Harakiri
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Harakiri, 1962 yapımı bir siyah beyaz dehşetidir ama bu dehşet kanla değil, sistemin o kokuşmuş çürümüşlüğüyle ilgilidir. Sinemanın o tozlu raflarında “klasik” diye tabir edilen pek çok boş beleş film vardır ama bu film, her karesiyle o etiketi sonuna kadar hak ediyor. Eğer bugünlerde gerçek bir sinema dersi almak niyetindeyseniz Harakiri izle aramanızı yapıp kendinizi bu ağır ama sarsıcı atmosferin kollarına bırakmanız gerekiyor. Film, daha ilk karesinden itibaren sizi 17. yüzyıl Japonya’sının o soğuk, mesafeli ve riyakâr dünyasına davet ediyor. Burada kılıçlar sadece kınından çıkmak için değil, bir onur maskesi ardına saklanan yalanları deşmek için bekliyor. Modern sinemanın hıza tapan, her beş saniyede bir kesme yapan yorucu dilinden kaçıp bu sakin ama derinden gelen fırtınaya sığınmak, her bünyeye iyi gelmeyebilir; çünkü bu film konfor alanınızı sarsmak için var.
Harakiri Konusu
1630’larda Japonya bir geçiş dönemindedir. Büyük savaşlar sona ermiş, kaosun yerini soğuk bir bürokrasi ve katı feodal kurallar almıştır. Bu yeni düzende, hayatını kılıcıyla kazanan binlerce samuray, yani Ronin, açlıkla terbiye edilen birer toplumsal fazlalığa dönüşmüştür. Hikâye, yaşlı ve hırpani bir Ronin olan Hanshiro Tsugumo’nun, prestijli Iyi klanının kapısına dayanmasıyla başlar. Hanshiro, barış zamanında bir savaşçı olarak yaşamanın anlamsızlığını öne sürerek, klanın avlusunda onurlu bir şekilde seppuku yapmak için izin ister. Ancak bu durum, o dönemde fakir düşen samurayların sıkça başvurduğu bir çeşit “blöf” taktiğidir. Samuraylar kapılara dayanıp intihar etmek istediklerini söyler, klanlar da avlularında kan dökülmesin veya isimleri kirlenmesin diye onlara üç beş kuruş para verip gönderirler. Fakat Hanshiro’nun niyeti para değildir. O, beraberinde trajik bir geçmişi, adaletsizlikten doğan bir öfkeyi ve sistemin ikiyüzlülüğünü de getirmiştir. Klan liderleri ona daha önce aynı kapıya gelen genç bir samurayın başına gelen korkunç olayları anlatırken, Hanshiro da kendi hikâyesini açmaya başlar. Bir oturuşta anlatılan hikâyeler içinde hikâyelerle, aslında kimin onurlu kimin barbar olduğu sorgulanmaya başlanır. Bu, basit bir intikam öyküsü değil, bir adamın koca bir düzene karşı verdiği entelektüel ve fiziksel bir meydan okumadır.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Gelelim fasulyenin faydalarına. Bugünün aksiyon delisi, CGI bağımlısı seyircisine bu filmi izletmek, bir bebeğe acı kahve içirmek gibidir; tadını alamazlar. Ancak sinemayı sadece vakit geçirmek değil bir düşünme biçimi olarak görenler için bu bir başyapıt. Yönetmen koltuğundaki 小林正樹, kamerayı bir cerrah neşteri gibi kullanıyor. Her plan, her simetri, o meşhur samuray ahlakının sahte mükemmelliğini simgeliyor. Adam resmen kadrajla hikâye anlatıyor. Başroldeki 仲代達矢 ise tek kelimeyle devleşiyor; o gözlerindeki bakış, o ses tonundaki ağırlık… Adamın sadece bakışlarıyla bir orduyu devirebileceğine inanıyorsunuz. Kadroda yer alan 石濱朗, 岩下志麻, 丹波哲郎 ve 三島雅夫 gibi isimler de bu ağır dramın her bir notasını kusursuz basarak, karakterlerin çaresizliğini ve gururunu iliklerinize kadar hissettiriyorlar. Bana sorarsanız, IMDb puanı olan 8.4 bu film için biraz düşük bile kalmış. Bu film, bir samuray filmi olmanın ötesinde, otoritenin bireyi nasıl ezdiğinin ve “töre”, “onur”, “sadakat” gibi kavramların güç sahipleri tarafından nasıl birer prangaya dönüştürüldüğünün manifestosudur. Açık konuşmak gerekirse, günümüzde çekilen o milyon dolarlık bütçeli tarihi dramaların çoğu, bu filmin siyah beyaz gölgelerinin yanına bile yaklaşamaz. 小林正樹, şiddeti fiziksel bir eylemden çıkarıp ruhsal bir yıkıma dönüştürmeyi başarmış. Kan göreceksiniz, evet; ama o kan akmadan önceki o gergin, o buz gibi bekleyiş, kılıcın saplanmasından çok daha fazla canınızı yakacak. Film boyunca süren o durağanlık, finalde öyle bir patlıyor ki, o zamana kadar biriktirdiğiniz tüm o huzursuzluk bir anda boşalıyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer derdiniz sadece kılıç şakırtısı duymak veya hızlı kurguyla beyninizi uyuşturmaksa bu film size göre değil. Ancak “İnsan onuru nedir?”, “Sistem dediğimiz bu devasa çark bizi nerede öğütüyor?” gibi soruların peşinden gitmek isteyen bir sinefilseniz, Harakiri hayatınızın filmi olabilir. Siyasi alt metni olan, ritmi yavaş ama her bir dakikası bir sonraki hamleyi hazırlayan bir yapımdan bahsediyoruz. 仲代達矢‘nın o unutulmaz performansına ve Japon sinemasının altın çağına tanıklık etmek için daha fazla beklemeyin. Filmin sonunda kendinizi klan avlusundaki o rüzgârın sesini dinlerken ve kendi değerlerinizi sorgularken bulacaksınız. Şimdi o play tuşuna basın ve adaletin ne kadar keskin bir kılıç olduğunu, sistemin ise o kılıcı tutan elleri nasıl paslandırdığını kendi gözlerinizle görün. Bu deneyimden sonra samuray filmlerine bir daha asla eskisi gibi bakamayacaksınız.







Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!