Felekten Bir Gece 2
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Felekten Bir Gece 2, Uzak diyarların, egzotik kokuların ve neon ışıklarının baş döndürücü karmaşasına aniden bırakılmış gibi hissettiğiniz o an… Felekten Bir Gece Daha, izleyiciyi işte tam da böyle bir girdabın içine çekiyor. Filmin ilk kareleri, tropik bir cennetin aslında ne kadar tekinsiz olabileceğinin habercisi gibi usulca süzülürken, bilindik yüzlerin panik dolu bakışları, o tanıdık kaosu çoktan işaret ediyor. Gözünüzü kırpmadan, adeta bir kâbusun eşiğine bırakılıyorsunuz; bu seferki uyanışın daha sancılı olacağı ise aşikâr. Eğer bu karmaşık atmosferde kaybolmaya hazırsanız, Felekten Bir Gece 2 izlemek, size bambaşka bir deneyimin kapılarını aralayabilir.
Felekten Bir Gece Daha Konusu
Film, Stu’nun Tayland’da gerçekleşecek düğünü için bir araya gelen ve pek de değişmemiş gibi görünen tanıdık dostlar Phil, Stu, Alan ve Doug’u takip ediyor. İlk maceranın üzerinden geçen onca zamana rağmen, Stu’nun Las Vegas deneyiminden edindiği travma, onu her türlü sürprizden uzak, sakin ve planlı bir düğün öncesi yemeğine yönlendiriyor. Ne var ki, kaderin (ya da bazı karakterlerin) çetrefilli oyunları, bu masum beklentileri altüst etmekte gecikmiyor. Ertesi sabah gözlerini açtıklarında, bir kez daha dehşet verici bir boşlukla karşılaşırlar: Geceden akıllarında kalan hiçbir şey yoktur ve müstakbel kayınbiraderleri ortadan kaybolmuştur. Tayland’ın gizemli sokaklarında, peşlerinde kimin olduğunu bilmedikleri bir gölgeyle, anı parçacıklarını birleştirmeye çalışırken, sadece kayıp kişiyi değil, aynı zamanda kendilerine dair derin sırları da keşfetmek zorunda kalırlar. Her bir ipucu, onları daha da karmaşık, tehlikeli ve absürt bir durumun içine çekerken, Vegas’ın sadece bir başlangıç olduğunu, Bangkok’un ise akıl almaz sınırları zorladığını acı bir şekilde öğrenirler. Bu seferki kaçış, sadece geçmişin değil, aynı zamanda kendi karanlık benliklerinin labirentlerinden de bir kaçışa dönüşür.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
İşin aslına bakarsak, Felekten Bir Gece Daha, ‘ikincinin laneti’ klişesine selam duran, ancak bunu kendi bildiği yoldan yapan bir yapım. Todd Phillips, kameranın arkasındaki asıl niyeti düşündüğümüzde, ilk filmin o taze ve yıkıcı enerjisini Bangkok’un egzotik, terli ve yer yer ürkütücü atmosferine taşımaya çalışmış. Bu, bir yandan formülü tutturma çabası olarak görülebilirken, diğer yandan da ‘daha büyüğü, daha kaotik olanı’ arzusuyla kendi kuyruğunu kovalayan bir yılan misali ilerlediğini düşündürüyor. Oyunculara gelince, Bradley Cooper’ın o bildik karizmatik kayıtsızlığı, Ed Helms’in içten panik atakları ve elbette Zach Galifianakis’in Alan karakterine kattığı o absürt, çocuksu ve yer yer rahatsız edici derinlik, yine filmin temel direklerini oluşturuyor. Justin Bartha’nın karakteri Doug’ın yine olayların dışında kalması, serinin adeta mizahi bir geleneği haline gelmiş. Hatta Mason Lee gibi yeni yüzlerin de bu kaosa dahil olmasıyla, kadro genişliyor, ancak derinlik aynı oranda artıyor mu, tartışılır. Gelelim o meşhur puana, IMDb’de 6.5 ortalaması, aslında filmin ne tamamen dibe vurduğunu ne de zirveye çıktığını gösteren, gayet ortalama bir çizgiye tekabül ediyor. Bu, izleyicinin ilk filmin getirdiği beklentilerle yüzleştiği, ancak Bangkok’un sunduğu ‘daha fazlası’nın her zaman ‘daha iyisi’ anlamına gelmediğini fark ettiği bir uzlaşma puanı gibi. Kimileri için bir tekrar, kimileri içinse o tanıdık mizahın daha karanlık bir versiyonu.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Peki, kimler bu kaotik geziye bilet almalı? Öncelikle, mizah anlayışı kara komediye, absürt durumlara ve karakterlerin derin bir bataklığa batışını izlemeye meyilli olanlar için Felekten Bir Gece Daha ideal bir seyirlik olabilir. Eğer hayatın en absürt anlarında bile gülmeyi başaran, kendini sorgulamaktan çekinmeyen ve bir filmin sadece eğlence değil, aynı zamanda insanın sınırlarını zorlayan bir deneyim olabileceğine inananlardansanız, bu film size göre. Özellikle ilk filmin o çılgın enerjisine hayran kalmış, ancak bu seferki dozun biraz daha acımasız ve daha az masum olmasını yadırgamayacak olanlar için keyifli bir yeniden buluşma vaat ediyor. Ancak, her filmin sonunda ahlaki bir ders, derin bir anlam veya karakter gelişiminde gözle görülür bir ilerleme arayanlar; ya da sadece “şirin” ve “zararsız” bir komedi bekleyenler, bu yapımın ağırlığı ve yer yer rahatsız edici tonu karşısında hayal kırıklığına uğrayabilirler. Bu film, bir nevi mide bulandıran bir yemek gibidir; bazıları için eşsiz bir lezzet, bazıları içinse sadece bir felaket.


















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!