Çığlık 2
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Çığlık 2, ilk filmin o yerleşik kuralları yıkan, korku türüyle dalga geçerken aslında türün kendisini yeniden tanımlayan başarısının ardından gelen, belki de sinema tarihinin en dürüst devam filmlerinden biri. Wes Craven koltuğuna oturduğunda, karşımızda sadece maskeli bir katilin peşinden koşan gençler yok; aksine, bir devam filminin nasıl olması gerektiğini, bizzat o devam filminin içinde tartışan bir yapı var. Sahne ışıkları yandığında ve o meşhur Ghostface maskesi tekrar göründüğünde, nabzın hızlanmaması imkansız. Eğer türün meraklısıysanız ve nostaljiyle gerilimi harmanlamak isterseniz Çığlık 2 izle seçeneği sizi doğrudan 90’ların o kendine has, biraz kaotik biraz da zeki dünyasına götürecektir. Film, bir sinema salonunda, kurgusal bir korku filmini izleyen kalabalığın içinde işlenen cinayetle başlarken aslında bize şunu söylüyor: Artık hiçbir yer güvenli değil, sinemanın kendisi bile.
Wes Craven, bu filmle seyirciyi sadece korkutmayı değil, aynı zamanda medyanın şiddetle olan hastalıklı ilişkisini de kurcalamayı hedefliyor. Sidney Prescott’ın peşini bırakmayan o karanlık gölge, bu sefer üniversite kampüsünün kalabalığına sızıyor. İlk filmdeki travmaları henüz atlatamamış bir kadının, kendisini bir anda bir taklitçinin hedefinde bulması, hikayenin motorunu çalıştıran asıl güç. Ancak bu sadece bir kedi fare oyunu değil. Cinayetler, bir önceki Woodsboro katliamını temel alan ‘Bıçak Sırtı’ filminin galasında başlıyor ve olaylar zinciri, kurmaca ile gerçeklik arasındaki çizginin nasıl inceldiğini gösteren bir domino etkisine dönüşüyor. Her kurban, bir sonraki hamlenin habercisi olurken, katilin kimliği hakkındaki belirsizlik izleyiciyi sürekli diken üstünde tutan bir bulmacaya hapsediyor.
Çığlık 2 Konusu
Sidney Prescott için hayat, üniversiteye geçişle beraber yeni bir sayfa açmak anlamına geliyordu. Ancak geçmişin hayaletleri, özellikle de maske takan ve ses değiştirici kullanan türden hayaletler, kolay kolay peşinizi bırakmaz. Hikayemiz, Sidney’in okulunda meydana gelen kanlı bir cinayetle fitilleniyor. Bu seferki katil, ilk filmdeki olayları harfi harfine takip eden, hatta onları bir adım öteye taşımayı kafasına koymuş bir taklitçi. Olaylar patlak verdiğinde, eski dostlar da bir bir sahneye çıkmaya başlıyor. Şöhret peşindeki hırslı gazeteci Gale Weathers ve her daim iyi niyetli ama biraz hırpalanmış polis memuru Dewey, Sidney’in yanında yer alıyor. Fakat bu sefer çevrelerindeki insanlar yeni, şüpheler ise daha derin.
Filmdeki temel çıkmaz, güvenin tamamen ortadan kalktığı bir ortamda hayatta kalma mücadelesi. Herkesin bir şüpheliye dönüşebileceği bu atmosferde, karakterlerin arasındaki dinamikler sürekli değişiyor. Yeni tanışılan arkadaşlar, hırslı öğrenciler ve hatta en yakınındakiler bile potansiyel birer katil adayı. Olaylar ilerledikçe, katilin sadece Sidney’i öldürmek istemediği, aynı zamanda onun hayatını trajik bir tiyatro oyununa çevirmeye çalıştığı anlaşılıyor. Her telefon zili, yeni bir kurbanın ve çözülmesi gereken bir başka bilmecenin habercisi oluyor. Hikaye, kendi kuralları olan ve bu kuralları izleyicinin gözüne sokarak yıkan bir kurgu labirentine dönüşüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Eğrisiyle doğrusuyla konuşalım, bir devam filminin ilk filmin üzerine ne katabileceği her zaman büyük bir tartışma konusudur. Wes Craven, bu riskin farkında olduğu için filmin içine ‘devam filmlerinin laneti’ üzerine uzun bir sahne yerleştirmiş. Bu bile yönetmenin zekasını ve türe olan hakimiyetini gösteriyor. IMDb puanının 6.5 seviyelerinde kalması bana kalırsa bu yapıma yapılan büyük bir haksızlık. Çünkü bu film, sadece bir slasher değil; aynı zamanda türün kendi anatomisini çıkaran bir cerrah edasında. Neve Campbell, Sidney karakterine öyle bir derinlik katıyor ki, onun sadece bir kurban değil, her saldırıda biraz daha sertleşen bir savaşçı olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Courteney Cox ve David Arquette arasındaki o tuhaf, çekişmeli ama samimi enerji, filmin gergin havasına insani bir soluk getiriyor. Özellikle Gale Weathers karakterinin o bencil ama bir noktada vicdanıyla hesaplaşan hali, senaryonun ne kadar katmanlı yazıldığının kanıtı. Yeni yüzlerden Jerry O’Connell ve Timothy Olyphant gibi isimlerin performansları da hikayeye dinamizm katmış. Açık konuşmak gerekirse, filmin ritmi bazen ilkine göre biraz daha dağınık gelebilir ama o meşhur ‘kurallar’ sekansı ve finaldeki sahneleme başarısı bu açığı fazlasıyla kapatıyor. Buradaki asıl mesele, katilin kim olduğundan ziyade, bu şiddet sarmalının toplumdaki ve medyadaki yansıması. Craven, seyirciyi de bu suç ortaklığının içine çekmeyi çok iyi biliyor.
Filmdeki kovalamaca sahneleri, özellikle ses geçirmez kayıt odasındaki o gerilimli anlar, bir yönetmenlik dersi niteliğinde. Teknik bir formülden bahsetmiyorum, sahnenin içindeki o saf korku ve çaresizlik hissinin izleyiciye geçmesinden bahsediyorum. IMDb puanına aldanıp ‘sıradan bir devam filmi’ deyip geçmek büyük bir hata olur. Bu film, türünün en parlak örneklerinden biri olmaya devam ediyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer korku sinemasının sadece kan ve çığlıktan ibaret olmadığını, aynı zamanda zekice kurgulanmış birer oyun olduğunu düşünüyorsanız, bu yapım tam size göre. Türün klişeleriyle dalga geçen, meta-anlatıları seven ve 90’ların o kendine has dokusunu özleyen herkes bu filmi listesinin başına almalı. Özellikle ‘Katil kim?’ bulmacasını çözmekten hoşlanan ve sinema üzerine kafa yoran izleyiciler için Çığlık 2, gerçek bir hazine değeri taşıyor. Ancak ‘Ben sadece düz bir aksiyon arıyorum, alt metinlerle veya türün kurallarıyla işim olmaz’ diyenlerdenseniz, bu filmin gevezeliği size biraz fazla gelebilir.
Ayrıca, karakter gelişimine önem veren ve bir kahramanın travmalarıyla nasıl yüzleştiğini görmek isteyen dram severler bile bu slasher ambalajının altında aradığını bulabilir. Mantık hataları aramaktan ziyade, filmin sunduğu o eğlenceli ve karanlık lunaparkın tadını çıkarmak isteyenler ekran başından büyük bir tatminle kalkacaktır. Bu, sadece bir korku filmi değil; sinemanın kendisine yazılmış, biraz sert, biraz kanlı ama kesinlikle çok zeki bir aşk mektubu.






















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!