Kovboylar ve Uzaylılar
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Kovboylar ve Uzaylılar (Cowboys & Aliens 2011), sinema tarihinin en zıt iki türünü, tozlu Vahşi Batı topraklarını ve soğuk metalik uzay teknolojisini aynı potada eritmeye çalışan cesur ama bir o kadar da riskli bir deneme. İnsanlığın hayatta kalma içgüdüsünü, geçmişin karanlık sayfalarından gelen bir kovboyun üzerinden anlatan bu yapım, izleyiciyi alışılmışın dışında bir atmosferin içine sürüklüyor. Kovboylar ve Uzaylılar izle arayışına giren bir sinemaseverin asıl bulacağı şey, sadece lazer silahlarıyla düello yapan atlılar değil, aynı zamanda bilinmezliğin yarattığı o saf ve ilkel korkudur. Klasik bir westernin sessizliğini bozan o mekanik gürültü, hikayenin tonunu bir anda topraktan gökyüzüne çevirirken, karakterlerin de kendi içsel çatışmalarını bu dışsal tehdit karşısında bir kenara bırakıp bırakamayacaklarını sorgulatıyor. Bu film, janr sinemasının sınırlarını zorlarken aslında insanın en temel güdüsüne, yani tanımadığı bir güce karşı verdiği hayatta kalma mücadelesine odaklanıyor. İnsan olmanın getirdiği o ortak payda, 1870’lerin vahşi doğasında teknolojik bir üstünlükle karşılaştığında, altının ve kurşunun yerini varoluş sancısı alıyor. Film, sadece görsel bir çatışma değil, aynı zamanda geleneksel ile fütüristiğin çarpıştığı bir zihin egzersizi sunmayı hedefliyor.
Kovboylar ve Uzaylılar Konusu
Hikayemiz 1873 yılının Arizona’sında, Absolution isimli hayalet bir kasabanın kıyısında başlıyor. Başkarakter, kim olduğuna, nereden geldiğine veya bileğindeki o tuhaf, ışıldayan kelepçeye dair hiçbir anıya sahip olmayan bir yabancı olarak çölde uyanır. Kasabaya adımını attığında, buranın sadece çöl sıcağıyla değil, aynı zamanda Albay Dolarhyde’ın demir yumruğuyla kavrulduğunu görür. Ancak kasaba halkı ve bu gizemli yabancı arasındaki gerilim, gökyüzünden süzülen parlak ışıkların kasabaya ölüm kusmaya başlamasıyla bambaşka bir boyuta evrilir. O güne kadar sadece birbirleriyle çatışmış, toprağı ve suyu paylaşamamış insanların, kavrayamadıkları bir teknoloji ve vahşet karşısında ne yapacaklarını bilememeleri, hikayenin asıl kırılma noktasını oluşturur. Geçmişi olmayan bu adamın bileğindeki o gizemli cihaz, aslında bir kurtuluş anahtarı mıdır yoksa felaketin kendisi mi? Kasaba halkı başlangıçta bu yabancıya karşı büyük bir öfke ve güvensizlik duysa da, gökyüzünden gelen istilacılar sevdiklerini birer birer kaçırmaya başladığında, nefretin yerini çaresiz bir iş birliği alır. Kovboylar, kanun kaçakları ve hatta yerliler, daha önce hiç görmedikleri bu canavarlara karşı tek bir cephede birleşmek zorunda kalırlar. Olaylar ilerledikçe karakterlerin motivasyonları netleşir; Dolarhyde’ın otoriter tavrının altındaki baba figürü ve yabancının hafızasını geri kazandıkça yüzleştiği acı gerçekler, aksiyonun ötesinde insani bir derinlik arar. Çatışmanın kökeni sadece toprağı savunmak değil, aynı zamanda insanlık onurunu bu bilinmeyen güce teslim etmemektir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Jon Favreau, fantastik dünyalar inşa etme konusundaki yeteneğini bu filmle oldukça zor bir denge üzerine kuruyor. Ancak dürüst olmak gerekirse, westernin o ağırbaşlı ve kirli yapısı ile bilim kurgunun yaratık temalı unsurları her zaman mükemmel bir uyum sergilemiyor. Daniel Craig, o bilindik soğukkanlılığıyla bir kovboy olarak asla sırıtmıyor; karakterin suskunluğu ve fiziksel gücü filme ciddi bir ağırlık katıyor. Diğer yanda Harrison Ford, yaşlı ve huysuz Albay rolünde karşımıza çıkarken, kariyerinin o sert ama korumacı karakter tiplemesini buraya da başarıyla taşıyor. Olivia Wilde ise hikayeye gizem katan kilit bir rolde, ancak karakter derinliği açısından senaryonun azizliğine uğradığı anlar oluyor. Sam Rockwell ve Adam Beach gibi yetenekli oyuncuların varlığı kadroyu zenginleştirse de, bazı yan karakterlerin harcanması filmin eksilerinden biri olarak göze çarpıyor. Filmin 5.6’lık IMDb puanı, bu iki tür arasındaki geçişlerin yer yer sarsıntılı olmasından ve hikayenin son düzlükte biraz fazla tahmin edilebilir bir yola girmesinden kaynaklanıyor. Aksiyon sahnelerindeki teknik işçilik başarılı olsa da, bazı mantık hataları ve uzaylıların motivasyonundaki yüzeysellik, filmin daha üst sıralara tırmanmasına engel oluyor. Yine de bu, filmi izlenemez kılmıyor; sadece bir başyapıt olma şansını kaçırmış, türler arası ilginç bir deney olarak kalıyor. Müzikler ve atmosfer tasarımı Vahşi Batı ruhunu yansıtsa da, uzaylı tasarımları biraz fazla jenerik duruyor ve bu da gerilimi yer yer düşürüyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu yapımı, özellikle sinemada türlerin birbirine girdiği melez denemeleri sevenler mutlaka listesine eklemeli. Geleneksel bir westernin o geniş plan çekimlerini, tozlu sokaklarını ve sert adamlarını özleyen, ancak buna fantastik bir dokunuş eklenmesinden de rahatsızlık duymayan izleyiciler için oldukça ideal bir seçenek. Eğer klasik kovboy filmleriyle büyüyüp aynı zamanda uzay istilası temalı hikayelere ilgi duyuyorsanız, bu garip birleşim sizi tatmin edecektir. Öte yandan, her iki türün de saf örneklerini arayan veya derin bir bilim kurgu felsefesi bekleyenler için bu film biraz yorucu olabilir. Hikaye, insanın bilinmeyene karşı nasıl birleştiğini basit ve etkili bir dille anlatmak istiyor; bu yüzden karmaşık bir alt metin arayanlar aradığını bulamayabilir. Ancak aksiyonu bol, temposu yüksek ve iki dev oyuncunun karşılıklı döktürmesini izlemek isteyenler için keyifli bir vakit vadediyor. Özellikle Vahşi Batı estetiğinin teknolojiyle kirletildiği o distopik havayı merak edenler bu filme şans vermeli. Ancak gerçekçilik takıntısı olan ve her sahnenin mantık çerçevesine tam oturmasını isteyen izleyici kitlesi, filmin bazı fantastik sıçramalarından ötürü hayal kırıklığına uğrayabilir.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!