Koruyucu
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Koruyucu (Safe 2012), sert mizaçlı aksiyon sinemasının en katı ve kemik seslerini duyuran örneklerinden biri olarak karşımızda dururken, izleyiciyi daha ilk dakikalardan itibaren New York’un o tekinsiz, karanlık ve yozlaşmış sokaklarına hapsediyor. Türün meraklıları için vakit ayırmaya değer bir seçenek olan bu yapımı değerlendirirken, internet aramalarında Koruyucu izle diyerek yola çıkan birinin aslında neyi arzuladığını iyi analiz etmek gerekiyor. İnsanlar sadece teknik bir dövüş koreografisi değil, aynı zamanda o yumrukların neden atıldığını hissettiren bir motivasyonun peşinde koşuyor. Yönetmen koltuğunda oturan Boaz Yakin, sıradan bir intikam hikayesinin ötesine geçerek, hayatın sillesini yemiş bir adamla, zekası yüzünden hedef tahtasına oturtulmuş küçük bir kızın kesişen yollarını merkezine alıyor. Jason Statham, kariyerindeki o tanıdık sert adam imajını burada biraz daha kırılgan, biraz daha kaybedecek bir şeyi kalmamış olmanın verdiği o korkutucu rahatlıkla birleştiriyor. Film, 2012 yapımı olmasına rağmen, barındırdığı çiğ enerjiyle türdeşleri arasında diri bir noktada durmayı sürdürüyor.
Koruyucu Konusu
Hikaye, hayatı tamamen altüst olmuş, eski bir kafes dövüşçüsü ve aynı zamanda üst düzey bir ajan olan Luke Wright karakterinin ruhsal çöküşüyle başlıyor. Luke, yeraltı dünyasının kirli oyunları yüzünden eşini kaybetmiş ve hayatta hiçbir amacı kalmamış şekilde sokaklarda yaşamaktadır. Tam da her şeyden vazgeçtiği bir noktada, metro istasyonunda Rus Mafyası tarafından kovalanan 12 yaşındaki Çinli Mei ile yolları kesişiyor. Mei, sıradan bir çocuk değil; fotoğrafik hafızası sayesinde devasa suç örgütlerinin ve yolsuzluğa batmış New York polisinin peşinde olduğu çok değerli bir şifreyi zihninde taşıyor. Mei’nin bildiği bu numara, sadece milyonlarca doların anahtarı değil, aynı zamanda şehirdeki güç dengelerini yerle bir edecek bir koz niteliğinde. Luke, bu küçük kızı korumayı üstlendiği andan itibaren karşısında sadece mafyayı değil, sistemin en tepesindeki isimleri de buluyor. Bir yandan kendi hayatını tekrar anlamlandırmaya çalışan Luke, diğer yandan Mei’yi bu kurtlar sofrasından sağ çıkarmak için tüm şehri birbirine katmak zorunda kalıyor. Kovalamaca başladığında, kimin dost kimin düşman olduğu belirsizleşirken, her köşe başında yeni bir çatışma patlak veriyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Film, 6.5 gibi bir IMDb puanıyla belki kağıt üzerinde ortalama bir yapım gibi duruyor fakat aksiyonun ritmi ve hikayenin akıcılığı düşünüldüğünde bu rakamın üzerine çıkan bir tat bıraktığını söylemek mümkün. Boaz Yakin, hikayeyi kurarken tempoyu o kadar yüksek tutuyor ki mantık hatalarını veya türün klasikleşmiş tekrarlarını düşünmeye pek vaktiniz kalmıyor. Jason Statham bildiğimiz gibi; her vuruşunda o ağırlığı hissediyorsunuz, her bakışında karakterin içindeki yorgunluğu ve öfkeyi görebiliyorsunuz. Ancak filmin asıl sürprizi, Mei karakterine hayat veren Catherine Chan oluyor. Küçük oyuncu, korkuyla karışık o soğukkanlı zekayı ekrana oldukça dengeli yansıtıyor. Yan rollerde Chris Sarandon ve James Hong gibi tecrübeli isimler, hikayenin suç tarafındaki ağırlığını artırırken, Robert John Burke tarafından canlandırılan karakterin temsil ettiği o kirli polis figürü, filmin gerçekçilik dozunu yükseltiyor. Kurgudaki sert geçişler ve dövüş sahnelerindeki o kesintisiz akış, izleyiciyi koltuğunda kıpırdatmayacak cinsten. Eksik kaldığı yerler yok mu? Elbette var. Bazı kötü karakterlerin karikatürize edilmiş olması ve finalin biraz fazla hızlı toparlanması eleştirilebilir. Fakat filmin amacı zaten derin bir felsefe yapmak değil; izleyiciye o çaresizlik hissini verip, sonra o çaresizliğin içinden büyük bir patlamayla nasıl çıkıldığını göstermek. Bu açıdan bakıldığında, vaat ettiğini fazlasıyla yerine getiren, dürüst ve tok bir aksiyon karşımızda duruyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer sinemada aradığınız şey karmaşık olay örgülerinden ziyade, nabzın hiç düşmediği, sert ve gerçekçi bir hayatta kalma mücadelesiyse bu yapım tam size göre. Özellikle ‘Leon: Sevginin Gücü’ tadında, koruyucu bir figür ile masum bir çocuğun arasındaki o sessiz ve güçlü bağı sevenler bu hikayeyi çok içten bulacaktır. Büyük bütçeli, pelerinli kahramanların uçtuğu filmlerden sıkılıp daha yere yakın, sokakların kokusunu burnunuza getiren suç öykülerini özleyenler için bu film gerçek bir nefes alma alanı sunuyor. Adaletin sistem eliyle değil, bizzat mağdurlar tarafından dağıtıldığı o hırslı anlatıları çekici bulanlar, Jason Statham ve ekibinin bu performansını kaçırmamalı. Film, izleyicisini büyük beklentilerle boğmak yerine, doğrudan aksiyonun kalbine bırakıyor ve o iki saatin sonunda tatmin olmuş bir şekilde ekrandan ayırıyor. Eğer bir karakterin hem fiziksel hem de duygusal olarak dibi gördükten sonra tekrar ayağa kalkışını izlemek isterseniz, doğru yerdesiniz. Bu yapım, özellikle saf aksiyonun o çiğ ve samimi halini arayanların listesinde üst sıralarda yer almayı hak ediyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!