Lucy
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Lucy, izlediğiniz anda aklınıza takılıp kalacak, “Beynimizin %100’ünü kullansak neler olurdu acaba?” sorusunu kafanıza kazıyacak, tam da benim gibi popüler kültür gurmelerinin bayıldığı türden bir film. 2014 yapımı bu aksiyon ve bilim kurgu bombası, vizyona girdiğinde ortalığı sallamıştı ve hala “ne izlesem?” diye düşündüğümüzde akla gelen ilk isimlerden. Eğer siz de benim gibi sürükleyici bir deneyim arıyorsanız ve ne izleyeceğinize karar veremiyorsanız, inanın bana, Lucy izle tuşuna basmak iyi bir fikir olabilir. Luc Besson gibi bir dehanın elinden çıkmış olması bile tek başına bir kalite göstergesi, değil mi? Zaten filmin orijinal adı da direkt “Lucy”.
Lucy Konusu
Şimdi size şöyle bir senaryo çizeyim: Tayvan’da, hayatı pek de parlak olmayan genç bir kadın, Lucy (canlandıran: Scarlett Johansson), erkek arkadaşının gazına gelip bir çetenin karanlık işine bulaşıyor. Derken kendini bir anda, karizmatik ama ürkütücü Mr. Jang‘ın (canlandıran: Choi Min-sik) elinde buluyor. Çete, Lucy’yi uluslararası bir uyuşturucu kuryesi olarak kullanmak amacıyla vücuduna özel bir sentetik madde yerleştiriyor. Ama gel gör ki, bu madde tahmin ettikleri gibi kalmıyor ve Lucy’nin vücudunda beklenmedik bir reaksiyon gösteriyor. Kesişen bir olay sonucu, paketin içindeki madde Lucy’nin sistemine sızmaya başlıyor ve işte film tam da burada patlama yapıyor! Lucy’nin beyninin kullanma kapasitesi normal insan sınırlarının çok ötesine geçmeye başlıyor. İlk başta sadece ufak tefek fiziksel yetenekler derken, olaylar inanılmaz boyutlara ulaşıyor: Telekinezi, zihin kontrolü, bilgiye anında erişim gibi yetenekler kendini göstermeye başlıyor. Lucy artık sadece bir kurban değil, insanüstü yetenekleriyle çetenin başına bela olmaya kararlı bir güce dönüşüyor. Bu sırada, insan beyninin potansiyelleri üzerine yıllarını vermiş Profesör Samuel Norman (oyuncu Morgan Freeman) ile yolları kesişiyor. Lucy, hem bu yeni güçleriyle baş etmeye çalışıyor hem de kendisini bu duruma sokan çetenin peşine düşüyor. Acaba insan beyni gerçekten bu kadar kapasiteli olabilir mi? Ve bu gücü kontrol etmek ne anlama gelir? İşte bu soruların cevabını ve Lucy’nin akıl almaz değişimini izlerken buluyorsunuz. Hikayeyi daha fazla kurcalamadan, merakınızı tam da bu noktada bırakmak istiyorum çünkü filmin akışı sizi gerçekten şaşırtacak.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Dürüst olayım, Luc Besson bir film yaptığında, benim gibi sinema tutkunlarının beklentisi her zaman tavan yapar. Onun kendine has görsel tarzı, kadın karakterleri işleyişi ve aksiyon sahnelerindeki ustalığı malum. Lucy de bu beklentileri büyük ölçüde karşılıyor, hatta bazı anlarda aşıyor bile diyebilirim. Film, ilk 20 dakikada olayların nereye varacağını tam olarak anlamadığınız, hatta biraz “eh” dediğiniz anlar barındırabilir ama sonrası tam anlamıyla bir zihinsel şölen.
Scarlett Johansson‘ın performansına gelirsek, kadının oyunculuğuna lafım yok. O çaresiz genç kadından, insanüstü güçlere sahip bir varlığa dönüşümünü o kadar iyi yansıtmış ki, karakterin yaşadığı şaşkınlık, korku ve sonrasında gelen o keskin kararlılık adeta ekrandan taşıp size geçiyor. Yüz ifadeleri ve beden diliyle, diyaloglara bile ihtiyaç duymadan Lucy’nin geçirdiği evrimi anlamamızı sağlıyor. Morgan Freeman ise her zamanki gibi filmdeki o bilge, sakin ve açıklayıcı rolüyle filmin omurgasını oluşturuyor. Onun sahneleri, filmin felsefi derinliğine katkıda bulunuyor ve izleyiciye “işin bilimsel tarafı da var” dedirtiyor. Choi Min-sik ise kötü adam rolünde tam bir karizma abidesi; acımasızlığı ve soğukkanlılığıyla filmin gerilim dozunu artırıyor. Diğer oyuncular, Amr Waked ve Julian Rhind-Tutt da rollerinin hakkını veriyor, hikayenin akışına doğal bir şekilde katkıda bulunuyorlar.
Filmin IMDb puanı 6.5. Bu tarz, felsefi alt metni olan, hızlı ilerleyen bir aksiyon-bilim kurgu filmi için bu puan gayet yeterli bence. Tamam, bir “inception” değil belki, bazı noktalarda mantık sorgulamaları yapabilirsiniz. Ama filmin size sunduğu görsel deneyim ve “ya böyle bir şey mümkün olsa?” sorusunu düşündürtme becerisi, bu kusurları görmezden gelmenizi sağlıyor. Luc Besson, aksiyon ve felsefeyi harmanlamada gerçekten usta. Yönetmenlik anlamında, temposu düşmeyen, sürükleyici ve estetik bir iş çıkarmış. Her sahne özenle planlanmış, kurgu akıcı ve izleyiciyi hiç sıkmıyor. Özellikle Lucy’nin güçlerini keşfettiği ve kullanmaya başladığı sahneler, görsel efektleriyle gerçekten başarılı. Genel olarak, filmin beklentileri fazlasıyla karşıladığını, hatta bazı izleyiciler için sürpriz bile olabileceğini söyleyebilirim.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Peki, bu film kimler için? Eğer siz de benim gibi “bu akşam ne izlesem?” diye düşünürken, sizi hem aksiyonun içine çekecek hem de “acaba gerçekten böyle bir şey olabilir mi?” diye düşündürecek, beyin yakıcı senaryolar seviyorsanız, Lucy tam size göre. Bilim kurguya meraklıysanız, insan beyninin potansiyelleri üzerine kafa yormayı seviyorsanız ve tabii ki Scarlett Johansson‘ın etkileyici performansını görmek istiyorsanız, hiç düşünmeyin. Hafta sonu evde şöyle enerjik, koltukta gerim gerim gerilirken bir yandan da gözlerinizi ekrandan alamayacağınız bir film arıyorsanız, aradığınızı buldunuz. Özellikle Luc Besson‘un kendine özgü sinematografisini ve aksiyon dilini sevenler için kaçırılmaması gereken bir yapım. Bu film sadece bir aksiyon değil; aynı zamanda varoluş, bilgi ve insanlığın sınırları üzerine düşündüren derinliği olan bir eser. Eğlenirken düşündüren, bittikten sonra da hakkında konuşmak isteyeceğiniz türden bir deneyim arıyorsanız, bence bu akşamki listenize Lucy’yi kesinlikle eklemelisiniz. Pişman olmayacaksınız, benden söylemesi! Hızlı temposu, akıl çelen konusu ve dinamik karakterleriyle sizi koltuğunuza bağlayacak bir seyirlik arıyorsanız, Lucy tam size göre.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!