İntikam Peşinde
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
İntikam Peşinde (2010), izleyicinin yakasından tutup onu karanlık ve puslu bir Boston atmosferine fırlatan o sert yapımlardan biri. Filmi oturup izlemeye başlayınca, bir babanın çaresizliğinin nasıl yıkıcı bir öfkeye dönüştüğüne tanıklık edeceksiniz. İntikam Peşinde izle araması yapanların karşılaşacağı manzara, sadece kurşunların havada uçuştuğu bir aksiyon filmi değil, sistemin çarkları arasında ezilen bireyin o gürültülü sessizliği aslında. Yönetmen koltuğunda oturan Martin Campbell, 80’li yılların aynı isimli mini dizisinden uyarladığı bu yapımda, modern dünyanın yozlaşmış yapısını ve devlet-şirket ilişkilerinin ne kadar kirli olabileceğini suratımıza sert bir tokat gibi çarpıyor. Yapım, seyirciyi ilk saniyeden itibaren bir merak sarmalına sokarken, karakterin içindeki o sönmeyen ateşi de hissettirmeyi başarıyor. Burada karşımızda duran şey, parlatılmış bir Hollywood rüyası değil; aksine, ter kokan, yağmurdan ıslanmış ve barut dumanıyla kaplanmış bir gerçeklik. Türünün diğer örneklerinden, karakterin içsel yıkımını hikayenin motoru haline getirmesiyle ayrılıyor. Bu film, bir adamın sadece katilleri bulma çabası değil, aynı zamanda kaybettiği kızının hiç tanımadığı dünyasını keşfetme yolculuğu.
İntikam Peşinde Konusu
Hikaye, Thomas Craven adındaki emektar bir cinayet masası dedektifinin etrafında şekilleniyor. Craven, hayatını yasalar çerçevesinde sürdüren, kızına aşırı düşkün ve kendi halinde bir adam. Ancak bu sakin hayat, kızı Emma’nın eve ziyarete geldiği sırada kapısının önünde kurşun yağmuruna tutulmasıyla yerle bir oluyor. İlk başta herkes, bir polis olduğu için hedefin Craven olduğunu varsayıyor. Fakat acılı baba, profesyonel içgüdülerini kullanarak derinlere indikçe, namlunun ucundaki asıl ismin kızı olduğunu fark ediyor. Emma, sadece bir kurban değil, devasa bir nükleer santral ve hükümetin karanlık koridorlarındaki kirli anlaşmaları deşifre etmeye çalışan bir aktivisttir. Craven, kızının yarım kalan işini tamamlarken karşısına çıkan her engel, sistemin ne kadar çürüdüğünü biraz daha kanıtlıyor. Bu süreçte devreye giren ve hükümet adına ortalığı temizleyen Darius Jedburgh karakteri, hikayenin merkezindeki çatışmayı çok daha karmaşık bir hale getiriyor. Craven’ın intikam hırsı ile devletin bekası adına işlenen cinayetler arasındaki ince çizgide, bir babanın kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığında ne kadar ileri gidebileceğini görüyoruz. Olaylar geliştikçe, düşmanın sadece birkaç tetikçiden ibaret olmadığını, devasa bir kurumsal canavarla karşı karşıya olduğunu anlayan Craven, adaleti mahkeme salonlarında değil, sokakların kendi kurallarıyla aramaya başlıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Filmin en büyük kozu, uzun bir aradan sonra ekranlara dönen Mel Gibson’ın o çiğ ve tavizsiz oyunculuğu. Karşımızda sadece bir aksiyon kahramanı yok; gözlerinden acı, yorgunluk ve saf öfke akan bir baba var. Mel Gibson, karakterin yaşadığı o ağır yas sürecini, sanki gerçekten kendi canı yanıyormuş gibi yansıtıyor. Yönetmen Martin Campbell, aksiyon dozajını filmin geneline yaymak yerine, şiddeti ani ve sarsıcı patlamalar şeklinde kullanmayı tercih etmiş. Bu da filmin temposunu daha oturaklı ve ayakları yere basan bir seviyeye çekmiş. Yan rollerde Ray Winstone, gizemli ve ne yapacağı belli olmayan tavırlarıyla hikayeye büyük bir ağırlık katıyor. Danny Huston ise o soğukkanlı, her an bir kötülük yapacakmış gibi duran kurumsal kötü adam rolünde sırıtmıyor. Bojana Novaković ve Shawn Roberts, kısa sürelerde de olsa filmin duygusal yükünü taşımada başarılılar. Ancak dürüst olmak gerekirse, filmin 6.4 olan IMDb puanı biraz düşük kalmış gibi görünse de, bu puan aslında yapımın bazı eksiklerini de doğruluyor. Hikaye yer yer fazla ağırlaşıyor ve bazı yan karakterlerin motivasyonları tam olarak izleyiciye geçmiyor. Özellikle gizem unsuru çözüldükten sonra filmin finaline giden yol biraz fazla tahmin edilebilir hale geliyor. Müzikler ve atmosferdeki o karamsarlık başarılı ancak kurgusal anlamda bazı kopukluklar hissediliyor. Yine de, son yılların en dürüst ve “eski usul” gerilimlerinden biri olduğu bir gerçek.
İntikam Peşinde Filmini Kimler İzlemeli?
İntikam Peşinde, özellikle 90’lı yılların o karanlık, politik komplolarla örülü suç filmlerini özleyenler için birebir. Eğer bir filmde sadece hızlı arabalar ve bitmek bilmeyen patlamalar arıyorsanız, bu yapım sizi biraz yorabilir. Ancak, bir babanın adaleti kendi elleriyle sağlama çabasını, sistemin yozlaşmış çarkları içindeki o kirli oyunları ve karakter odaklı bir intikam öyküsünü seviyorsanız, doğru yerdesiniz. Devlet sırları, nükleer komplolar ve büyük şirketlerin bireyleri nasıl yok saydığı temalarına ilgi duyanlar için bu film bir hazine niteliğinde. Özellikle psikolojik derinliği olan, karakterin iç dünyasındaki fırtınaları hissettiren yapımları seven izleyiciler, Mel Gibson’ın performansından büyük keyif alacaktır. Buna karşılık, hikayenin yavaş açılmasından hoşlanmayanlar veya her anında bir sürpriz bekleyen izleyici kitlesi için film fazla durağan gelebilir. Bu yapım, sabırlı olan ve atmosferin içine girmeyi tercih eden izleyici profilini ödüllendiriyor. Karanlık, yağmurlu ve her köşesinde bir sır barındıran Boston sokaklarında, adaletin ne kadar zor ulaşılan bir kavram olduğunu görmek isteyen herkes bu filme bir şans vermeli. İnsan doğasının en ilkel güdüsü olan intikamın, en modern ve karmaşık yapılarla nasıl çarpıştığını izlemek isteyenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir deneyim sunuyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!