Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw, otomobil sevdasından çok bir güç gösterisine dönüşen, serinin o eski, yağlı egzoz kokan günlerini geride bırakıp teknolojik bir savaşa evrildiği o kırılma noktasının en belirgin temsilcisi. Perdede devasa patlamalar, imkansız fizik kuralları ve bitmek bilmeyen bir ego savaşı dönerken, aslında biz seyirciler olarak sadece bu kaosu seyretmeye geliyoruz. Akşam eve gelip de tüm günün stresini atmak için Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw izle seçeneğine yöneldiğinizde, karşınıza çıkan şey bir sanat eseri değil; tam anlamıyla bir eğlence makinesi. Yönetmen koltuğunda John Wick ve Deadpool 2 gibi işlerden tanıdığımız David Leitch oturunca, aksiyonun o çiğ ve düz yapısı gidiyor, yerine daha stilize, daha sert ve bir o kadar da alaycı bir üslup geliyor. Filmin daha ilk dakikalarında ekrandan taşan o saf testosteron, aslında serinin nereye doğru evrildiğinin de en büyük kanıtı haline geliyor.
Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Konusu
Hikaye, aslında birbirinin varlığına bile tahammül edemeyen iki zıt kutbun, mecburiyetler karşısında nasıl bir araya geldiğini odak noktasına alıyor. Bir tarafta Amerikan kanunlarının sadık uygulayıcısı, dev cüssesi ve sert yumruklarıyla tanınan Luke Hobbs, diğer tarafta ise İngiliz asaletini sokak kavgasıyla birleştiren, kıvrak zekalı ve bir o kadar da tehlikeli Deckard Shaw var. Bu ikilinin yolu, insanlığın kaderini belirleyecek ölümcül bir virüsün peşine düşmeleriyle kesişiyor. Ancak bu sefer karşılarındaki düşman sadece bir terörist değil; kendisini siber-genetik yöntemlerle geliştirmiş, bir nevi süper insan formuna ulaşmış olan Brixton. Brixton, insan evriminin bir sonraki aşaması olduğunu iddia ederken, Hobbs ve Shaw’un bu teknolojik canavarı durdurmak için kendi yöntemlerini, yani kaba kuvveti ve aile bağlarını kullanmaktan başka çaresi kalmıyor. İşin içine Shaw’un kız kardeşi Hattie’nin de dahil olmasıyla mesele sadece bir dünya kurtarma operasyonu olmaktan çıkıp, derinlerde yatan ailevi hesaplaşmaların ve geçmişten gelen kırgınlıkların su yüzüne çıktığı bir kovalamacaya dönüşüyor. Olaylar Londra’nın yağmurlu sokaklarından Samoa’nın güneşli ve vahşi topraklarına kadar uzanırken, bu zoraki ortaklığın yarattığı domino etkisi, her sahnede daha fazla yıkım ve daha fazla gürültü getiriyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, bu filmden bir derinlik ya da Oscar’lık bir senaryo bekleyen varsa yanlış kapıyı çalmış demektir. Buradaki asıl mesele, Dwayne Johnson ve Jason Statham arasındaki o muazzam kimyanın nasıl sömürüldüğüyle ilgili. İkisinin arasındaki o bitmek bilmeyen laf dalaşı, aksiyon sahnelerinden bile daha fazla ön planda tutulmuş. Eğrisiyle doğrusuyla şunu kabul etmek lazım; David Leitch aksiyon sahnelerini yönetme konusunda gerçek bir usta. Dövüş koreografileri ana serinin hantallığından uzak, daha dinamik ve daha yaratıcı. Ancak Idris Elba gibi karizmatik bir aktörün canlandırdığı Brixton karakteri, maalesef senaryonun sığ sularında boğulmuş. Kendi deyimiyle “Siyah Superman” olan bir kötü adamın motivasyonları çok daha sağlam temellere oturtulabilirdi. Yine de Vanessa Kirby, Hattie Shaw rolüyle filmin gizli kahramanı olmayı başarıyor; erkeklerin o gürültülü dünyasında zarafeti ve sertliğiyle kendine çok sağlam bir yer açıyor. IMDb puanı olan 6.8, aslında bu yapım için verilmiş en adaletli notlardan biri. Çünkü film ne kendini çok ciddiye alıp bir başyapıt olmaya çalışıyor ne de sadece boş bir gürültüden ibaret kalıyor. Aradaki dengeyi, karakterlerin samimiyetiyle ve Helen Mirren gibi usta bir ismin kısa ama etkili varlığıyla korumayı biliyor. Yine de serinin asıl ruhu olan sokak yarışı kültüründen bu kadar uzaklaşılması, eski hayranlar için biraz buruk bir tat bırakabilir. Ama dürüst olalım, devasa kamyonların bir helikopteri zincirle çekmeye çalıştığı bir sahneyi izlerken mantık aramak, bu filme yapılacak en büyük haksızlık olur.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer haftanın yorgunluğunu üzerinizden atmak, beyninizi bir süreliğine nadasa bırakmak ve sadece yüksek dozda adrenalin tüketmek istiyorsanız, bu film tam size göre. Saf aksiyon tutkunları, Dwayne Johnson’ın kas şovlarından hoşlananlar ve Jason Statham’ın o kendine has İngiliz soğukkanlılığına bayılanlar ekran başından büyük bir tatminle ayrılacaklardır. Özellikle buddy-cop (iki zıt polisin ortaklığı) türündeki o eski usul dinamikleri modern bir sosla izlemeyi sevenler için kaçırılmaması gereken bir fırsat. Öte yandan, bir filmde fizik kurallarının hiçe sayılmasından rahatsız olanlar, mantık hatalarını cımbızla çekenler ve derinlikli bir olay örgüsü arayanlar bu yapımdan koşarak uzaklaşmalı. Bu film, bir sanat sineması örneği değil; devasa bütçeli, gürültülü ve aşırı eğlenceli bir lunapark hız treni. Eğer emniyet kemerinizi bağlayıp mantığınızı kapıda bırakmaya hazırsanız, bu kaosun tadını sonuna kadar çıkarabilirsiniz. Samoa’daki o görkemli final sahnesi bile, kültürel köklere yapılan o vurguyla aslında filmin neden bu kadar sevildiğini özetliyor. Sert adamlar, imkansız görevler ve her şeye rağmen sarsılmayan bir aile bağı; işte tüm formül bu.
Serinin Diğer Filmleri: Hızlı ve Öfkeli

Hızlı ve Öfkeli

Hızlı ve Öfkeli 2: Daha Hızlı Daha Öfkeli

Hızlı ve Öfkeli 3: Tokyo Yarışı

Hızlı ve Öfkeli 4

Hızlı ve Öfkeli 5: Rio Soygunu

Hızlı ve Öfkeli 6

Hızlı ve Öfkeli 7

Hızlı ve Öfkeli 8

Hızlı ve Öfkeli 9
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!