Kara Şövalye Yükseliyor
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Kara Şövalye Yükseliyor, bir üçlemenin sadece teknik kapanışı değil, koca bir şehrin ve bir adamın ruhsal enkazının altından kalkma çabasının en gürültülü hali. Ekrandan taşan o kasvetli enerji, Gotham’ın gri sokaklarından çıkıp doğrudan boğazınıza yapışıyor. Christopher Nolan’ın yarattığı bu evren, alışılagelmiş süper kahraman parıltısından çok uzak; burası ter kokan, kemik sesi duyulan ve umudun bir zehir gibi pazarlandığı vahşi bir arena. Eğer bu kaosu iliklerinize kadar hissetmek istiyorsanız, bir yerlerde Kara Şövalye Yükseliyor izle seçeneğine tıklayıp kendinizi bu karanlığa bırakmanız yeterli. Ancak baştan uyarayım, bu defa karşımızda sadece suçlularla savaşan bir dedektif yok; kendi yarattığı efsanenin altında ezilmiş, dizleri titreyen ama yine de ayağa kalkmak zorunda olan bir adamın son çırpınışları var.
Kara Şövalye Yükseliyor Konusu
Hikaye, Batman’in Gotham’ın karanlık sokaklarından elini eteğini çekişinin üzerinden tam sekiz yıl geçmesiyle başlıyor. Hatırlarsanız, Bölge Başsavcısı Harvey Dent’in ölümünden sonra bütün ihale Batman’in üzerine kalmıştı. Şehir, bir yalanın üzerine inşa edilen huzurlu ama sahte bir barış dönemine girerken, Bruce Wayne malikanesine hapsolmuş, bedeni ve ruhu yorgun bir münzeviye dönüşmüş durumda. Fakat Gotham’ın altındaki kanalizasyonlarda, o sahte barışı yerle bir edecek bir fırtına kopmak üzere. Maskeli dev Bane, şehri yozlaşmış zenginlerden geri alıp halka vereceğini iddia eden ama aslında her şeyi küle çevirmeye yeminli bir yıkım makinesi olarak ortaya çıkıyor. İşin içine hırsız Selina Kyle’ın belirsiz sadakati ve genç polis memuru Blake’in idealist inancı da girince, Bruce Wayne için emeklilik hayalleri suya düşüyor. Batman, bir yandan fiziksel sınırlarını zorlayan bu canavarla başa çıkmaya çalışırken, diğer yandan kendi halkı tarafından bir hain olarak görülmenin ağırlığıyla eziliyor. Olaylar bir domino taşı etkisiyle hızla felakete sürüklenirken, Gotham’ın kurtuluşu bir kahramanın geri dönüşünden çok daha fazlasını, topyekün bir fedakarlığı zorunlu kılıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, bu filmle ilgili en büyük handikap, kendisinden bir önceki başyapıtın yarattığı o aşılması zor çıtaydı. Joker’in o kaotik zekasından sonra Bane gibi safi fiziksel güç ve ideolojik yıkım vaat eden bir düşman başta yadırganabilir. Ancak Christopher Nolan, buradaki asıl meseleyi bir yumruk dövüşünden çıkarıp toplumsal bir cinnete dönüştürmeyi çok iyi başarmış. Tom Hardy, yüzünün yarısını kapatan o maskeye rağmen sadece gözleriyle ve sesiyle nasıl dehşet saçılacağını herkese kanıtlıyor. Bane’in her kelimesi, her hareketi bir balyoz etkisi yaratıyor. Christian Bale ise Bruce Wayne’in çöküşünü ve yeniden doğuşunu o kadar sahici oynamış ki, onun acısını izlerken sizin de kaburgalarınız sızlıyor. Anne Hathaway, kedi kadın rolünde o sinsi ama çekici dengeyi çok iyi kurmuş; Gary Oldman ise her zamanki gibi karakterine derinlik katmış. IMDb puanı olan 7.792, bu çaptaki bir epik anlatı için belki biraz cimri bir rakam gibi dursa da, filmin uzun süresi ve bazen sarkan temposu bu durumu açıklıyor olabilir. Eğrisiyle doğrusuyla, Joseph Gordon-Levitt tarafından canlandırılan Blake karakterinin hikayeye eklemlenme biçimi ve finaldeki o büyük hamle, Nolan’ın zekasını bir kez daha konuşturduğu anlar. Bu film, bir çizgi roman uyarlamasından ziyade, modern bir Yunan trajedisi gibi işliyor. Teknik kusursuzluk bir yana, filmin asıl gücü seyirciyi o çaresizlik çukuruna atıp, sonra onlarla birlikte tırmanmaya zorlamasında yatıyor.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer bir filmden beklentiniz sadece renkli kostümler ve havada uçuşan esprilerse, burası sizin için yanlış adres. Bu yapım, Batman evreninin o ağırbaşlı, felsefi ve gerçekçi tonunu sevenler için biçilmiş kaftan. Siyasi alt metinlerden, devrim temalı kargaşalardan ve karakterlerin iç dünyasındaki o bitmek bilmeyen fırtınalardan keyif alanlar bu iki buçuk saatlik yolculuğun her anından zevk alacaktır. Öte yandan, Nolan’ın o kendine has katmanlı anlatım tarzına ve her detayı ilmek ilmek işlemesine alışık olmayanlar, filmin bazı kısımlarında tempodan şikayet edebilir. Ancak bir efsanenin nasıl veda ettiğini, bir simgenin ölümsüzlüğe nasıl ulaştığını görmek isteyen herkesin bu deneyimi yaşaması şart. Gotham’ın alevler içindeki o son dansı, sinema tarihinin en görkemli veda sahnelerinden birini vaat ediyor. Kaçırmayın, çünkü bu sadece bir kahraman hikayesi değil; küllerinden doğmanın ne kadar acı verici olabileceğine dair bir ders.





















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!