İnanılmaz Örümcek-Adam
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
İnanılmaz Örümcek-Adam, beyaz perdenin o bitmek bilmeyen yeniden başlatma (reboot) furyasının en tartışmalı ama bir o kadar da kendine has havası olan meyvelerinden biri olarak hayatımıza girdi. Sam Raimi’nin o meşhur ve biraz da çocuksu üçlemesinin enkazı henüz tam soğumamışken, Sony’nin telif haklarını elinde tutmak için apar topar bir şeyler çekmesi gerekiyordu. Tabii biz sinema salonunda mısırımızı patlatırken bu ticari kaygıları bir kenara bırakıp karşımızdaki yeni Peter Parker’a odaklanmak istiyorduk. Eğer o dönem bu maceraya ortak olmak isteseydiniz, bir şekilde İnanılmaz Örümcek-Adam izle seçeneğine yönelip kendinizi New York’un o biraz daha karanlık, biraz daha ergen sancılarıyla dolu sokaklarına bırakırdınız. Marc Webb’in yönetmen koltuğuna oturması, karakterin o bildiğimiz hikayesine daha modern ve biraz da melankolik bir perspektif getirdi.
İnanılmaz Örümcek-Adam Konusu
Filmin hikayesi, Peter Parker’ın çocukluk yıllarında babası tarafından terk edilmesiyle başlayan o derin boşluğun etrafında şekilleniyor. Amcası Martin Sheen (Ben Amca) ve yengesiyle yaşayan Peter, okulda hırpalanan ama aslında dahi seviyesinde zekaya sahip olan bir lise öğrencisidir. Bir gün babasına ait eski bir çantayı bulmasıyla hayatı değişmeye başlar. Bu çanta onu babasının eski ortağı olan Dr. Curt Connors’ın çalıştığı Oscorp binasına kadar götürür. Hikayenin bu kısmında Rhys Ifans tarafından canlandırılan Dr. Connors ile tanışıyoruz. Peter, laboratuvarda kazara genetiği değiştirilmiş bir örümcek tarafından ısırılınca, o meşhur süper güçlerine kavuşur. Ancak bu film, sadece bir kahramanın doğuşunu değil, aynı zamanda Peter’ın kendi geçmişindeki sırları çözme çabasını da konu alıyor. Peter, bir yandan güçlerini anlamaya çalışırken, bir yandan da Emma Stone tarafından hayat verilen Gwen Stacy ile olan romantik ilişkisini dengede tutmak zorundadır. Şehirde ortaya çıkan ve insanları devasa sürüngenlere dönüştürmeyi amaçlayan Kertenkele (Lizard) ise Peter’ın hem fiziksel hem de ahlaki sınırlarını zorlayan ilk büyük sınavı olacaktır.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Bana sorarsanız, bu film vizyona girdiğinde haksız bir eleştiri yağmuruna tutuldu. İnsanlar hala Tobey Maguire’ın o şaşkın ve ezik Peter Parker’ına aşıktı. Ancak Andrew Garfield, çok daha farklı, çok daha enerjik ve hatta biraz daha ukala bir Örümcek-Adam portresi çizdi. Açık konuşmak gerekirse, Garfield’ın Peter Parker’ı, çizgi romanlardaki o laf sokan, hareketli ve dahi karaktere çok daha yakın duruyor. Yönetmen Marc Webb, romantik komedi geçmişinden gelen yeteneğini kullanarak Peter ve Gwen arasındaki kimyayı o kadar iyi işlemiş ki, aksiyon sahnelerinden çok bu ikilinin diyaloglarını izlemekten keyif alıyorsunuz. Emma Stone, Mary Jane Watson karakterinin o ‘kurtarılmayı bekleyen kız’ imajını yerle bir ederek, hikayeye zeka ve cesaret katan bir Gwen Stacy sunuyor.
IMDb puanı olan 6.7 civarındaki o rakam, filmin kalitesinden ziyade, izleyicinin Raimi üçlemesine olan nostaljik bağlılığının bir cezası gibi duruyor. Filmin karanlık atmosferi ve Peter’ın kaykay binen, biraz daha ‘cool’ olan tarzı bazılarını rahatsız etmiş olabilir ancak ben bunu karakterin evrimi için değerli buluyorum. Kertenkele karakterinin tasarımı ve motivasyonu biraz zayıf kalsa da, Rhys Ifans karakterin trajedisini yansıtmakta başarılı bir iş çıkarmış. Filmin en büyük sorunu, ‘anlatılmamış hikaye’ vaadiyle yola çıkıp aslında bildiğimiz taşları sadece yer değiştirerek önümüze koymasıydı. Yine de Denis Leary ve Martin Sheen gibi dev isimlerin kadroda olması, filme o ağırlığı ve ciddiyeti katıyor. Bu film, teknik açıdan bakıldığında o dönem için oldukça tutarlı bir işti ve Örümcek-Adam’ın ağ atma sahnelerindeki o birinci şahıs bakış açısı denemeleri, karakterin çevikliğini hissetmemiz için harika bir tercihti.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer süper kahraman filmlerinde sadece yumrukların havada uçuşmasını değil, aynı zamanda karakter derinliğini ve gerçekçi bir romantizmi de arıyorsanız bu film tam size göre. Peter ve Gwen arasındaki o naif ama güçlü bağ, filmi sıradan bir aksiyon yapımı olmaktan kurtarıp bir büyüme hikayesine dönüştürüyor. Modern bir Peter Parker görmek isteyenler ve Andrew Garfield’ın o bitmek bilmeyen enerjisini merak edenler ekran başına geçmeli. Marc Webb’in yarattığı bu atmosfer, Marvel evreninin o çok renkli ve bazen ciddiyetten uzak yapısından sıkılanlar için daha ayakları yere basan bir alternatif sunuyor. New York’un tepelerinde ağ atarken kendinizi rüzgarın içinde hissetmek istiyorsanız, bu maceraya bir şans vermenizin vakti geldi demektir. Emin olun, o ikonik kostümün içindeki bu yeni ruh, sizi sandığınızdan çok daha fazla etkileyecek ve Peter Parker’ın iç dünyasına dair yeni pencereler açacaktır.























Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!