Garfield 2
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Garfield 2, uykucu bir kedinin krallık entrikalarına karıştığı bir macera sunuyor. Peki, bu kedinin peşinden Londra’ya, kraliyet salonlarına gitmeye değer mi? Orijinal adıyla Garfield: A Tail of Two Kitties olan bu yapımı izlemeden önce, iki saatinizi gerçekten eğlenceli ve dolu dolu geçireceğinizin garantisi var mı? Hayır, her filmde böyle bir garanti bulunmaz. Ama bu film, türünün meraklılarına hitap eden, kendine özgü bir tat yakalıyor. Eğer ekranda gördüğünüzde yüzünüzde istemsiz bir gülümseme oluşturan o tembel turuncu kediye karşı bir zaafınız varsa, bu devam filmi size ne vaat ettiyse onu sunmaktan çekinmiyor. Abartılı iddialar taşımayan, ayakları yere basan bir aile komedisi arayanlar için belli bir eğlence potansiyeli taşıdığı gerçek. Ancak, çıtayı yüksek tutanlara veya yaratıcı yenilikler bekleyenlere, bu turuncu tombul topun çok da taze bir şeyler sunmadığını baştan belirtmek gerek. Film, bilindik formülü alıp farklı bir sahneye taşıyor; sonuç, beklentilerinizi ne kadar şişirdiğinize bağlı olarak değişiyor.
Garfield 2 Konusu
Garfield 2, bildiğimiz tembel ve obur kedimiz Garfield’ın, sahibi Jon Arbuckle ile Londra macerasına atılmasını anlatıyor. Jon, sevgilisi Liz Wilson’a evlenme teklifi etmek için İngiltere’ye giderken, Garfield ve Odie de peşlerinden takılır. Ancak Londra’ya vardıklarında, olaylar hiç beklemedikleri bir şekilde gelişir. Garfield, şans eseri kendisine ikizi kadar benzeyen asil Prens adında bir kediyle yer değiştirir. Prens, Carlyle Şatosu’nun yeni varisi ve sosyetik hayatın kraliçesi Lady Eleanor’dan miras kalan bir malikanenin efendisidir. Garfield bir anda kendini lüks bir şatonun ve hizmetkarların ilgi odağında bulurken, Prens ise sokakların karmaşasına düşer. Bu yanlış anlaşılma, Garfield için başlangıçta lezzetli yemekler ve sınırsız konfor anlamına gelse de, kraliyet kedisi olmanın getirdiği sorumluluklar ve tehlikeler kapıdadır. Özellikle de şatonun mirasçısı olmak isteyen kötü niyetli Lord Dargis, Prens’i ortadan kaldırmak için sinsi planlar yapmaktadır. Garfield, kendisini bu büyük entrikanın tam ortasında bulduğunda, hem yeni hayatına adapte olmaya hem de Prens’i ve şatoyu kurtarmaya çalışır. Kedilerin ve insanların dünyasının iç içe geçtiği bu komik karışıklık, izleyicileri aksiyon ve kahkaha dolu bir serüvene davet eder. Bu yer değiştirme, tembel kedimizin hayatında görmediği kadar aksiyon ve sorumlulukla yüzleşmesini sağlar. Peki, Garfield bu beklenmedik tahtı koruyabilecek midir, yoksa her şey eski haline dönecek midir?
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Garfield 2, ortalama bir aile komedisi olmaktan öteye gidemiyor. IMDb puanı 5.6 olan bu yapım, büyük bir sinemasal başarı beklemeden, sadece hoşça vakit geçirmek isteyenlere hitap ediyor. Filmin ritmi, özellikle çocuk izleyici kitlesi için tasarlandığı her an hissettiriyor; hızlı, renkli ve kolay takip edilebilir. Ancak bu durum, yetişkinler için yer yer yavan ve tahmin edilebilir anlar yaratıyor. Filmin en büyük artısı, hiç şüphesiz Garfield karakterinin kendisi. Tembel, alaycı ve yemek düşkünü halleriyle yine mizahın merkezinde yer alıyor. Seslendiren usta isim Bill Murray, Garfield’a o bildik karizmatik ve umursamaz tonu katmaya devam ediyor. Bu filmde bir de Prens karakterini seslendiren Tim Curry var ki, o da karaktere bambaşka bir hava katıyor. Canlı aksiyon kadrosunda ise Breckin Meyer (Jon) ve Jennifer Love Hewitt (Liz), rollerini yeterli bir şekilde canlandırıyorlar. Ancak asıl parlayan isim, kötü Lord Dargis rolünde Billy Connolly. Connolly, karikatürize edilmiş kötülüğü başarılı bir şekilde ekrana taşıyarak filmin komedi potansiyelini bir nebze artırıyor. Yönetmen Tim Hill, serinin ilk filminin çizgisini bozmadan ilerliyor. Görsel efektler ve animasyon kalitesi, 2006 yapımı bir film için kabul edilebilir seviyede. Ancak filmin ana çatışması ve karakter gelişimi oldukça yüzeysel kalıyor. Garfield’ın kraliyet hayatına uyumu ve sorumluluklarla yüzleşmesi hikayenin temelini oluştursa da, derinlemesine bir karakter değişimi beklemek yersiz olur. Film, yer yer sıkıcı olabilen, kolay unutulacak esprilere ve klişe senaryo çözümlerine sahip. Özellikle hayvanların konuştuğu sahneler, bazı izleyiciler için yapay durabilirken, hedef kitlesi için eğlenceli anlar yaratabiliyor. Özetle, Garfield 2, “Aman ne kadar da kötüydü!” dedirtecek cinsten değil ama “Harika bir sinema deneyimiydi!” diye de övdürmüyor. Boş bir öğleden sonrayı doldurmak için idare eder bir seçenek.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu yapım, öncelikle Garfield karakterinin sıkı hayranlarına ve özellikle küçük yaştaki izleyicilere yönelik. Eğer evcil hayvanların maceralarını konu alan, içinde konuşan hayvanların ve şato gibi fantastik mekanların olduğu filmlerden hoşlanıyorsanız, Garfield 2 size hitap edebilir. Klasik kedi mizahına bayılan, tembelliği ve oburluğu hayat felsefesi edinmiş bir karakterle gülmeye hazır olanlar için film, vaadini yerine getiriyor. Aynı zamanda, karmaşık senaryolar yerine hafif ve öngörülebilir bir akış arayan aileler için de uygun bir tercih olabilir. Şiddetten uzak, saf komedi arayışında olan ebeveynler, çocuklarıyla birlikte keyifli vakit geçirebilecekleri bir alternatif bulabilirler. Ancak, yetişkinlere yönelik zeki diyaloglar, derin karakter analizleri veya karmaşık temalar bekleyenler için bu film hayal kırıklığı yaratabilir. Aksiyonun temposu düşük, mizahın seviyesi ise genel olarak temel espriler üzerine kurulu. Kısacası, bir cumartesi öğleden sonrası için kafa yormayan, göz yormayan, sadece hafif bir eğlencelik arayanlar, bu filmi deneyebilir. Özellikle, “Hayvanlar krallık entrikalarına karışsa nasıl olurdu?” diye düşünenler, bu filmde aradıkları basit cevabı bulabilirler.

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!