Kardeş Gibiydiler
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Kardeş Gibiydiler, insanın içini burkan, adalet duygusunu derinden sarsan bir hikayeyle başlıyor. Bazen bir film izlerken ekrana kilitlenir, karakterlerin yaşadığı acıyı iliklerinize kadar hissedersiniz. Barry Levinson’ın yönettiği Sleepers, tam da böyle bir etki bırakıyor. Eğer hayatın acımasız yüzüne dokunan, zaman zaman boğazınızı düğümleyen ama umut barındıran sağlam bir hikaye arayışıyla Kardeş Gibiydiler izle butonuna tıklamadan önce bilmeniz gereken önemli şeyler var. Bu film, çocukluk masumiyetinin nasıl çalınabileceğini ve yıllar sonra bile o yaraların kapanmadığını fısıldıyor kulağınıza.
Kardeş Gibiydiler Konusu
New York’un 1960’larındaki Hell’s Kitchen, dört yakın arkadaş için bambaşka bir dünya demek. Shakes, Michael, John ve Tommy… Mahalle rahibi Peder Bobby’nin gözetiminde, kendi kurallarıyla yaşayan, yaramazlıkları bitmeyen ama kalpleri tertemiz dört delikanlı. Onların dünyası, ufak tefek hırsızlıklar, masum şakalar ve sıkı bir dostlukla örülü. Ancak her şey, bir cadılar bayramı şakasının ters gitmesiyle tepetaklak oluyor. Yaptıkları küçük bir eşek şakası, yaşlı bir adamın ciddi şekilde yaralanmasına neden olunca, bu dört genç için hayatın bambaşka, çok daha karanlık bir yüzü ortaya çıkıyor. Bir anda kendilerini ıslah evinde buluyorlar. Burada, Wilkenson Center’ın duvarları arasında, dışarıdaki hayattan tamamen kopuk bir şekilde, gardiyanların insafsız ve acımasız muameleleriyle tanışıyorlar. Masumiyetlerinin yerini korku ve öfke alırken, o genç zihinlere öyle derin yaralar kazınıyor ki, bu yaraların izleri hayat boyu peşlerini bırakmayacak. Film, bu cehennemden sağ çıkan çocukların, on üç yıl sonra, yaşadıkları dehşetin sorumlularıyla yeniden yollarının kesişmesiyle şekilleniyor. Ancak intikam ateşi mi yoksa adalet arayışı mı, bu çizgiyi izleyiciye düşündürerek ilerliyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Kardeş Gibiydiler, izleyiciyi önce masum çocukluk yıllarına çekip sonra birden buz gibi bir duşla gerçekliğe döndürüyor. Filmin en güçlü yanı, hikayenin ilerleyişi ve dönem atmosferini çok iyi yansıtması. Barry Levinson, gerilimi yavaş yavaş yükseltmeyi ve seyircinin karakterlerle bağ kurmasını iyi biliyor. Hikaye, o çocukluk travmasından sonra bambaşka yollara savrulan dostların, kaderin cilvesiyle yeniden bir araya gelmesini anlatırken hiç dağılmıyor, aksine gittikçe sarıyor. Özellikle ilk yarıdaki çocukluk sahnelerinin ardından gelen yıkım, insanın midesine yumruk gibi oturuyor.
Oyunculuklara gelirsek, gerçekten dev isimlerin bir araya geldiği bir kadro var. Genç oyuncular, o saf halleriyle yaşayacakları dehşetin altyapısını çok iyi hazırlıyor. Sonrasında yetişkin hallerine büründüklerinde ise işler daha da ilginçleşiyor. Jason Patric’in canlandırdığı Michael, grubun beyni, planlayan tarafı olarak karşımıza çıkıyor ve rolünü gayet iyi taşıyor. Kevin Bacon’ın Sean Nokes rolündeki acımasızlığı izleyicinin beynine kazınıyor, filmi izlerken onunla beraber tiksiniyorsunuz. Robert De Niro, Peder Bobby rolünde yine her zamanki gibi döktürüyor, sessiz ve ağırbaşlı duruşuyla karakterine derinlik katıyor. Dustin Hoffman ise Danny Snyder adında bir avukat olarak kısa ama etkili bir performans sergiliyor, sahneleri kısıtlı olsa da varlığını hissettiriyor. Bruno Kirby‘nin katkıları da önemli bir halka filmde.
Filmin IMDb puanı 7.6. Bu puan, bence filmin genel kalitesini ve izleyicide bıraktığı etkiyi gayet güzel karşılıyor. Evet, belki bazı yerlerde hikayenin akışı biraz yavaş gelebilir veya bazı olaylar çok tesadüfi görünebilir. Ama bunlar, filmin verdiği o güçlü mesajın ve oyunculuk performanslarının yanında çok da göze batmıyor. Suç, adalet, intikam ve affetme gibi temaları ele alış biçimiyle Kardeş Gibiydiler, izleyicide uzun süre düşündürücü bir tat bırakıyor. Kesinlikle izlemeye değer, insanı etkileyen bir yapım. Duygu yükü yüksek, izleyicinin adalet arayışına ortak olmasını sağlayan bir film bu.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Kardeş Gibiydiler, her şeyden önce insan psikolojisinin karanlık dehlizlerine inmekten çekinmeyen, dram yüklü hikayeleri sevenler için biçilmiş kaftan. Çocukluk travmalarının yetişkinlik üzerindeki kalıcı etkilerini merak edenler, bu filmi mutlaka izlemeli. İntikamın soğuk yüzünü ve adalet arayışının karmaşık yollarını işleyen yapımlar ilginizi çekiyorsa, bu film sizi kesinlikle tatmin eder. 1960’lar Amerika’sının o kendine has atmosferine dalmak isteyen, aynı zamanda kadro derinliğiyle dikkat çeken filmleri tercih eden sinemaseverler de bu yapımda aradığını bulur. Ağır ama etkileyici tempoda ilerleyen, karakter gelişimine önem veren ve izleyicide duygusal bir iz bırakan hikayelere düşkünseniz, bu filmi es geçmeyin. Mahkeme ve hapishane draması öğelerini sevenler için de kaçırılmaması gereken bir film.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!