Hayat Güzeldir
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Hayat Güzeldir, sinema tarihinin en garip ama en tesirli işlerinden biridir. Yıllarımı bu karanlık odalarda, bazen dahi işi bazen de tamamen vakit kaybı olan senaryolara tahammül ederek harcadım; ancak çok az film ruhuma bu kadar keskin bir çentik atmayı başardı. Eğer siz de benim gibi her önünüze konan popüler yapımı alkışlamayan, gerçek bir derinlik arayan biriyseniz, bu filmi mutlaka listenizin en başına almalısınız. Hatta bu akşam ne izleyeceğinize karar veremediyseniz, Hayat Güzeldir izle seçeneği her sinefilin yılda en az bir kez değerlendirmesi gereken, adeta bir arınma seansıdır. 1997 yapımı bu İtalyan mucizesi, bir trajedinin nasıl bir peri masalına dönüştürülebileceğinin en somut ve en sarsıcı kanıtı olarak karşımızda duruyor. Bir eleştirmen olarak söylüyorum; bu film sadece bir Yahudi soykırımı hikayesi değil; bu, hayal gücünün faşizme attığı en okkalı, en estetik tokattır.
Hayat Güzeldir Konusu
Film bizi 1930’ların güneşli ve neşeli İtalya’sına, Guido Orefice adında, yerinde duramayan, her anı bir espriye dönüştüren hayat dolu bir adamın dünyasına götürüyor. Guido, asil ve güzel öğretmen Dora’ya umutsuzca, ama bir o kadar da yaratıcı bir şekilde tutuluyor. Onun “Prenses!” diye haykırışları, en imkansız anlarda karşısına çıkışları ve o sakar ama zeki tavırları, izleyiciyi masalsı bir aşk hikayesine hapsediyor. Ancak bu pembe tablo, İkinci Dünya Savaşı’nın soğuk ve karanlık yüzüyle aniden parçalanıyor. Yahudi kökenli Guido, Dora ve küçük oğulları Giosué, Nazi işgaliyle birlikte kendilerini bir toplama kampının gri ve ölüm kokan duvarları arasında buluyorlar. İşte hikayenin asıl kalbi, Guido’nun bu cehennemin ortasında oğlu için kurduğu o devasa hayal dünyasında atmaya başlıyor. Guido, oğlunun çocukluğunu ve ruh sağlığını korumak adına ona koca bir yalan söylüyor: Kampın aslında büyük bir ödüllü oyun olduğunu, askerlerin kötü adamlar değil oyunun parçası olduğunu ve bin puan toplayan ilk kişinin gerçek bir oyuncak tank kazanacağını anlatıyor. Bir babanın, evladının gözlerindeki o masumiyeti korumak için girdiği bu amansız yarış, insanlık onurunun en saf halini temsil ediyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Şimdi gelelim işin teknik ve sanatsal mutfağına, yani benim asıl uzmanlık alanıma. **Roberto Benigni**, hem kamera arkasında hem de önünde adeta devleşiyor. Açık konuşmak gerekirse, filmin ilk yarısındaki o aşırı hiperaktif ve geveze Guido karakteri, sabırsız izleyiciye biraz fazla gelebilir, hatta “Bu adam ne zaman susacak?” dedirtebilir. Ancak kamp sahneleri başladığında, o gevezeliğin aslında ne kadar büyük bir zırh, ne kadar devasa bir fedakarlık olduğunu tokat gibi yüzünüze çarpıyor. **Nicoletta Braschi** ile olan kimyası zaten tartışılmaz; gerçek hayatta da evli olmalarının getirdiği o samimiyet her karede hissediliyor. Küçük **Giorgio Cantarini** ise o donuk ama meraklı bakışlarıyla filmin tüm duygusal yükünü küçücük omuzlarında başarıyla taşıyor. Yan karakterlerde **Giustino Durano** ve **Sergio Bini Bustric** gibi isimler de atmosferin inandırıcılığını perçinliyor. Bana sorarsanız, IMDb’deki 8.4 puanı bu film için sadece bir başlangıç rakamıdır. Günümüzde her eline kamera alanın “sanat filmi” yapıyorum diyerek ruhumuzu daralttığı bir ortamda, bu kadar ağır bir mevzuyu bu denli mizahi ve incelikli işleyebilmek gerçek bir deha gerektirir. Benigni, trajediyi sömürmeden, gözyaşımızı zorla çalmadan bizi darmadağın etmeyi başarıyor. Filmin sinematografisi, ilk yarıdaki sıcak ve canlı renklerden, kamp sahnelerindeki o ruhsuz griye geçişiyle bile hikaye anlatıcılığını üst seviyeye taşıyor. Bu film, bir babanın hayal gücüyle koca bir Nazi ordusuna nasıl meydan okuduğunun destanıdır.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Hayatın bazen çekilmez hale geldiğini düşünen, umudunu bir kenara bırakmış ya da sinemanın sadece vakit geçirmekten ibaret olmadığını anlamak isteyen herkes bu filme bir şans vermeli. Sadece klasik bir savaş dramı bekleyenler yanılabilir; çünkü burada savaşın kendisinden ziyade, insanın içindeki o yıkılmaz direnç anlatılıyor. Eğer gerçek bir sinema tutkunuysanız ve bir hikayenin sizi aynı anda hem kahkahalarla güldürüp hem de kalbinizi paramparça etmesini istiyorsanız, daha fazla beklemeyin. Oynat tuşuna bastığınız an, Guido’nun dünyasına girecek ve bittiğinde hayata biraz daha şefkatle, biraz daha cesaretle bakacaksınız. İtalya’nın o büyülü sokaklarından toplama kampının kasvetine uzanan bu yolculukta, bir çocuğun hayali için nelerin feda edilebileceğini görmek sizi bambaşka birine dönüştürecek. Merakınızı taze tutun, çünkü o tankın kime gideceği kadar, o tankın temsil ettiği umut da sarsıcıdır.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!