Doğmamış
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Doğmamış (The Unborn) izleyicide o ilk anlardan itibaren tedirgin bir his bırakacak, bilinmezliğin peşinde koşturan bir yapım. Gerilim ve korku sevenler için, perdenin arkasında yatan o rahatsız edici sırları keşfetmek amacıyla Doğmamış izle seçeneğinde karar kıldıysanız, oturun biraz sohbet edelim. Bir genç kadının, peşini bırakmayan tuhaf olaylar silsilesiyle yüzleşmesini anlatan bu film, klasik jump scare tuzağına düşmeden, daha çok atmosferle bir şeyler deniyor. Peki, bu deneme sizi gerçekten yakalıyor mu, yoksa bir noktadan sonra ipin ucunu bırakıyor musunuz? İşte tam da bu sorunun cevabını arayacağız.
Doğmamış Konusu
Casey Beldon’ın hayatı, çocukluğundan beri süregelen annesiyle ilgili karmaşık duygularla dolu. Annesinin onu terk etmesinin ardındaki gerçekleri hiç tam anlamıyla anlayamamış, bu yüzden de içten içe bir öfke taşıyor. Ama bir süredir işler daha da tuhaflaşmaya başlıyor. Rüyalarla başlayan, ardından uyanıkken de onu yoklayan garip, ürkütücü görüntüler ve olaylar Casey’nin peşini bırakmıyor. Sanki görünmez bir varlık, her adımında onu takip ediyor, hayatına sızmaya çalışıyor. Bu durum, Casey’yi hem fiziksel hem de zihinsel olarak yıpratmaya başlayınca, artık kaçmanın bir anlamı kalmadığını fark ediyor. Annesinin terk edişinin, bu yaşananlarla bir bağlantısı olabileceğini seziyor. İşte o noktada, bu paranormal durumlarla başa çıkabilecek birine ihtiyaç duyduğunu anlayıp, kendini gizemli olayların derinliklerinde buluyor. Bu süreçte, ailesinin geçmişinde yatan çok daha karanlık ve eski bir lanetin izini sürmek zorunda kalıyor. Peki bu lanet nereden geliyor, Casey’den ne istiyor ve bu durumdan kurtulabilecek mi? Film, işte tam da bu soruların peşine düşüyor, sizi de bu karanlık arayışa ortak etmeye çalışıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açıkçası, Doğmamış, korku filmlerinden beklediğimiz o taze nefesi tam olarak veremiyor. Yönetmen koltuğunda oturan David S. Goyer, daha çok senarist kimliğiyle tanıdığımız bir isim. Bu da yönetmenlik tarzına biraz yansımış. Hikaye, Nazi Almanya’sına kadar uzanan bir lanet gibi ilginç bir geçmişe sahip olsa da, bu potansiyeli tam anlamıyla kullanabildiğini söylemek zor. Yer yer gerilimi artırmaya çalışan sahneler var, hatta birkaç ani sıçrama sahnesiyle sizi yerinizden oynatmaya çalışıyor ama genel olarak o rahatsız edici, içimize işleyen atmosferi yakalayamıyor. Hikaye bir noktadan sonra kendini tekrar ediyormuş hissi yaratıyor ve bazı olay örgüsü tercihleri akışkanlığı biraz bozabiliyor.
Oyunculara gelecek olursak, Odette Annable (o zamanlar soyadı Yustman idi) Casey rolünde elinden geleni yapıyor. Filmin büyük yükünü omuzlarında taşıyor ve karakterin yaşadığı korkuyu, çaresizliği bize hissettirmeyi başarıyor. Onun performansına lafım yok, bu tür bir senaryoda daha fazlasını yapması da pek mümkün değildi sanki. Diğer tarafta, spiritual olaylar danışmanı Sendak rolünde gördüğümüz usta isim Gary Oldman var. Kendisi her zamanki gibi karizmatik ve etkileyici bir duruş sergiliyor. Sadece ekranda olması bile sahnelere bir ağırlık katıyor. Ancak karakterinin hikayeye katkısı, onun oyunculuk gücü kadar derin değil maalesef. Idris Elba da kısa ama önemli bir rolde karşımıza çıkıyor ve sahneye çıktığı anlarda dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Cam Gigandet ve James Remar gibi diğer isimler de rollerini oynuyorlar ama akılda kalıcı bir performans sergilediklerini söylemek zor.
IMDb puanı 5.2 olarak görünüyor ve bence bu puan, filmin genel gidişatıyla oldukça örtüşüyor. Ne çok kötü, ne de “vay be” dedirten bir film. Kötü değil ama çok da iyi değil, ortalama bir deneyim sunuyor. Kimi zaman hikaye sizi sarabiliyor, özellikle aile sırlarının ve lanetin geçmişine dair ipuçları merak uyandırıyor. Ancak bu merak duygusu, bazen klişe korku elementleriyle kesintiye uğruyor ve tam anlamıyla bir tatmin sağlamıyor. Kısacası, belli bir potansiyeli olan ama o potansiyeli zirveye taşıyamayan bir yapım. Arada bir yerlerde kalıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Doğmamış, korku sinemasına yeni bir soluk getirme derdinde değil, bu yüzden çok derin, özgün bir şeyler bekleyenler için uygun olmayabilir. Eğer “jump scare” dediğimiz ani sıçrama sahneleriyle biraz adrenalin pompalamayı sevenlerdenseniz, bu film size birkaç anlık keyif yaşatabilir. Özellikle Mistik Korku veya Şeytani Musallat temalı yapımları kaçırmayanlar, arada bir izlenecek bir şeyler ararken bu filme denk gelirse, belki bir şans verebilir. Ayrıca, gerilim soslu aile sırları teması ilginizi çekiyorsa ve geçmişten gelen lanet hikayelerine meraklıysanız, filmin bu yönü sizi bağlayabilir. Usta oyuncu Gary Oldman‘ı ekranda görmek bile yeter diyenler için de küçük bir not düşelim. Ama öyle “mutlaka izlemeliyim” dedirten, gece uykularınızı kaçıracak bir yapım değil. Sadece vakit geçirmelik, çok beklentiye girmeden izlenebilecek bir “korku denemesi” arayanlara hitap ediyor diyebiliriz.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!