Good Fortune
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Good Fortune, perdede belirdiği ilk saniyeden itibaren o bildiğimiz steril ve klişelerle örülü Hollywood komedilerinin suratına sert bir tokat gibi iniyor. Bu film, bir formülün ürünü olmaktan ziyade, Aziz Ansari’nin zihninden fırlamış, kaotik, yer yer sakar ama her daim dürüst bir hayat deneyi gibi. Ekrandan taşan o tuhaf enerji, izleyiciyi daha ilk dakikada yakalayıp sınıfsal uçurumların ve ilahi adaletsizliğin ortasına fırlatıyor. Eğer bugünlerde kafa dağıtacak ama aynı zamanda sizi hafifçe sarsacak bir yapım arıyorsanız Good Fortune izle seçeneği tam da o noktada, beklentilerinizin üzerine bir kova soğuk su boşaltmak için bekliyor. Filmin ritmi, bir boks maçının rauntları gibi; bazen yavaşlayıp nefes alıyor, bazen de ardı ardına vurduğu esprilerle sizi köşeye sıkıştırıyor. Karşımızda duran şey sadece bir film değil, sistemin dişlileri arasına sıkışmış insanların ve onları kurtarmaya çalışan ama her şeyi daha da beter eden bir meleğin hikayesi.
Good Fortune Konusu
Filmin merkezinde, iyi niyetli olmanın her zaman iyi sonuçlar doğurmadığını kanıtlayan Gabriel adında bir melek var. Ancak bu bildiğiniz o görkemli, bilge meleklerden değil; Gabriel, işleri eline yüzüne bulaştırma konusunda usta, adeta gökyüzünün en sakar memuru. Hikaye, Gabriel’in dünyadaki adaletsizliğe kendi yöntemleriyle müdahale etmeye karar vermesiyle başlıyor. Bir yanda geçim derdiyle boğuşan, her günü hayatta kalma mücadelesiyle geçen bir işçi, diğer yanda ise paranın içinde yüzen, gerçeklikten tamamen kopmuş bir kapitalist dev bulunuyor. Gabriel, bu iki zıt hayatı birbirine karıştırarak bir denge kurabileceğini sanıyor ama olaylar tam da bu noktada çığrından çıkıyor. Domino taşları bir kez devrilmeye başladığında, karakterlerin arasındaki sınıf farkları, etik değerler ve kişisel hırslar birbirine giriyor. Gabriel’in yarattığı bu kaos, sadece bir hayat değişimi öyküsü değil, aynı zamanda mülkiyetin ve mutluluğun ne kadar göreceli olduğunu sorgulayan bir süreç haline geliyor. Olaylar geliştikçe, iyi niyetin yarattığı yıkım, en az kötü niyetin verdiği zarar kadar etkili bir hal alıyor ve hikaye öngörülemez bir rotaya sapıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, karşımızda IMDb puanı olan 6.986’nın çok daha ötesinde bir ruh barındıran bir yapım var. Bu puanın neden bu seviyelerde kaldığını anlamak güç değil; insanlar genellikle komedi filmlerinden dümdüz bir kahkaha tufanı bekliyor, oysa burada durum farklı. Yönetmen koltuğunda oturan Aziz Ansari, sadece güldürmeyi değil, izleyiciyi rahatsız etmeyi de hedeflemiş. Buradaki asıl mesele, filmin sınıf çatışmasını anlatırken takındığı o sivri dil. Keanu Reeves, melek Gabriel rolünde kariyerinin en şaşırtıcı ve eğlenceli performanslarından birini sergiliyor. Onu o her zamanki vakur duruşundan uzak, sürekli bir şeyleri berbat eden bir karakterde izlemek paha biçilemez. Seth Rogen ise bildiğimiz o vurdumduymaz ama bir şekilde sempatik zengin figürünü o kadar iyi karikatürize etmiş ki, ondan nefret etmekle ona acımak arasında gidip geliyorsunuz. Keke Palmer ve Sandra Oh gibi isimlerin varlığı, filmin dramatik yükünü dengelerken oyunculuk kalitesini de bir tık yukarı taşıyor. Eğrisiyle doğrusuyla bakacak olursak, filmin kurgusunda bazı sarkmalar mevcut; hikaye bazen o kadar çok dağılıyor ki toparlanması vakit alıyor. Ancak Aziz Ansari, yarattığı o absürt atmosferle bu açıkları kapatmayı biliyor. Bu film, teknik bir mükemmeliyet iddiasında değil; daha çok, bir arkadaş grubunun gece yarısı yaptığı o derin ve saçma muhabbetlerin sinemaya yansıması gibi hissettiriyor. Bu samimiyet de benim gözümde filmi pek çok yüksek bütçeli ama ruhsuz yapımın önüne koyuyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer hayatın ciddiyetinden biraz olsun uzaklaşmak ama bunu yaparken de zihninizin bir köşesinde o tanıdık toplumsal sancıları hissetmek istiyorsanız, bu film tam size göre. Modern dünyanın saçmalıklarına, zengin-fakir ayrımına ve kaderin cilvelerine dair bir derdi olanlar ekrana kilitlenecektir. Aziz Ansari tarzı o ince ama keskin mizahı sevenler, Keanu Reeves hayranları ve absürt komedinin o tuhaf çekimine kapılanlar için bu yapım kaçırılmaması gereken bir deneyim. Öte yandan, filmden yüksek tempolu bir aksiyon ya da ağdalı bir dram bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Bu, her sahnesiyle “buradayım” diyen, bağıran, bazen kekeleyen ama her zaman samimi kalan bir film. Eğer izlediğiniz şeyin size bir reçete sunmasını değil, sadece sizinle beraber dünyanın haline gülmesini ve bazen de sizinle beraber saçmalamasını istiyorsanız, koltuğunuza yaslanın ve Gabriel’in her şeyi nasıl eline yüzüne bulaştırdığını keyifle izleyin. Bazı filmler sadece izlenmek için değil, o anki ruh halinizi paylaşmak için vardır; bu yapım tam olarak o kategoriye giriyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!