Fantastik Dörtlü (2015)
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Fantastik Dörtlü, 2015 yılında beyazperdeye yansıdığında aslında hepimizin içinde bir yerlerde, o alışık olduğumuz renkli ve esprili süper kahraman filmlerinden farklı bir şey görme umudu vardı. Ancak ekran karardığında ve jenerik akmaya başladığında, karşımızda duran şeyin bir kahramanlık öyküsünden ziyade, kimlik krizine girmiş ve üretim aşamasında ağır yaralar almış bir yapım olduğu gerçeğiyle yüzleştik. Eğer bugün hala bu yapımı merak edip bir şans vermek isterseniz, Fantastik Dörtlü izle seçeneğine tıklamadan önce beklentilerinizi o devasa Marvel Sinematik Evreni standartlarının tamamen dışına çıkarmanız gerekiyor. Karşımızda, türün gerekliliklerini yerine getirmekten ziyade, kendi içindeki karanlıkta kaybolmuş bir deneme duruyor.
Fantastik Dörtlü 2015 Konusu
Filmin hikaye akışı, dahi ama bir o kadar da dışlanmış olan genç Reed Richards’ın çocukluk yıllarından başlıyor. Reed, maddeyi bir yerden bir yere ışınlama saplantısıyla yanıp tutuşan bir çocukken, bu hırsı onu yıllar sonra Baxter Enstitüsü’nün radarına sokuyor. Burada, bir nevi paralel evren ya da bilimsel adıyla Sıfır Bölgesi olarak adlandırılan tehlikeli bir boyuta açılan kapıyı keşfetmek için bir araya gelen bir grup gencin yolculuğuna tanık oluyoruz. Ekipte Reed’e, asi ve enerjik Johnny Storm, zeki ve mesafeli Sue Storm ve Reed’in her zaman yanında olan sadık dostu Ben Grimm eşlik ediyor. Ancak bu ekip sadece bu dörtlüden ibaret değil; hırslı ve biraz da küstah bir deha olan Victor Von Doom da bu tehlikeli yolculuğun en kilit parçalarından biri haline geliyor.
İşler, bu grubun resmi onay beklemeden, biraz da alkolün ve gençlik cesaretinin etkisiyle Sıfır Bölgesi’ne izinsiz bir yolculuk yapmaya karar vermesiyle kontrolden çıkıyor. Gittikleri o yabancı boyutta karşılaştıkları enerji patlaması, her birinin genetik yapısını geri dönülemez şekilde değiştiriyor. Kimisi görünmez olabiliyor, kimisi ateşe hükmediyor, kimisi ise devasa bir kaya kütlesine dönüşüyor. Victor ise o karanlık boyutta geride bırakılıyor. Hikayenin asıl kırılma noktası da burada başlıyor; güçlerini kontrol etmeyi öğrenmeye çalışan bu gençler, sadece kendi fiziksel değişimleriyle değil, aynı zamanda hükümetin onları birer silaha dönüştürme çabasıyla da mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Eski bir dostun, bambaşka bir formda ve dünyaya duyduğu nefretle geri dönmesi ise işleri tam bir varoluş savaşına sürüklüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Eğrisiyle doğrusuyla konuşmak gerekirse, bu film sinema tarihinin en garip ve en çok tartışılan yapımları arasında kalmaya mahkum. Yönetmen koltuğundaki Josh Trank, daha önce “Chronicle” ile süper güçleri olan gençlerin psikolojisini ne kadar iyi yansıtabileceğini kanıtlamıştı. Burada da benzer bir damar yakalamaya çalışmış. Filmin ilk yarısı, neredeyse bir bilimkurgu-gerilim veya bir beden korkusu (body horror) filmi gibi ilerliyor. Karakterlerin dönüşüm anları ve sonrasında hissettikleri o saf acı ile dehşet, türün diğer örneklerinde görmediğimiz kadar çiğ ve gerçekçi verilmiş. Ancak buradaki asıl mesele, filmin iki ayrı parça gibi durması. İlk elli dakika boyunca karakter derinliği yaratmaya çalışan film, son yirmi dakikada ne olduğunu anlamadığımız bir aceleyle jenerik bir aksiyon filmine evriliyor.
Oyuncu kadrosuna baktığımızda ise aslında müthiş bir potansiyel görüyoruz. Miles Teller, Reed Richards karakterinin o soğuk ve mesafeli dehasını başarıyla yansıtıyor. Michael B. Jordan her zamanki karizmasıyla Johnny Storm’a hayat verirken, Kate Mara ve Jamie Bell karakterlerinin yaşadığı travmayı yüzlerinden okutmayı başarıyorlar. Özellikle Toby Kebbell, Victor karakterinde o bastırılmış öfkeyi hissettiriyor. Fakat sorun oyuncularda değil, bu oyunculara verilen dar alanda. IMDb üzerindeki 4.437 puanı, izleyicinin bu potansiyelin harcanmasına duyduğu bir tepki olarak okumak mümkün. Açık konuşmak gerekirse, stüdyonun yönetmenin vizyonuna yaptığı müdahale o kadar bariz ki, filmin finaline doğru her şeyin havada kaldığını, karakter gelişimlerinin bir anda makaslandığını görebiliyoruz. Bir bağımsız sinefil gözüyle baktığımda, ortada cesur bir denemenin yarım kalmış, hırpalanmış bir enkazını görüyorum. Filmin karanlık tonu aslında çok özgündü ama o tonu sona kadar taşıyacak cesaret gösterilmemiş.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Bu yapım, klasik Marvel mizahından, her beş dakikada bir patlayan esprilerden ve parlak kostümlerden bıkanlar için farklı bir deneyim sunabilir. Süper kahraman hikayelerine daha karanlık, daha bilimsel ve biraz da trajik bir yerden bakmak isteyen izleyici kitlesi için ilk yarıdaki atmosfer oldukça tatmin edici olacaktır. Eğer bilimsel deneylerin ters gitmesi, izolasyon duygusu ve “biz şimdi neye dönüştük?” sorgulaması ilginizi çekiyorsa bu filme bir şans verebilirsiniz. Ancak karakterler arasında sıcak bir bağ, epik ve uzun süren savaş sahneleri veya çizgi romana birebir sadık bir uyarlama bekliyorsanız, bu yapım sizi hayal kırıklığına uğratacaktır.
Sinemanın o teknik formüllere sıkıştırılmış, her şeyi mükemmel olan yapımlarından ziyade; hatalarıyla, eksikleriyle ve hatta o yarım kalmışlık hissiyle bir yönetmenin nasıl bir çıkmaza girdiğini görmek isteyen gerçek sinefiller için bu film ilginç bir inceleme objesi. Aksiyon meraklılarından ziyade, sinema endüstrisinin mutfağındaki o kaosu ve bir vizyonun nasıl dağıldığını merak edenlerin ekran başına geçmesi gereken bir iş. Eğer sadece zaman geçirmek ve bir süper kahraman filmi izlemek istiyorsanız uzak durun, ama sinema tarihinin en büyük hayal kırıklıklarından birinin anatomisini incelemek istiyorsanız yeriniz burası.



















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!