Canavar
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Canavar (Cloverfield 2008) sinema tarihinin en gürültülü, en kaotik ve en çok tartışılan yapımlarından biri olarak yıllardır yerini koruyor. Orijinal adıyla Cloverfield, izleyiciyi Manhattan’ın göbeğinde, sıradan bir veda partisinin tam ortasında yakalıyor ve hiçbir hazırlık payı bırakmadan büyük bir felaketin içine fırlatıyor. Bir kriz anında insan psikolojisinin ne kadar hızlı çözüldüğünü ve hayatta kalma içgüdüsünün mantığın önüne nasıl geçtiğini görmek adına Canavar izle arayışına girenler, karşılarında klasik bir kahramanlık öyküsü değil, titreyen bir kamera merceğinden yansıyan çiğ bir korku bulacaklar. Yapım, devasa bir yıkımı geniş açılarla ve görkemli orkestral müziklerle sunmak yerine, sokaktaki insanın kısıtlı görüş açısına hapsolmayı seçiyor. Bu tercih, hikayeyi uzak bir fantezi olmaktan çıkarıp, her an herkesin başına gelebilecek bir felaket senaryosu gibi hissettiriyor. Belirsizliğin yarattığı o tekinsiz hava, ilk dakikalardan itibaren insanın ensesinde soğuk bir nefes gibi dolaşmaya başlıyor. Kurgunun gerçeklikten beslendiği bu atmosfer, izleyiciyi koltuğuna çivilemekten ziyade, olayların geçtiği tozlu sokaklarda koşturuyormuş gibi hissettiren bir fiziksel ağırlığa sahip.
Canavar Konusu
Hikayenin merkezinde, Rob isimli karakterin Japonya’ya taşınmadan önce arkadaşları tarafından düzenlenen veda partisi yer alıyor. Rob’un hayatındaki duygusal boşluklar ve Beth ile olan karmaşık ilişkisi, partinin ana gündem maddesiyken, kentin üzerine çöken karanlık bir gürültü her şeyi bir anda yerle bir ediyor. New York caddelerini sarsan patlamalar ve gökyüzünden yağan devasa moloz yığınları, partideki neşeli havayı saniyeler içinde bir can pazarına dönüştürüyor. Özgürlük Heykeli’nin başının bir top güllesi gibi caddeye savrulması, yaşanan felaketin boyutlarını gösteren en net ve unutulmaz kırılma anı olarak hafızalara kazınıyor. Rob, yanındaki küçük bir grup arkadaşıyla birlikte şehirden kaçmaya çalışırken, aldığı bir mesajla rotasını felaketin tam merkezine, mahsur kalan Beth’i kurtarmaya doğru çeviriyor. Yan karakterlerin bu süreçteki motivasyonları sadece arkadaşlarına yardım etmek değil, aynı zamanda o bilinmezliğin ortasında tek başlarına kalmamanın verdiği dehşetli bir ihtiyaçtır. Hud karakterinin elinde tuttuğu el kamerası, tüm bu dehşeti kaydetmekten öte, olayları anlamlandırmaya çalışan bir tanığın gözü işlevi görüyor. Her köşe başında neyle karşılaşacaklarını bilmeden ilerleyen bu gençlerin yaşadığı gerilim, seyirciyi de o dar koridorlara, karanlık metro tünellerine ve yıkılmak üzere olan gökdelenlerin arasına hapsediyor. Filmin sonuna kadar tehdidin ne olduğunu veya nereden geldiğini tam olarak kavrayamıyor oluşumuz, hikayenin yarattığı belirsizlik duygusunu daha da körüklüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Matt Reeves, o dönem için oldukça riskli bir teknik olan buluntu film (found footage) yöntemini kullanarak, seyirciyi olay yerinin pasif bir gözlemcisi değil, aktif bir kurbanı haline getirmeyi başarıyor. Kamera sarsıntıları bazen yorucu olsa da, bu durum filmin çiğ ve filtresiz ruhunu besleyen en önemli damar. Başrollerde yer alan Michael Stahl-David, T.J. Miller, Lizzy Caplan, Jessica Lucas ve Mike Vogel, performanslarıyla profesyonel oyunculuktan ziyade o anı gerçekten yaşayan panik içindeki sivil halk gibi duruyorlar. Özellikle T.J. Miller tarafından canlandırılan Hud karakterinin kamerayı tutarken yaptığı amatörce ve yer yer absürt yorumlar, yapımın o gergin havasına tuhaf bir gerçekçilik katıyor. Lizzy Caplan‘ın karakterindeki o sarsıcı değişimler ve Jessica Lucas‘ın yüzüne oturan derin çaresizlik, hikayenin duygusal yükünü omuzluyor. Ancak yapımın en büyük açmazı, karakter derinliğinin olayların hızına ve gürültüsüne kurban edilmesi. Bazı anlarda karakterlerin aldığı mantık dışı kararlar, izleyiciyi karakterlerle bağ kurmak yerine onlara kızmaya itebiliyor. IMDb üzerindeki 6.7 puanı, filmin herkese hitap etmeyen yapısının ve teknik tercihlerinin bir yansıması. Bu puan, yapımın kusursuz olmadığını ancak kendi türünde çok sağlam ve cesur bir duruş sergilediğini tescilliyor. Ses tasarımı ve yaratık tasvirleri, yapım yılının teknolojisi düşünüldüğünde bile hala taze ve sarsıcı durmayı başarıyor. Reeves, cevaplar vermektense izleyiciyi cevapsız sorularla o kaosun içinde bırakmayı tercih ederek riskli ama akılda kalıcı bir işe imza atmış.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Canavar, her şeyin mantıklı bir zemine oturtulduğu, her sorunun bir cevabı olduğu geleneksel sinema kalıplarından yorulanlar için oldukça etkileyici bir seçenek. Eğer olayları bir süper kahramanın kusursuz planları üzerinden değil, sıradan bir insanın sınırlı algısı üzerinden izlemek istiyorsanız bu hikaye size hitap ediyor demektir. Klostrofobik dar alanlarda geçen sahnelerden ve karanlığın içinden ne çıkacağını bilmemenin verdiği o sinir bozucu, tekinsiz gerginlikten hoşlanan izleyiciler, bu kurgudan büyük keyif alacaktır. Psikolojik olarak bir felaket anındaki insan tepkilerini en ham haliyle gözlemlemek isteyenler için bu yapım bir laboratuvar niteliği taşıyor. Buna karşın, hızlı ve sarsıntılı kamera hareketlerinden rahatsız olan, fiziksel olarak mide bulantısı veya baş dönmesi gibi hassasiyetleri bulunan izleyicilerin bu yapımdan kesinlikle uzak durması gerekir. Ayrıca, her şeyin net bir mantığa büründüğü, yaratığın geçmişinin ve biyografisinin anlatıldığı klasik bir canavar filmi bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Bu, bir zafer veya kurtuluş öyküsü değil; sadece o korkunç gecede hayatta kalmaya çalışan bir avuç insanın çırpınışıdır. Sonu belirsiz hikayelerden ve havada kalan finallerden nefret edenlerin de beklentilerini çok yüksek tutmaması doğru bir yaklaşım olacaktır.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!