Beyaz Tanrı
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Beyaz Tanrı (2014) ya da orijinal ismiyle Fehér Isten, insanın evcilleştirdiği canlıya karşı takındığı o üstenci ve acımasız tavrı yüzüne bir tokat gibi çarpan, sarsıcı bir yapım. Sinema dünyasında hayvanların merkezde olduğu hikayeler genelde duygusal bir sömürüye ya da aşırı romantize edilmiş dostluklara dayanır ama bu film tüm bu ezberleri bir kenara itiyor. Bir köpeğin gözünden dünyaya bakmanın, dışlanmanın ve hayatta kalma içgüdüsünün ne kadar vahşi olabileceğini kanıtlayan bu eseri keşfetmek isteyenler için Beyaz Tanrı izle seçeneği, sıradan bir film seyretmekten çok daha derin bir yüzleşme vaat ediyor. Macar sinemasının kendine has karanlık, gri ve son derece gerçekçi dokusunu iliklerinize kadar hissettiren yapım, aslında sadece bir köpeğin macerasından ziyade, toplumun ötekileştirdiklerine karşı uyguladığı sistematik şiddetin ve bu şiddetin doğurduğu kaçınılmaz isyanın bir temsili niteliğinde. Rahatsız edici ama bir o kadar da göz ardı edilemeyecek bir dürüstlüğe sahip olan bu film, izleyiciyi konfor alanından çıkarıp sokağın sert ve tavizsiz gerçeğiyle baş başa bırakıyor. İlk sahnesinden son anına kadar atmosferindeki o gerginliği korumayı başaran yapım, modern bir fabl tadında ilerlerken aslında insanlığın en karanlık köşelerine ayna tutuyor.
Beyaz Tanrı Konusu
On üç yaşındaki Lili’nin hayatı, annesinin bir süreliğine yurt dışına çıkmasıyla altüst olur. Yanında sadece en yakın dostu, her şeyini paylaştığı köpeği Hagen vardır. Ancak babasının yanına taşındığında, Lili hiç beklemediği bir duvarla karşılaşır. Macaristan’da yeni yürürlüğe giren bir yasa, melez köpeklerin sahiplerine ağır vergiler getirmekte ve bu köpeklerin kayıt altına alınmasını zorunlu kılmaktadır. Lili’nin babası, zaten zoraki kabul ettiği kızının köpeğiyle uğraşmak istemez. Aralarındaki gerilim tırmandıkça, babanın sabrı taşar ve Hagen’i şehrin ortasında, kalabalık bir otoyolun kenarında terk eder. Lili çaresizce, tüm şehri sokak sokak gezerek dostunu aramaya başlar ama Hagen için artık çok farklı bir hayatta kalma savaşı başlamıştır. Evin sıcaklığından, bir çocuğun masum sevgisinden koparılan Hagen, sokakların acımasız kurallarıyla tanışır. Diğer köpeklerle girdiği hakimiyet mücadelesi, onu önce barınakların soğuk duvarlarına, sonra da insanların kirli eğlence aracı olarak gördüğü kanlı köpek dövüşü arenalarına sürükler. Ancak Hagen, sadece bir kurban olmayı reddeder. Maruz kaldığı her türlü zulüm, onun içindeki uysal köpeği öldürürken yerine intikam ateşiyle yanan bir lider doğurur. Hagen, uğradığı haksızlıkların hesabını sormak için kendisine benzeyen yüzlerce sahipsiz köpeği peşine takarak şehre karşı büyük bir başkaldırı başlatır. Bu isyan, sadece bir hayvanın değil, susturulan ve ezilen her canlının sessiz çığlığının bir kükremeye dönüşmesidir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen Kornél Mundruczó, sinema tarihinde eşine az rastlanır bir cesaret sergileyerek karşımıza çıkıyor. Bilgisayar efektlerinin her şeyi ele geçirdiği bir dönemde, yüzlerce gerçek köpeği bir arada koşturarak ve onlara komut vererek çekim yapması, filmin inandırıcılığını ve çiğ gerçekliğini zirveye taşıyor. Başroldeki Zsófia Psotta, bir çocuğun saf sevgisini ve yaşadığı büyük hayal kırıklığını o kadar doğal bir yerden yansıtıyor ki, izlerken Lili’nin çaresizliği kalbinize oturuyor. Hagen rolündeki köpekler Luke ve Body ise, bir insanın verebileceği duygusal tepkilerin çok ötesinde, sadece bakışlarıyla hikayeyi omuzluyorlar. Filmin insan tarafında ise Sándor Zsótér ve Szabolcs Thuróczy, bencilliği ve toplumun kayıtsızlığını başarıyla sergiliyor. IMDb puanı olan 6.6, aslında bu yapımın ne kadar zorlayıcı ve alışılagelmişin dışında olduğunun bir kanıtı. Bazı anlarda şiddetin dozu o kadar artıyor ki, insanın midesine kramplar girebiliyor. Filmin orta bölümündeki dövüş sahneleri ve köpeklerin maruz kaldığı eğitim süreçleri, izleyiciyi insanlığından utandıracak kadar sert. Ancak yönetmen bu sertliği boş bir gösteriş için değil, seyircinin empati kurmasını sağlamak için kullanıyor. Müziklerin o gergin atmosferle uyumu, kameranın sürekli köpeklerin boy hizasında dolaşması bizi onların dünyasına hapsediyor. Hikayenin bazı kısımlarında tesadüflerin hızı biraz aksasa da, genel anlamda anlatmak istediği o sınıf çatışması ve faşizm eleştirisi bu pürüzleri örtüyor. Bu film, bir hayvanın sevimliliği üzerine kurulu değil; bir canlının haysiyet mücadelesi üzerine kurulu.
Beyaz Tanrı Filmini Kimler İzlemeli?
Sıradan bir macera ya da sonunda herkesin mutlu olduğu bir aile filmi arıyorsanız, bu yapım sizi fazlasıyla sarsabilir ve hayal kırıklığına uğratabilir. Ancak toplumsal hiyerarşiyi, faşizmin ayak seslerini ve öteki olmanın ne demek olduğunu sert bir metafor üzerinden okumayı sevenler için bu film tam bir hazine. İnsan psikolojisinin karanlık dehlizlerine girmeyi, güç dengelerinin nasıl bir anda değişebileceğini ve merhametin bittiği yerde vahşetin nasıl başladığını merak eden sinemaseverler bu yapımdan çok etkilenecektir. Özellikle gerçek mekan kullanımı ve bilgisayar efektiyle yaratılmış sahteliklerden uzak duran saf sinema dilini özleyenler, Kornél Mundruczó’nun kurduğu bu kaotik düzende aradığını bulacaktır. Hayvan hakları konusunda hassas olan ama gerçeklerin can yakıcı taraflarını da görmek isteyenler için bu yapım bir uyanış çağrısı niteliğinde. Öte yandan, hayvanlara uygulanan şiddet içeren sahneleri izlemeye tahammülü olmayanların bu filme karşı temkinli yaklaşması gerekiyor; çünkü film sizi bilerek rahatsız ediyor, yerinizde kıvranmanızı istiyor. Eğer bir hikaye sizi konfor alanınızdan söküp almıyorsa, o hikaye yeterince samimi değildir felsefesini savunanlardansanız, bu yapım sizin için unutulmazlar arasına girecek. Adaletsizliğe karşı sessiz kalmanın ağır sonuçlarını ve doğanın insandan intikamını nasıl alabileceğini düşünmek, bu konuda kafa yormak isteyen her izleyici bu eseri mutlaka listesine dahil etmeli. Bu sadece bir film değil, aynı zamanda toplumun görmezden geldiği tüm varlıklara verilmiş bir ses, bir özür ve bir başkaldırıdır.















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!