Muhteşem Gatsby
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Muhteşem Gatsby, yani orijinal adıyla The Great Gatsby, izlerken size parıltılı bir dünyanın kapılarını aralayıp aynı anda içten içe bir burukluk hissettiren, gösterişli ama bir o kadar da hüzünlü bir hikaye sunuyor. İyi bir dönem filmi veya göz alıcı bir dram arayışıyla Muhteşem Gatsby izle seçeneğine tıklamadan önce, bu filmin sadece bir aşk hikayesinden çok daha fazlası olduğunu bilmekte fayda var. Göz kamaştıran partilerin, zenginliklerin ve Amerikan rüyasının en tepesine tırmanmış gibi görünen insanların aslında ne kadar yalnız ve kırılgan olabileceğini anlatan bir film bu. Yönetmen Baz Luhrmann‘ın kendine has görsel diliyle harmanladığı bu yapım, pırıl pırıl bir yüzeyin altında gizlenen fırtınaları fısıldıyor kulağınıza.
Muhteşem Gatsby Konusu
Hikaye, Wall Street’te kendine bir yer edinmek için New York’a gelen ve yazar olma hayalleri kuran Tobey Maguire‘ın canlandırdığı Nick Carraway’in gözünden ilerliyor. 1920’lerin o efsanevi Caz Çağı’nın tam kalbine düşen Nick, hemen yanı başındaki malikanede yaşayan gizemli ve oldukça zengin komşusu Jay Gatsby ile tanışır. Gatsby, sürekli görkemli partiler düzenleyen, New York sosyetesinin dilinden düşmeyen, geçmişi hakkında kimsenin pek bir şey bilmediği, sanki bir efsaneye dönüşmüş bir adamdır. Nick, bu partilerin büyüsüne kapılsa da, Gatsby’nin asıl derdinin bambaşka olduğunu, tüm bu şaşaanın ardında çok daha derin ve kırık bir kalp yattığını fark etmeye başlar. Bir zamanlar kaybettiği bir aşkı geri kazanmak uğruna inşa ettiği bu koca imparatorluğun ve davetlerin aslında tek bir amacı vardır: o eski sevgilinin dikkatini çekmek. Filmin hikayesi, bu umutsuz aşkın ve parıltılı hayatların içindeki o çürümüşlüğü, zenginliğin getirdiği boşluğu ve Amerikan rüyasının ne kadar acımasız olabileceğini Nick’in gözünden fısıltılarla anlatıyor. Film sizi o dönemin coşkusuna ortak ederken, aynı zamanda o ihtişamın aslında nasıl bir ilüzyon olduğunu da gösteriyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Filmi izlerken Baz Luhrmann‘ın yönetmenlik tarzının ne kadar belirgin olduğunu hemen anlıyorsunuz. Hızlı kurgular, abartılı görseller ve dönemi tam anlamıyla yaşatan müzikler… Bazen bu durum biraz göz yorabiliyor, özellikle filmin ilk yarısı o kadar hızlı ve “gösterişli” ki, karakterlerin iç dünyasına girmekte zorlanabiliyorsunuz. Ama hikaye derinleştikçe, o ilk başta hissettiğiniz görsel bombardıman yerini daha durağan ve duygusal anlara bırakıyor. Aslında bu, Gatsby’nin o dışarıdan parlak görünen ama içten içe boş olan dünyasını yansıtmak için bilerek yapılmış bir seçim gibi geliyor bana. Leonardo DiCaprio, Jay Gatsby rolünde beklentileri fazlasıyla karşılıyor. O, Gatsby’nin o gizemli, umutlu ve aynı zamanda içten içe kırık hallerini öyle güzel veriyor ki, karaktere acımadan edemiyorsunuz. Filmin en büyük artılarından biri kesinlikle DiCaprio‘nun performansı. Carey Mulligan ise Daisy rolünde, bazen biraz silik kalsa da, karakterin o kararsızlığını ve dönemin kadınlarının yaşadığı o karmaşık durumu iyi yansıtıyor. Joel Edgerton Tom Buchanan rolünde nefret edilesi bir karakteri canlandırıyor ve rolünün hakkını veriyor. Elizabeth Debicki‘nin Jordan Baker olarak ekrandaki duruşu ve o cool havası da dikkat çekici. IMDb puanı 7.4. Bu puan, filmin genel olarak iyi karşılandığını gösteriyor ama dürüst olmak gerekirse, bazı izleyiciler Luhrmann‘ın o abartılı görsel tarzından rahatsız olabiliyor. Eğer daha durağan bir dönem filmi bekliyorsanız, bu görsel hız sizi yorabilir. Ama o ışıltılı dönemin ruhunu yakalamak ve Gatsby’nin trajik hikayesine kapılmak istiyorsanız, 7.4 puan aslında yerini bulmuş. Filmin genel akışında bazı yerler biraz uzatılmış gibi gelse de, hikaye sonlara doğru iyice sarıyor ve sizi duygusal bir boşluğa sürüklüyor. Yani evet, beklentileri büyük ölçüde karşılıyor, özellikle de DiCaprio‘nun hatrına ve o göz alıcı atmosfer için.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
1920’lerin Caz Çağı’nın o göz alıcı ama acımasız atmosferine dalmak isteyenler bu filmi kaçırmamalı. Özellikle gösterişli partileri, lüks yaşamları ve bunların ardındaki insani dramları sevenler için biçilmiş kaftan. Klasik roman uyarlamalarına ilgi duyanlar, hikayenin derinliğini ve modern yorumunu merak edecektir. “Amerikan Rüyası”nın içi boşluğunu, aşkın ve paranın insanı nasıl yıprattığını gözlemlemekten hoşlanıyorsanız, bu yapım size göre. Leonardo DiCaprio‘nun oyunculuğuna hayran olanlar için zaten kaçırılmaz bir fırsat. Yönetmen Baz Luhrmann‘ın kendine özgü enerjik sinema dilini ve görsel zenginliğini sevenler de keyif alacaktır. Daha sakin, durağan dramalar arayanların filmin temposuna alışması biraz zaman alabilir. Eğer “görkemli hüzün” tanımının bir filmi anlatabileceğine inanıyorsanız, bu yapım sizi bekliyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!