Fury
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Fury, motorun homurtusuyla karışan o keskin barut kokusunu ve çamurun içinde debelenen bir ordunun çaresizliğini tam göbeğinizde hissettirerek açılışını yapıyor. David Ayer’in dünyasında savaş, uzaklardan izlenen bir havai fişek gösterisi değil; daracık bir tankın içinde, terin paslı metale karıştığı, insanlığın her saniye biraz daha eridiği vahşi bir arena. Ekrandan taşan o çiğ enerji, 1945’in son günlerinde bile ölümün ne kadar iştahlı olduğunu gösterirken, izleyiciyi bir kahramanlık masalına değil, hayatta kalma sancısına davet ediyor. Bu noktada Fury izle seçeneği üzerinden filme dalacak olanların, karşılarında pırıl pırıl üniformalar veya tertemiz zafer nutukları bulmayacağını bilmesi gerekiyor. Film, daha ilk dakikasından itibaren dişlerini gösteren, hırçın ve fazlasıyla dürüst bir yapıya sahip. O tankın içindeki metalin soğukluğunu hissederken, savaşın bitmesine günler kala ölecek olmanın yarattığı o anlamsız ağırlık her karede üstünüze biniyor.
Fury Konusu
İkinci Dünya Savaşı’nın son demlerinde, Almanya’nın kalbine doğru ilerleyen Amerikan birlikleri artık zaferin yakın olduğunu biliyordur ama Nazi Almanyası’nın son direnişi her zamankinden daha kanlı hale gelmiştir. Hikayenin merkezinde, Wardaddy lakabıyla bilinen Çavuş Don Collier’ın komuta ettiği, beş kişiden oluşan bir tank müfrezesi yer alıyor. Bu ekip, yıllarca birlikte savaşmış, birbirinin hem en yakın dostu hem de en büyük yükü haline gelmiş sert adamlardan oluşuyor. Ancak ekibin yardımcı şoförü hayatını kaybedince, aralarına savaşın kıyısından bile geçmemiş, daktilo başında görev yapmayı bekleyen genç Norman dahil olur. Norman’ın bu cehenneme girişi, filmdeki asıl kırılma noktasını oluşturuyor; çünkü Norman sadece bir asker değil, seyircinin o kirli ve karanlık dünyaya bakan temiz gözleridir. Tankın içindeki diğer adamlar olan Boyd, Grady ve Trini; Norman’ı bu vahşi gerçekliğe alıştırmaya çalışırken, aslında kendi kaybolmuş ruhlarını da ele veriyorlar. Bir mola sırasında veya bir saldırı anında verilen kararlar, karakterlerin arasındaki gerilimi bir üst seviyeye taşırken, filmin hikayesi sadece düşmanla savaşmak üzerine değil, bir canavara dönüşmeden canavarlarla nasıl başa çıkılacağı üzerine evriliyor. Son görevlerinde ise, cephaneleri tükenmek üzereyken ve sayıca kat kat üstün bir düşman birliğiyle burun buruna geldiklerinde, o daracık çelik kutunun içinde sıkışıp kalan beş adamın 24 saatlik varoluş mücadelesi tam anlamıyla bir patlamaya dönüşüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Lafı dolandırmadan söyleyeyim, David Ayer kariyerinin en dürüst işlerinden birine imza atmış. Savaşı bir estetik nesnesi haline getirmeden, tüm o iğrençliği ve çiğliğiyle önümüze koyması büyük bir başarı. IMDb puanı olan 7.54, bu film için aslında biraz mütevazı kalmış; çünkü bu film türdeşleri gibi sadece çatışma sahnelerine yaslanmıyor, karakterlerin psikolojik enkazını da çok iyi kazıyor. Brad Pitt, Wardaddy rolünde o meşhur karizmasını bir kenara bırakıp, ruhu yorgunluktan lime lime olmuş bir lideri harika canlandırmış. Ama burada asıl alkış Shia LaBeouf ve Jon Bernthal ikilisine gitmeli. Shia LaBeouf’un o inançlı ama bir o kadar da tetikteki performansı ile Jon Bernthal’in her an patlamaya hazır bir bomba gibi duran agresifliği, filmin dinamizmini ayakta tutuyor. Genç oyuncu Logan Lerman ise masumiyetin yitirilişini o kadar doğal bir geçişle veriyor ki, film bittiğinde onunla birlikte sizin de yaşlandığınızı hissediyorsunuz. Eğrisiyle doğrusuyla konuşmak gerekirse, filmin finalindeki o büyük çatışma sahnesi bazılarına biraz ‘Hollywoodvari’ gelebilir, ama o ana kadar kurulan o boğucu atmosfer bu abartıyı bir şekilde tolore ettiriyor. Michael Peña’nın ekibe kattığı o tekinsiz sakinlik de cabası. İşin aslı, bu yapım sadece bir tank savaşı filmi değil; bir grubun birbirine tutunarak nasıl insanlıktan çıktığının veya insan kalmaya çalıştığının anatomisi. Teknik açıdan ses tasarımı ve tank içindeki o dar alan kullanımındaki ustalık, yönetmenin ne kadar titiz bir iş çıkardığını kanıtlıyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Savaşın o steril olmayan, tozlu, kanlı ve insanın midesini bulandıran gerçekliğini merak edenler için bu film tam bir maden. Eğer tankların o hantal ama görkemli dünyasına ilginiz varsa, metalin metalle çarpışmasını iliklerinize kadar hissetmek istiyorsanız bu ekranın başından memnun ayrılacaksınız. Ancak ‘Er Ryan’ı Kurtarmak’ gibi daha epik, daha umut dolu ve daha kahramanlık odaklı bir yapı bekliyorsanız, Fury sizi biraz sarsabilir ve rahatsız edebilir. Karakterlerin arasındaki o sert, yer yer tacize varan diyaloglar ve savaşın ahlaki gri bölgelerinde dolaşan sahneler, ‘temiz’ bir seyirlik arayanlara göre değil. Psikolojik derinliği olan, karakterlerin birbirini çiğ çiğ yediği ama aynı zamanda birbirine muhtaç olduğu o gerilimli atmosferi sevenler, David Ayer’in bu dünyasına kesinlikle şans vermeli. Kısacası, koltuğunda rahatça oturup patlamış mısırını yerken ‘iyiler kazanır’ demek isteyenler değil, savaşın karanlık yüzüyle göz göze gelmeye cesareti olanlar bu yapımın kıymetini bilecektir.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!