Çılgın Aptal Aşk
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Çılgın Aptal Aşk, modern ilişkilerin ne kadar saçma sapan bir hal alabileceğini gösteren, o bildiğiniz toz pembe Hollywood masallarından çok daha gerçekçi bir yumruk gibi karşımızda duruyor. Bir adamın tüm hayatını adadığı evliliğinin, bir akşam yemeği sırasında ağzından dökülen iki kelimeyle nasıl tuzla buz olduğunu izlerken kendinizi “Ben olsam ne yapardım?” sorusunu sorarken buluyorsunuz. Eğer zamanınızı gerçekten kaliteli bir senaryoya ayırmak istiyorsanız, internette Çılgın Aptal Aşk izle araması yapıp karşınıza çıkan o ilk linke tıklamadan önce bu filmin sadece bir güldürü olmadığını anlamanız gerekiyor. Yönetmen koltuğunda oturan Glenn Ficarra ve John Requa, seyirciyi sadece kahkahaya boğmayı değil, aynı zamanda karakterlerin düştüğü o zavallı ama bir o kadar da insani durumlarla empati kurdurmayı hedefliyor. Kadro ise başlı başına bir gövde gösterisi niteliğinde; Steve Carell, Ryan Gosling, Julianne Moore ve Emma Stone gibi isimlerin bir araya gelip de kötü bir iş çıkarma ihtimali zaten matematiksel olarak oldukça düşük. Film, klişelerin etrafından dolanmak yerine o klişeleri alıp suratımıza çarpıyor ve bunu yaparken bir an bile tempoyu düşürmüyor.
Çılgın Aptal Aşk Konusu
Cal Weaver için dünya, karısı Emily’nin onu aldattığını ve boşanmak istediğini söylediği an durur. Kırk yaşından sonra, modası geçmiş kıyafetleri ve sıfır özgüveniyle kendini bir anda bekar hayatının vahşi ormanında bulur. Ancak bu ormanda ona rehberlik edecek kişi, barda tesadüfen tanıştığı ve hayatını kadınları tavlamaya adamış olan genç Jacob Palmer olacaktır. Jacob, Cal’ı baştan aşağı yenilemeye, ona modern flört dünyasının sert kurallarını öğretmeye ve bir nevi onu yeniden bir erkek olarak inşa etmeye başlar. Fakat hikaye burada sadece bir dış görünüş değişimi veya çapkınlık öyküsü olarak kalmıyor; Cal’ın ergenlik sancıları çeken oğlu, eşi Emily ile olan kopmayan sancılı bağları ve Jacob’ın kendi dünyasında karşısına çıkan, sarsılmaz kalelerini yıkan beklenmedik engellerle işler iyice sarpa sarıyor. Her karakterin kendi içinde yaşadığı o tuhaf aşk sarmalı, filmin ortasında öyle bir noktada kesişiyor ki, o andan itibaren olayların nereye varacağını tahmin etmek imkansız hale geliyor. Kimin eli kimin cebinde dedirten, ama her bağın altında yatan o saf duyguyu hissettiren bu karmaşa, filmi türdeşlerinden ayıran en büyük fark olarak öne çıkıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
IMDb üzerindeki 7.3 puanı bu yapım için oldukça mütevazı bir rakam, hatta türü içindeki diğer yapımlarla kıyaslandığında bu işin çok daha fazlasını hak ettiğini söyleyebilirim. Steve Carell, o kendine has, biraz ezik ama çokça içten oyunculuğuyla Cal karakterine can verirken, Ryan Gosling ise karizmanın bir insanda nasıl bu kadar eğreti durmadan oturabildiğini kanıtlıyor. Ancak filmin asıl gücü bu ikilinin arasındaki kimyadan ziyade, senaryonun dürüstlüğünde yatıyor. Kimse kusursuz değil, kimse tamamen haksız değil. Julianne Moore, aldatan eş rolünde bile karakterine öyle bir derinlik katıyor ki, ona kızmakla hak vermek arasında gidip geliyorsunuz. Emma Stone ise henüz kariyerinin o taze dönemlerinde bile ekrandan taşan bir enerjiye sahip. Filmin ritmi, bir davulun vuruşları gibi senkronize ilerliyor. Bazı sahnelerdeki aşırı rastlantısallık göze batsa da, filmin samimiyeti bu teknik pürüzleri kolayca örtmeyi başarıyor. Diyaloglar keskin, espriler ise zorlama olmaktan çok uzak; tam olarak hayatın içinden, en beklenmedik anlarda fışkırıyor. Yönetmenler Glenn Ficarra ve John Requa, romantizmi bir süs eşyası gibi değil, kanayan ve bazen de güldüren bir yara gibi işlemeyi tercih etmişler. Sinematografi, lüks barların ışıltısı ile orta sınıf bir evin sakinliğini öyle bir zıtlıkla veriyor ki, Cal’ın yaşadığı kimlik karmaşasını gözlerinizle görebiliyorsunuz. Müzik seçimleri ise duygusal anların altını kalın çizgilerle çizmek yerine, sahnelerin doğal bir parçası gibi akıp gidiyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Hayatının bir noktasında “Her şey bitti” deyip küllerinden doğmaya çalışanlar ya da ilişkilerdeki o absürt dengesizlikleri gözlemlemeyi sevenler için bu film kaçırılmayacak bir fırsat. Sadece kaslı adamlar veya güzel kadınlar izlemek için değil, bir erkeğin orta yaş krizinden nasıl çıkamayışını veya bir kadının yıllar sonra neden hata yapabileceğini anlamak isteyenler ekran başına geçmeli. Eğer vaktinizi sadece zaman geçirmek için değil, izledikten sonra üzerinde konuşabileceğiniz, sizi hem güldüren hem de biraz hüzünlendiren bir yapıma harcamak istiyorsanız doğru yerdesiniz. Karakterlerin arasındaki o girift ağlar ve beklenmedik ters köşeler, standart bir romantik komedi arayışından çok daha fazlasını vaat ediyor. İlişkilerinde tıkanmış olanlar, ilk aşkını unutamayanlar veya sadece Ryan Gosling ve Steve Carell ortaklığının ne kadar iyi sonuç verebileceğini görmek isteyen herkes bu iki saati tereddüt etmeden feda etmeli. Bu film, aşkın sadece gençlere özgü bir aptallık olmadığını, her yaştan insanı aynı derecede savunmasız ve komik duruma düşürebileceğini gösteren bir kanıt niteliğinde. Eğer hayatın size attığı tokatlardan sonra nasıl ayağa kalkacağınızı görmek istiyorsanız, bu hikayeye bir şans verin.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!