Jurassic Park 2: Kayıp Dünya
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Jurassic Park 2: Kayıp Dünya izle seçeneğini düşündüğünüzde aklınızda canlanan ilk şey, büyük ihtimalle nefes kesen bir gerilim ve hiç bitmeyecekmiş gibi duran bir kovalamaca hissi oluyor. Orijinal adıyla The Lost World: Jurassic Park, serinin devamı olarak, beklentileri bir hayli yükselten bir mirasın üzerine konuyor ve izleyiciyi o tanıdık ama bir o kadar da tehlikeli adanın derinliklerine geri çağırıyor. Eğer devasa dinozorlarla dolu bir adada hayatta kalma mücadelesinin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsanız veya sadece soluk soluğa bir macera arayışındaysanız, bu yapım sizi tam da o noktaya götürüyor. İyi bir kurgu arayışıyla Kayıp Dünya: Jurassic Park izle butonuna tıklamadan önce bilmeniz gereken ufak ama önemli bir detay var; bu film, size ilk yapımın sunduğu o “ilk kez görme” büyüsünden çok, hayatta kalma içgüdüsünün ve insanoğlunun doğaya karşı bitmeyen mücadelesinin dozunu artırarak, daha vahşi bir deneyimle geliyor. Kendinizi koltuğunuza sıkıca tutun, çünkü Isla Sorna’nın vahşi doğası sizi hiç beklemediğiniz anlarda yakalayabilir.
Jurassic Park 2: Kayıp Dünya Konusu
Dört yıl sonra, ilk filmdeki o felaketin ardından yaşananlar, John Hammond’ı yepyeni bir çıkmazın eşiğine getiriyor. Bilim insanlarının dinozorları klonladığı meşhur Isla Nublar’ın bir başka versiyonu olan Isla Sorna’da, yani Site B’de, fırtınanın yarattığı kaos sonrası dinazorlar doğaya salınmış ve serbestçe büyümüş. Hammond’ın amacı, bu muhteşem ama bir o kadar da ürkütücü canlıları doğal ortamlarında korumak, belki de geçmişteki hatalarını telafi etmek. Ancak bu iyi niyetli çabanın peşine, dinazorların ticari potansiyelini gören, acımasız bir ekip de düşüyor. İşte tam bu noktada, ilk filmden hatırladığımız kaos teorisyeni Jeff Goldblum’un canlandırdığı Dr. Ian Malcolm, kendini yine istemeden bu tehlikeli serüvenin tam ortasında buluyor. Sevgilisi Sarah Harding’i kurtarmak için adaya giden Malcolm ve ekibi, sayıları giderek artan ve artık tam anlamıyla canavarlaştıklarını gördüğümüz dinozorlarla yüzleşmek zorunda kalıyor. Film, insanoğlunun doğaya hükmetme arzusunun ve açgözlülüğünün nelere yol açabileceğini, adrenalin dolu bir şekilde izleyiciye sunuyor. Birkaç insan, vahşi doğanın ortasında, hem dinozorların hem de diğer insanların tehlikesiyle baş etmek zorunda kalıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Steven Spielberg gibi bir ustanın elinden çıkma bir devam filmi olunca, beklentiler haliyle tavan yapıyor. Kayıp Dünya, ilk filmin o taptaze ve çığır açan büyüsünü yakalamakta biraz zorlansa da, kendi içinde eğlenceli ve gerilimli bir macera sunuyor. İlk filmdeki o “bilim harikası” havası yerine, burada daha çok “hayatta kalma mücadelesi” ve “insan-doğa çatışması” ön planda. Yönetmenin o kendine has aksiyon ve gerilim yaratma becerisi, özellikle orman içi kovalamaca sahnelerinde kendini fazlasıyla hissettiriyor. Kamera açıları ve kurgu, dinozorların boyutunu ve gücünü ekrana iyi taşıyor; sanki her an bir ağacın arkasından fırlayacaklarmış gibi hissettiriyor.
Oyunculuklara gelirsek, Jeff Goldblum, Dr. Ian Malcolm olarak yine o karizmatik ve alaycı tavrını koruyor. Filmin en çok izlettiren karakterlerinden biri, esprileri ve o kendine özgü duruşuyla filmi taşıyor. Yanında Julianne Moore var, paleontolog Sarah Harding rolünde güçlü ve zeki bir kadın portresi çiziyor. Dinozorları koruma içgüdüsüyle hareket eden karakteriyle, filmin dengeleyici unsurlarından biri oluyor. Özellikle gerilim anlarındaki performansı gayet inandırıcı. Pete Postlethwaite, avcı Roland Tembo olarak tam bir sert adam prototipi çiziyor ve rolüne çok yakışıyor. Onun sahneleri bayağı gergin ve karakterin kendine has felsefesi filmin derinliğini artırıyor. Arliss Howard ise, Peter Ludlow karakteriyle, kötü niyetli ve para düşkünü iş insanını o kadar iyi canlandırıyor ki, izlerken sinirlerinize dokunuyor. Karakterin filmin gidişatındaki rolü çok belirleyici. Richard Attenborough‘nun John Hammond rolündeki o pişmanlığı ve hayata bakış açısı değişimi de güzel yansıtılmış, onun sahneleri filmin duygusal yönünü besliyor. Genel olarak oyuncu kadrosu, hikayeyi ayakta tutuyor ve seyirciyi filmin içine çekmeyi başarıyor.
IMDb puanı 6.6. Bana kalırsa bu puan, filmin genel hissiyatını oldukça iyi özetliyor. İlk filmin çıtası o kadar yüksekti ki, bu devam filmi o zirveye çıkamasa da, kendi içinde eğlenceli ve gerilimli bir macera sunuyor. Hani “fena değil ama ilk film daha iyiydi” denilen türden. 6.6, ne çok düşük ne de çok yüksek. Tam da bu filmin verdiği hissi yansıtıyor aslında; iyi zaman geçirtiyor, yer yer hop oturup hop kaldırtıyor ama “klasik” seviyesine çıkamıyor. Bazı anlarda hikayenin ilerleyişi biraz tökezler gibi olsa da, dinozorların boyutu, vahşeti ve CGI efektleri o dönem için hala çok etkileyiciydi ve birçok şeyi unutturmayı başarıyor. Özellikle San Diego’daki final sekansı akılda kalıcı, tam bir final vuruşu denebilir.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Dinozorları perdede devasa görmek isteyenler için birebir. Özellikle T-Rex’lerin gücüne hayran olanlar bu filmde aradığını bulur. Saf hayatta kalma mücadelesi ve sürekli bir kovalamaca hissi veren filmleri sevenler, bu yapıma mutlaka şans vermeli. Steven Spielberg‘ün aksiyon ve gerilim yönetmenliğini daha farklı bir boyutta deneyimlemek isteyenler de filmi merak edebilir. İlk Jurassic Park filminin devamını “ne olursa olsun izlemeliyim” diyen, serinin sıkı takipçileri zaten kaçırmayacaktır. Ayrıca doğanın insan üzerindeki yıkıcı gücünü ve kontrol edilemezliğini anlatan hikayelerden hoşlananlar da bu filmde kendilerine göre bir şeyler bulacaktır. Özellikle insan açgözlülüğünün nelere yol açabileceğini gözler önüne seren yapımları sevenler için de ideal bir seçenek olabilir.


















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!