirler. Sadece yüksek aksiyon veya modern korku sahneleri bekleyenler için de hayal kırıklığı olabilir; çünkü buradaki asıl mesele o tuhaf atmosferin ve karakterlerin absürt hallerinin tadını çıkarmaktır. Eğer gerçek dünyadan biraz kopup, kuralların işlemediği, ölülerin bile dertlerinin olduğu o renkli kargaşaya dahil olmak istiyorsanız, bu yolculuğa çıkmaya değer. Sadece eğlenmek ve biraz da o eski sinema günlerini hatırlamak isteyenler için bu yapım doğru bir nevi güvenli liman görevi görüyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!