Matrix
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Matrix, 1999 yılında vizyona girdiğinde sinema salonlarında esen o buz gibi rüzgarı hala dün gibi hatırlıyorum. O dönemde teknolojiye olan merakımız ile bilinmezliğe duyduğumuz korku arasındaki o ince çizgide yürüyorduk. Sinemanın karanlık dehlizlerinde, tozlu koltuklarda yıllarını harcamış bir eleştirmen olarak söylüyorum; bazen bir filmin sadece bir hikaye anlatmadığını, tamamen yeni bir dil yarattığını görürsünüz. İşte bu yapım tam olarak bunu başardı. Yeşil akan kodların, siyah deri ceketlerin ve ağır felsefi alt metinlerin arasında kaybolmak, o dönem için paha biçilemez bir deneyimdi. Bir akşamüstü, perdelerin sıkıca kapalı olduğu sessiz bir odada Matrix izle seçeneğine yönelip bu dünyaya dalmak, gerçekliğin dokusunu parmaklarınızın ucunda hissetmek gibidir. Kimsenin ne olduğunu tam olarak kavrayamadığı ama herkesin bir parçası olmak istediği o devrimsel anın başlangıcıydı bu film.
Matrix Konusu
Hikaye, Thomas Anderson isminde, gündüzleri prestijli bir yazılım şirketinde çalışan sıradan bir ofis çalışanı, geceleri ise Neo lakaplı usta bir hacker olan bir adamın etrafında şekilleniyor. Anderson, içinde yaşadığı dünyanın işleyişinde bir tuhaflık, tanımlayamadığı bir eksiklik olduğunu seziyor ancak buna bir türlü isim koyamıyor. Ta ki karşısına Carrie-Anne Moss tarafından canlandırılan gizemli Trinity ve ardından efsanevi bir figür haline gelmiş karizmatik lider Morpheus çıkana kadar. Morpheus ona sarsıcı ve geri dönüşü olmayan bir gerçek sunuyor: Yaşadığımızı sandığımız bu hayat, aslında makinelerin insanları kontrol altında tutmak ve sömürmek için yarattığı devasa bir bilgisayar simülasyonu, yani Matrix’tir. Gerçek dünyada ise insanlık yok olmanın eşiğinde, makinelerin bitmek bilmeyen enerji ihtiyacını karşılayan biyolojik pillerden ibarettir. Neo, bu karanlık gerçeği öğrendikten sonra sadece hayatta kalma mücadelesi vermeyecek, aynı zamanda insanlığın kurtuluşu için vaat edilen “Seçilmiş Kişi” olup olmadığını keşfetmek zorunda kalacağı büyük bir savaşın tam ortasına düşecektir. Laurence Fishburne’ün o vakur ve bilge duruşuyla rehberlik ettiği bu tehlikeli yolculukta, siyah takım elbiseli, duygusuz ve durdurulamaz Ajanlar en büyük engel olarak karşılarına çıkacaktır.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Bana sorarsanız, Lana Wachowski ve Lilly Wachowski kardeşlerin bu filmle yaptığı şey, sadece bir bilim kurgu çekmek değil, Platon’un meşhur Mağara Alegorisi’ni modern çağın dijital ekranlarına ve yeşil kodlarına taşımaktı. O dönemde çoğu yönetmen ucuz patlamalarla ve sığ kahramanlık hikayeleriyle vakit öldürürken, onlar siberpunk estetiğini derin bir varoluşçu felsefeyle harmanlayıp kucağımıza bıraktılar. Keanu Reeves, oyunculuk kariyerinin en ikonik performanslarından birini sergiliyor; o şaşkın ama kararlı Neo karakteri üzerine tam oturan bir kıyafet gibi duruyor. Öte yandan Hugo Weaving ise Ajan Smith rolünde, sadece bir bilgisayar programı değil, sistemin o soğuk, kibirli ve acımasız yüzü olarak karşımıza çıkıyor. Adamın her “Mr. Anderson” deyişindeki o iğrelti dolu tonlama bile sinema tarihine geçmeye yeter. Gloria Foster’ın Kahin rolündeki o samimi ama bir o kadar da bilmece dolu performansı filme bambaşka bir katman ekliyor. IMDb puanının 8.238 seviyelerinde olması, aslında filmin ne kadar geniş bir kitleye dokunduğunun bir kanıtı olsa da, açık konuşmak gerekirse bu rakam bile filmin sinematografik başarısını anlatmakta yetersiz kalıyor. Kullanılan çekim teknikleri ve o dönem için devrim niteliğindeki renk paleti bugün bile modern sinemayı beslemeye devam ediyor. Bazı sığ eleştirmenlerin aksiyon sahnelerine çok takılıp felsefi derinliği ıskalamasına hep şaşırırım. Halbuki burada her bir yumruk ve her bir mermi aslında köhnemiş bir sisteme vurulan darbedir. Wachowski kardeşler, aksiyonu bir amaç değil, anlatmak istedikleri o büyük derdin bir aracı olarak kurguladılar. 1999 yılından bugüne köprünün altından çok sular aktı, teknoloji arşa çıktı ama hala bu filmin o çiğ ve karanlık atmosferini yakalayabilen bir yapım gelmedi. Bu bir zevk meselesinden ziyade, tamamen vizyon meselesidir.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Bu filmi kimlerin izlemesi gerektiği sorusu aslında cevabı çok net bir soru: Eğer sadece ekrana bakıp vakit geçirmek istemiyor, izlediğiniz yapımın zihninizde yeni kapılar açmasını, sizi sorgulatmaya itmesini bekliyorsanız, Matrix sizin için bir şaheserdir. Bilim kurgunun o sert, metalik tadını sevenler, her sahnesinde estetik bir detay arayanlar ve “Gerçek nedir?” sorusunun ağırlığı altında ezilmekten korkmayanlar için bu yapım bir başucu eseridir. Klişe hikayelerden yorulan, sinemanın bir düşünme biçimi olduğunu savunan her gerçek sinefilin yolu eninde sonunda bu yeşil kodlara çıkacaktır. Eğer hala o dijital uykudan uyanmadıysanız ve gerçekliğin o buz gibi soğuk yüzüyle tanışmaya hazırsanız, daha fazla vakit kaybetmeyin. Oynat tuşuna basın ve tavşan deliğinin ne kadar derin olduğunu kendi gözlerinizle görün. Tabii eğer mavi hapı seçip konforlu yalanlarınızda kalmayı tercih etmezseniz.



















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!