Jason Bourne 5
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Jason Bourne 5 ismi geçtiğinde, o meşhur Moby bestesi ‘Extreme Ways’ zihnimizde çalmaya başlar ve nabzımız kendiliğinden yükselir. 2016 yapımı bu filmle seri, o alışık olduğumuz çiğ, metalik ve gri tonlarına geri dönerken aslında modern dünyanın değişen yüzüne de sert bir tekme atıyor. Karakterimiz yıllarca gölgelerde saklandıktan sonra, geçmişin tozlu sayfaları arasından fırlayıp hayatımıza yeniden dahil olduğunda, sinema salonundaki o yoğun barut kokusunu hissetmemek imkansızdı. Eğer o dönemde Jason Bourne izle diyerek kendinizi bu maceraya bıraktıysanız, casusluk türünün neden bu kadar kişisel bir hesaplaşmaya dönüştüğünü de anlamışsınızdır. Bu yapım, bir devam filminin çok ötesinde, yaşayan bir organizma gibi sürekli hareket eden, terleyen ve her yumrukta kemik sesini kulağımıza kadar getiren bir enerjiye sahip. Paul Greengrass, kamerasını yine bir savaş muhabiri edasıyla sokağın en kaotik noktasına yerleştirmiş.
Jason Bourne 5 Konusu
Hafızası yavaş yavaş yerine oturan ama içindeki fırtınası bir türlü dinmeyen bir adamın peşindeyiz. Jason Bourne artık kim olduğunu biliyor ama bu bilgi ona huzur getirmek yerine daha derin bir öfke bahşetmiş. Hikaye, Bourne’un Yunanistan sokaklarındaki yasa dışı boks dövüşlerinde ruhunu susturmaya çalışırken, eski dostu Nicky Parsons’ın yani Julia Stiles karakterinin ortaya çıkmasıyla fitilleniyor. CIA’in en karanlık operasyonlarına dair sızdırılan yeni belgeler, Bourne’un babasının ölümüyle ilgili hiç bilmediği, üstü örtülmüş gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Bu noktadan sonra mesele sadece hayatta kalmak değil, bir onur mücadelesine ve köklü bir intikam arayışına dönüşüyor. CIA tarafında ise eski toprak direktör Robert Dewey rolünde Tommy Lee Jones ve yeni nesil teknolojik takip uzmanı Heather Lee karakteriyle Alicia Vikander, Bourne’u durdurmak için her türlü dijital ve fiziksel imkanı seferber ediyorlar. Berlin’den Londra’ya, oradan Las Vegas’ın ışıltılı ama tekinsiz bulvarlarına kadar uzanan bu kovalamaca, arka planda Edward Snowden sonrası dünyanın veri güvenliği ve mahremiyet tartışmalarını da sertçe sorguluyor. Bourne, sadece bir ‘varlık’ değil, sistemin kendi eliyle yarattığı ve şimdi kontrol edemediği bir vicdan azabı gibi her adımda düzeni biraz daha sarsıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Eğrisiyle doğrusuyla konuşmak gerekirse, bu film karşımızda duran bir başyapıt değil ama türünün en dürüst örneklerinden biri. Buradaki asıl mesele, Paul Greengrass ve Matt Damon ikilisinin o kendine has kimyasının hala işleyip işlemediğiydi. Açık konuşmak gerekirse, Greengrass o titrek kamera kullanımını ve hızlı kurgu tarzını bu filmde adeta bir sanat formuna dönüştürmüş. Bazıları bu ‘shaky cam’ tarzından şikayet edebilir ancak bu teknik, izleyiciyi o anın tam ortasına fırlatıyor. 6.37’lik IMDb puanı, serinin ilk üçlemesinin yarattığı devasa etkinin gölgesinde kaldığı için biraz düşük tutulmuş gibi hissediliyor. Bence bu puan filmin hakkını tam olarak teslim etmiyor; çünkü karşımızda teknik açıdan kusursuz işleyen bir aksiyon makinesi var. Matt Damon, karakterinin yorgunluğunu, az konuşan ama her hareketiyle bir şeyler anlatan o ifadesini çok iyi korumuş. Tommy Lee Jones ise o çatık kaşları ve sert mizacıyla klasik CIA bürokrasisinin vücut bulmuş hali gibi duruyor. Öte yandan Alicia Vikander, karakterine kattığı o hırslı ve ne yapacağı belli olmayan soğuk tavrıyla filme modern bir soluk getirmiş. Filmin asıl vurucu gücü ise Vincent Cassel tarafından canlandırılan ‘The Asset’ karakteriyle Bourne arasındaki o bitmek bilmeyen husumet. Cassel, kişisel bir kin güden, duygusuz bir infazcıyı o kadar etkileyici oynamış ki, finaldeki kovalamaca sahnelerinde tansiyonun neden bu kadar yükseldiğini anlıyorsunuz. Las Vegas sahnelerindeki o yıkım gücü yüksek aksiyon sekansları, dijital efekt yığınına dönmüş günümüz sinemasına karşı ‘gerçek’ bir tokat gibi iniyor. Senaryonun bazı noktalarda kendini tekrarladığı ve Bourne’un motivasyonunun biraz zorlama olduğu eleştirilerine katılsam da, filmin yarattığı o çiğ atmosfer bu açıkları kapatmaya yetiyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer siz de benim gibi, ajan filmlerinde süslü teknolojik aletlerden, şık takım elbiselerden ve gerçeklikten uzak dövüş koreografilerinden sıkıldıysanız, bu film tam sizin kaleminiz. Sokak aralarında geçen, her anı toz toprak içinde olan, karakterlerin gerçekten yorulduğunu ve acı çektiğini hissettiren yapımları sevenler ekran başına geçmeli. Özellikle casusluk türünün politik altyapıyla birleşmesini, ‘büyük birader bizi izliyor’ temasının aksiyonla harmanlanmasını bekleyenler bu yapımdan fazlasıyla keyif alacaktır. Ancak, hızlı kurgudan başı dönenler, olayların ağır ağır gelişmesini bekleyenler veya James Bond tarzı bir zarafet arayanlar bu sert ve hırçın filmden pek hoşlanmayabilir. Bu film, geçmişini yük sırtında taşıyan ve adaletini kendi yumruklarıyla arayanların hikayesi. Saf aksiyonun ve karakter odaklı gerilimin dozunu yüksek tutmak isteyen herkes, Jason Bourne’un o durdurulamaz öfkesine ortak olmalı.




















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!