Moonfall
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Moonfall, devasa bir yıkım senaryosuyla perdede arzıendam ediyor. Gökyüzündeki o sükunet dolu beyaz küre, bir anda medeniyetin üzerine çökmeye karar verirse ne olur? Roland Emmerich yine bildiğimiz gibi; dünyayı parçalamaktan, okyanusları şehirlerin üzerine dökmekten gram imtina etmiyor. Hafta sonu patlamış mısırınızı alıp, mantığı kapı dışarı ederek Moonfall izle seçeneğine yöneldiğinizde tam olarak neyle karşılaşacağınızı bilmeniz gerekiyor: Bu bir hayatta kalma mücadelesinden ziyade, yerçekimine ve fizik kurallarına meydan okuyan bir kaos senfonisi. Ekranın her köşesinden fırlayan enkaz parçaları ve okyanusların gökyüzüne doğru tırmanışı, izleyiciyi ilk dakikadan itibaren gerçeklikten koparıp Emmerich’in o kendine has, gürültülü evrenine hapsediyor. Burada incelikli karakter analizleri veya derin felsefi sorgulamalar aramayın; film, üzerine gelen dev bir gök cisminin yarattığı o saf dehşeti ve bunun yarattığı adrenalini doğrudan damarlarınıza zerk etmeyi hedefliyor.
Moonfall Konusu
Hikayenin merkezinde, Ay’ın yörüngesinden sapıp Dünya’ya doğru hızla ilerlemesi gibi korkunç bir olasılık yer alıyor. Bu durum sadece bir çarpışma riski değil, aynı zamanda Dünya üzerindeki tüm fiziksel dengelerin altüst olması demek. Gelgit dalgaları şehirleri yutarken, atmosfer parçalanırken ve yerçekimi bildiğimiz formundan çıkıp rastgele bir hal alırken insanlık tarihinin en büyük sınavıyla karşı karşıya kalıyor. Eski bir NASA astronotu olan Jo Fowler, Halle Berry tarafından canlandırılan karakter, bu felaketin durdurulabileceğine dair bir plan geliştiriyor. Ancak sistemin hantallığı ve yaklaşan kıyametin yarattığı panik içinde ona inanan çok az kişi var. Bu noktada devreye geçmişteki bir trajedi yüzünden gözden düşmüş eski iş arkadaşı Brian Harper, yani Patrick Wilson ve bir komplo teorisyeni olan, kendisini “megayapı” uzmanı olarak tanımlayan KC Houseman giriyor. John Bradley tarafından hayat verilen Houseman, aslında Ay’ın sadece bir kaya parçası olmadığını, içinde çok daha karanlık ve yapay bir şeyler barındırdığını iddia ediyor. Bu tuhaf ve uyumsuz üçlü, ellerindeki kısıtlı imkanlarla, emekli edilmiş bir uzay mekiğini ayağa kaldırarak imkansız bir göreve soyunuyorlar. Ay’ın karanlık yüzeyine indiklerinde keşfettikleri şeyler, sadece Dünya’nın kaderini değil, insanlığın varoluşuna dair tüm bildiklerimizi de kökten sarsacak nitelikte. Olaylar geliştikçe, basit bir göktaşı çarpması hikayesi bekleyen izleyici kendisini yüksek teknolojili bir gizemin ve kadim bir mücadelenin tam ortasında buluyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, Roland Emmerich filmografisine aşina olan biri için bu yapım şaşırtıcı değil ama kesinlikle fazlasıyla cüretkar. Yönetmen, 2012 ve Independence Day filmlerinde ne yaptıysa burada vitesi beş kat daha yukarı çekmiş. Eğrisiyle doğrusuyla şunu söylemeliyim; filmdeki bilimsel boşluklar bir kara delik kadar büyük. Fizik kurallarını ciddiye alan bir izleyiciyseniz, ilk yarım saatte saç baş yolmaya başlayabilirsiniz. Ancak buradaki asıl mesele gerçekçilik değil, safi eğlence ve yıkımın estetiği. Halle Berry, o her zamanki vakur duruşuyla senaryodaki en zayıf diyalogları bile ciddiye alarak oynamış, bu da filmin o absürt havasını bir nebze olsun dengeliyor. Patrick Wilson ise tam bir görev adamı; aksiyonun ortasında o soğukkanlı kahraman imajını başarıyla sırtlanıyor. Ama benim için filmin gizli kahramanı kesinlikle John Bradley. Game of Thrones’tan bildiğimiz o sempatik enerjisini buraya da taşımış ve o olmasa film çok daha kuru, çok daha ruhsuz bir yere evrilebilirdi. IMDb puanına gelecek olursak, 6.253 gibi bir rakam aslında bu tür bir yapım için oldukça adil. Sanatsal bir derinlik vaat etmiyor, bunun yerine devasa set parçaları ve patırtı kütürtü sözü veriyor. Bazı sahnelerde CGI teknolojisinin sınırları zorlanmış, bazen ise göze batan bir yapaylık hissediliyor. Yine de Emmerich’in kamerayı kullanış biçimi, o devasa yıkım anlarını neredeyse bir opera izliyormuşuz hissiyle sunuyor. Film boyunca “Hadi canım, bu da mı oldu?” dediğiniz anlar çok olacak, ama o anlarda mantığınızı susturmayı başarırsanız, sunulan bu kaotik deneyimden keyif almamanız imkansız. Oyunculuklar genel olarak türün standartlarını karşılıyor; Charlie Plummer ve 于文文 gibi isimler de hikayenin yan dallarını doldurma görevini yerine getiriyorlar.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer haftanın yorgunluğunu atmak için sadece ekrana kilitlenmek, mantık aramadan büyük patlamalar izlemek ve “Dünya bu sefer nasıl kurtulacak?” merakıyla vakit geçirmek istiyorsanız bu film tam size göre. Özellikle kıyamet senaryolarını sevenler, devasa yapıların kağıt gibi parçalanışını izlemekten zevk alanlar ve uzay gizemlerine meraklı olanlar ekrana kilitlenecektir. Ancak eğer siz Nolan filmlerindeki o ince işlenmiş mantık silsilesini, karakterlerin derin içsel çatışmalarını veya gerçeğe en yakın bilimkurgu deneyimini arıyorsanız, bu filmden koşarak uzaklaşmalısınız. Moonfall, bir sanat filmi olma iddiasında değil; o daha çok çocukken kumdan kaleleri yıkmaktan aldığımız o vahşi ve çocuksu keyfin sinemadaki karşılığı. Sinemayı bazen sadece bir kaçış rotası olarak görenler, patlamış mısırını taze tutup bu çılgın yolculuğun tadını çıkarabilir. Diğerleri içinse bu film sadece bir gürültü yığınından ibaret kalacaktır. Karar sizin, ya Ay’ın altında ezilmeyi kabul edeceksiniz ya da bu mantıksız ama bir o kadar da hareketli maceraya kendinizi bırakacaksınız.















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!