İntikam Yolu
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
İntikam Yolu (orijinal adıyla Drive Angry), izleyiciyi koltuğuna mıhlayan bir aksiyon vaat ederken, kafanda deli sorular bırakıp bırakmayacağını düşünüyorsan, iyi bir kurgu arayışıyla İntikam Yolu izle butonuna tıklamadan önce bilmen gereken ufak bir detay var. Baştan söyleyeyim, bu film öyle derin anlamlar peşinde koşmuyor; daha çok, gaz pedalına asılıp, metal müziğin ritminde kafa sallarcasına kendini hikayenin akışına bırakacağın, bol patlamalı, bol gürültülü bir deneyim sunuyor. Adeta içindeki o “hadi be!” dedirten aksiyon canavarını uyandırıyor ama bunu yaparken de kendine özgü, biraz tuhaf bir yolu var. Bir baba figürünün, en sevdiklerini kurtarmak için neler yapabileceğini en uç noktada görmek isteyenler için, bu filmin enerjisi hiç düşmüyor ve sizi sürekli tetikte tutuyor.
İntikam Yolu Konusu
Hikaye, sıradan bir baba olan John Milton’ın kızını kaybetme acısıyla başlıyor desek, çok da yanlış olmaz. Ama bu sıradan baba, aslında pek de sıradan değil. Cehennemden kaçıp dünyaya geri dönen, öfkesi ve azmiyle etrafı kasıp kavuran bir adam o. Tek derdi, şeytani bir tarikatın lideri olan Jonah King’in elindeki torununu kurtarmak. King, torununu dolunayda kurban etmek niyetinde ve Milton’ın sadece üç günü var. Bu amansız takipte, yolu Piper adında, araba sürmeyi bilen, lafını esirgemeyen bir garsonla kesişiyor. Piper, başlarda istemese de, Milton’ın kararlılığı ve bu işin ciddiyeti karşısında kendini bu kanlı maceranın içinde buluyor. Peşlerinde sadece tarikat üyeleri değil, aynı zamanda gizemli ve bir o kadar da tehlikeli bir figür var: Muhasebeci. Milton, hem geçmişindeki hataların bedelini ödemeye çalışıyor hem de sevdiklerini korumak için, önüne çıkan her engeli çiğneyip geçmeye kararlı. Bu durum, filmin atmosferini sürekli bir kovalamaca ve gerginlik içinde tutuyor, sizi koltuğunuza adeta mıhlayan, soluksuz bir macera yolculuğuna çıkarıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
İntikam Yolu, genel olarak beklentileri biraz farklı bir şekilde karşılıyor. Beklentiniz derinlikli bir hikaye ya da unutulmaz karakterlerse, belki biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Ama eğer “açayım da şöyle beynim dinlensin, bol aksiyon göreyim” diyorsanız, o zaman hikaye sizi sarıyor. Yönetmen Patrick Lussier, bu filmi sanki 90’ların B-sınıfı aksiyon filmlerine saygı duruşu niteliğinde çekmiş gibi. Abartılı efektler, mantık hataları ve kanlı sahneler, filmin kimliğini oluşturuyor. Hikaye akışı yer yer çok hızlı, yer yer de anlamsız detaylarla dolu gelebilir ama genel olarak film kendini izlettiriyor, özellikle de aksiyon severler için tam bir keyif. Zaman zaman ufak tefek boşluklar olsa da, tempoyu genel olarak iyi ayarlıyor ve enerjisini kaybetmeden, izleyiciyi sıkmadan finale doğru hızla ilerliyor.
Oyunculuklara gelirsek; Nicolas Cage, “Nicolas Cage’vari” performansıyla her zamanki gibi uçlarda. John Milton rolünde, hem karizmatik hem de delice, öfkesi gözlerinden okunan bir adamı canlandırıyor. Onun performansı filmin enerjisini yukarıda tutan ana etkenlerden. Amber Heard‘ün canlandırdığı Piper karakteri ise filmin “sağduyulu” sesi gibi. Aksiyon sahnelerinde bayağı iyi iş çıkarıyor, Cage’in yanındaki duruşu filme denge katıyor ve ikili arasındaki kimya da fena değil. Ama esas parlayan, bana göre William Fichtner. “Muhasebeci” karakteriyle filmin gizemini ve gerilimini sırtlanıyor. Her sahnede ayrı bir karizma, ayrı bir tehdit hissi yaratıyor. Rolünün hakkını fazlasıyla vermiş, hatta filmi tek başına daha izlenir kılmış diyebilirim. Billy Burke ise kötü adam rolünde biraz tekdüze kalmış, çok derinlikli bir karakter çizememiş. Belki senaryo ona çok imkan tanımamış, belki de kendisi bu rolü yeterince dolduramamış, bu yüzden biraz zorlama durmuş. David Morse gibi usta bir ismin ise çok fazla sahnesi yok ama kısa rolünde bile etkileyici olmayı başarıyor.
IMDb puanı 5.5. Bence bu puan, filmin tam da yerini gösteriyor. Ne çok kötü ne de çok iyi. Ortalamanın biraz altında bir aksiyon filmi ama yine de kendine has bir eğlencesi var. Filmin vurdulu kırdılı, saçma sapan ama keyifli anları, bu puanı haklı çıkarıyor. Çok şey beklemeyip sadece eğlenmek isteyenler için iyi bir seçenek. Film sizi düşündürmeye, ağlatmaya ya da hayran bırakmaya çalışmıyor; sadece eğlendirmeyi hedefliyor ve bunu bir şekilde başarıyor. Kimi yerlerde “yok artık” dedirtse de, izleyicisini sıkmadan sona ulaştırıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer “bir filmde illa ki mantık arayacağım, her şey kusursuz olmalı” diyenlerdenseniz, bu film size göre değil. Ancak saçma sapan ama eğlenceli aksiyon filmlerine bayılanlar, Nicolas Cage‘in o bilindik, abartılı oyunculuk tarzını sevenler, bol kanlı, bol patlamalı, ‘over-the-top’ şiddet içeren sahnelerden hoşlananlar, şeytani tarikatlar, kaçış ve kovalamaca temalı filmlere ilgi duyanlar, kafasını dinlemek, hiç düşünmeden sadece ekrana bakıp “oh be” demek isteyenler için İntikam Yolu tam da aranan kan olabilir. Bir nevi ‘suçluluk duyulan zevk’ kategorisine giren bu filmi, akşam yorgunluğunuzu atmak için bir B-sınıfı aksiyon fantezisi arıyorsanız kesinlikle denemelisiniz. Hani o “bazı filmler kötü ama izlemesi zevkli oluyor ya” dediğimiz türden. Bu film, çıtır çerez ama tatmin edici bir aksiyon deneyimi sunuyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!