Kardeşimden Sonra izle
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Kardeşimden Sonra (Charlie St. Cloud 2010), kaybın yarattığı o ağır sessizliği ve suçluluk duygusunun insanı nasıl bir köşeye sıkıştırabileceğini anlatan hüzünlü bir hikaye. Bir filmi sadece seyretmek değil, karakterin ruh halini anlamaya çalışmak gerekir. Kardeşimden Sonra izle seçeneğini değerlendirenlerin karşısına, alışılmış romantik dramların ötesinde, yas sürecinin fantastik bir dille harmanlandığı bir yapı çıkıyor. Ölümün soğukluğuyla yaşamın sıcaklığı arasında asılı kalmış bir gencin hikayesi bu. Film, izleyiciye büyük mucizeler vaat etmek yerine, bir insanın kendi geçmişiyle yaptığı o bitmek bilmeyen pazarlığı gösteriyor. Başarıya odaklanmış bir gencin, trajik bir kazadan sonra hayallerini bir kenara bırakıp mezarlıkta çalışmaya başlaması, aslında hepimizin içindeki o \”keşke\” sesinin somutlaşmış hali. Bu yapım, yas tutmanın sadece ağlamak olmadığını, bazen hayata devam etmeyi reddetmek olduğunu da hatırlatıyor. Kederin insanı nasıl yavaşlattığını, zamanın akışını nasıl bozduğunu anlamak için bu durağan ama ağır atmosferi solumak gerekiyor. Yönetmen, izleyiciyi ilk andan itibaren Charlie’nin iç dünyasındaki o çıkmaz sokağa davet ediyor ve oradan çıkışın ne kadar sancılı olabileceğini açıkça sergiliyor.
Kardeşimden Sonra Konusu
Charlie, geleceği parlak olan ve deniz tutkusuyla yanıp tutuşan, hayatının baharında bir gençtir. Hayalleri, yetenekleri ve önünde uzanan upuzun yoluyla tam bir başarı örneğidir. Ancak kardeşi Sam ile çıktıkları o talihsiz yolculukta yaşanan feci trafik kazası, tüm bu parlak geleceği bir anda karartır. Sam hayatını kaybederken Charlie hayatta kalır ama bu sağ kalış beraberinde ağır bir vicdan azabı getirir. Kardeşini koruyamamış olmanın, o an elinden geleni yapamamış olmanın verdiği ezici suçluluk, Charlie’yi dış dünyaya tamamen kapatır. Üniversite burslarını, yelken yarışlarını ve tüm sosyal çevresini elinin tersiyle iten Charlie, kardeşinin gömülü olduğu mezarlıkta işe girer. İşin fantastik kısmı ise bu noktadan sonra filizlenir; Charlie, her gün gün batımı vaktinde kardeşi Sam ile buluşup beyzbol oynayabilmektedir. Bu, bir taraftan iyileştirici bir rutin gibi görünse de aslında Charlie’yi geçmişin hayaletlerine zincirleyen bir prangadır. Hayatına Tess isminde, tıpkı kendisi gibi deniz tutkunu bir kadının dahil olmasıyla işler iyice karışır. Tess, Charlie’ye dışarıdaki dünyanın hala döndüğünü, rüzgarın hala estiğini ve aşkın hala mümkün olduğunu fısıldar. Şimdi Charlie, ölü kardeşine verdiği o sonsuz sadakat sözüyle, canlı bir kadına karşı hissettiği çekim arasında sıkışıp kalmıştır. Bu çatışma, bir insanın yasın güvenli limanından çıkıp hayatın fırtınalı denizlerine açılmaya cesaret edip edemeyeceği sorusunu doğurur. Olaylar geliştikçe Charlie’nin gerçeklikle bağları test edilir ve bir seçim yapması gerekir: Ya geçmişin gölgelerinde yaşamaya devam edecek ya da acısına rağmen nefes almayı seçecektir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen Burr Steers, filmi kurgularken duygusal anları öne çıkarmayı hedefliyor ancak yer yer fazla melankolik bir tona hapsoluyor. Zac Efron, o dönemdeki popüler gençlik ikonu imajını kırmak adına ciddi bir çaba sarf ediyor. Yüzündeki o donuk, kederli ifade bazen çok etkileyici olsa da, bazı sahnelerde karakterin derinliğini tam yansıtamadığı, sadece bakışlarında kaldığı hissediliyor. Kardeşi rolündeki Charlie Tahan, çocuksu masumiyetiyle filmin duygusal yükünü sırtlayan asıl isim oluyor. Amanda Crew ise hikayeye dinamizm katan bir enerjiyle karşımıza çıkıyor ancak senaryonun ona tanıdığı alan, Charlie’nin içsel dünyasının gölgesinde kalmış. Augustus Prew ve Donal Logue gibi isimler yan rollerde hikayeyi desteklese de, odak noktası hep Charlie’nin yalnızlığı. Filmin ritmi oldukça ağır; bazı yerlerde zamanın durduğunu ve sahnelerin birbirini gereksiz yere takip ettiğini düşünebilirsiniz. Bu yavaşlık, karakterin ruh halini yansıtmak için bilinçli bir tercih olsa da, izleyiciyi hikayeden koparma riskini taşıyor. Görsel tercihlerde, gün batımı sahnelerinin yoğunluğu bir süre sonra estetik bir tercih olmaktan çıkıp tekrara düşen bir klişeye dönüşüyor. IMDb puanı olan 7,2 bu film için oldukça cömert ve yüksek bir not. Aslında 6-6.5 bandında, türün meraklılarına hitap eden ancak sinema tarihine damga vuracak bir derinliği olmayan bir yapım karşımızdaki. En büyük eksisi, yer yer mantık sınırlarını zorlayan fantastik öğelerin, dramın gerçekçi ağırlığı altında biraz havada kalması ve havada kalan bazı sorulara tam cevap verememesi. Müzikler duyguyu körüklemek için doğru noktalarda devreye giriyor ama bazen fazla zorlama bir hüzün yaratmaya çalışıyor.
Kardeşimden Sonra Filmini Kimler İzlemeli?
Bu film, kaybın ardından gelen o dipsiz boşluk hissini yakından tanıyanlar için belli noktalarda teselli edici olabilir. Eğer hayatınızın bir döneminde \”zaman dursa da gitmesem\” dediyseniz veya bir veda edememenin pişmanlığını taşıyorsanız, Charlie’nin o mezarlık içindeki durgun dünyası size tanıdık gelecektir. Romantik bir hikayenin içine serpiştirilmiş hafif mistik ve doğaüstü unsurlardan hoşlananlar, gerçekle hayalin birbirine girdiği bu atmosferde kendilerine bir yer bulabilirler. Deniz, yelkenliler, sahil kasabası sessizliği ve melankoliyi sevenler için görsel olarak tatmin edici yanları var. Ancak, aksiyon dolu, hızlı akan veya sert gerçekçi dramlar arayanlar bu filmden beklediklerini alamayacaklardır. Eğer mantık hatalarına çok takılan, her şeyin rasyonel bir açıklamasını bekleyen bir izleyiciyseniz, filmin bazı fantastik kırılmaları size fazla zorlama ve inandırıcılıktan uzak gelecektir. Sadece **Zac Efron** ismine güvenerek, eğlenceli ve renkli bir gençlik filmi bekliyorsanız büyük bir hayal kırıklığına uğrarsınız; çünkü bu yapım aslında oldukça kasvetli, ağır ve insanın içini burkan bir yas sürecini merkeze alıyor. Kardeşlik bağlarının ölümden sonra bile nasıl devam edebileceğine dair duygusal bir sorgulama yapmak isteyenler için uygun bir seçim olabilir, ancak büyük bir devrim beklememek kaydıyla.
”
}
>”
izlenmelidir.
”
.
”
}
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!