Ölümcül Deney
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Ölümcül Deney, daha ilk dakikasından itibaren genzinize o steril ama bir o kadar da çürümüş metal kokusunu yayan, 2000’lerin başında sinema salonlarını basan o hırçın enerjinin vücut bulmuş halidir. Alice’in o soğuk banyoda uyanışıyla başlayan belirsizlik, aslında bir türün kaderini değiştirecek yolculuğun fitilini ateşliyordu. Bugün geriye dönüp baktığımızda, dijital efektlerin bu kadar çiğ durmadığı, fiziksel mekanların ve gerginliğin hissedildiği o dönemleri özlememek elde değil. Eğer türün meraklısıysanız ve hala o paslı atmosferi solumak istiyorsanız Ölümcül Deney izle seçeneği üzerinden bu klasiğe bir şans vermeniz, modern aksiyonun köklerini anlamak adına yerinde bir hamle olacaktır. Film, sadece bir oyun uyarlaması olmanın ötesinde, o dönemin tekno-endüstriyel estetiğini iliklerine kadar hissettiren, tempoyu bir an olsun düşürmeyen bir makine gibi işliyor. Perdeden taşan o tekinsiz sessizliğin aniden patlayan silah seslerine ve metalik tınılara dönüşmesi, seyirciyi daha ilk saniyede etkisi altına alıyor.
Ölümcül Deney Konusu
Hikaye, Umbrella Corporation adındaki devasa, neredeyse devletlerden daha güçlü bir şirketin yer altı tesisi olan ‘The Hive’ (Kovan) içerisinde geçiyor. Bu tesis, dış dünyadan tamamen yalıtılmış, gizli deneylerin yapıldığı ve genetik araştırmaların yürütüldüğü bir labirenttir. Ancak bir gün, tesisin içindeki ölümcül T-virüsü bir sızıntı sonucu serbest kalır. İşte bu noktada olaylar tam bir kabusa dönüşmeye başlar. Tesisin tüm yapay zekasını kontrol eden Kızıl Kraliçe, virüsün yüzeye yayılmasını engellemek için radikal bir karar verir: İçerideki tüm çalışanları kilit altına alır ve hepsini ölüme terk eder. Dışarıdan bakıldığında bir güvenlik önlemi gibi görünen bu hamle, aslında içerideki yüzlerce insanın zombiye dönüşmesiyle sonuçlanacak bir kıyımın başlangıcıdır.
Hafızasını kaybetmiş bir şekilde uyanan Alice, kendisini bir anda özel bir operasyon timinin ortasında bulur. Bu ekibin görevi tesise girip Kızıl Kraliçe’yi devre dışı bırakmak ve ne olup bittiğini anlamaktır. Ancak bilmedikleri bir şey vardır: Kovan sadece kapalı bir kutu değil, aynı zamanda yaşayan bir mezarlıktır. Ekip ilerledikçe sadece et yiyen ölülerle değil, Umbrella’nın mutasyona uğramış korkunç deneyleriyle de yüzleşmek zorunda kalır. Zaman daralırken ve çıkış yolları birer birer kapanırken, her karakterin kendi geçmişi ve Umbrella ile olan karanlık bağları su yüzüne çıkar. Olayların domino etkisi, her kapının ardında yeni bir dehşet ve her koridorda başka bir tuzakla perçinlenir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, bir video oyunu uyarlamasından beklenti her zaman düşüktür; ancak yönetmen Paul W. S. Anderson bu filmle o algıyı yerle bir etmeyi başarmıştı. Buradaki asıl mesele, filmin sadece zombilere ateş etmekten ibaret olmamasıdır. Anderson, mekanı bir karakter gibi kullanmayı biliyor. O klostrofobik koridorlar, soğuk ışıklandırmalar ve Kızıl Kraliçe’nin o ürpertici çocuk sesi, filmi sadece bir aksiyon yapımı olmaktan çıkarıp saf bir gerilim deneyimine dönüştürüyor. Eğrisiyle doğrusuyla şunu söylemek lazım: Bu film, CGI teknolojisinin henüz her şeyi yapaylaştırmadığı o altın çağın son temsilcilerinden biri.
Oyuncu kadrosuna baktığımızda, Milla Jovovich karşımıza çıkıyor ve dürüst olmak gerekirse ondan daha iyi bir Alice hayal etmek imkansız. Serinkanlılığı, fiziksel kapasitesi ve bakışlarındaki o boşluk hissi karakterle mükemmel örtüşüyor. Ona eşlik eden Michelle Rodriguez ise her zamanki o ‘sert kadın’ imajını bu filmde zirveye taşıyor. Rain karakterindeki o inatçı ve pes etmeyen tavrı, seyirciye gerçek bir hayatta kalma mücadelesi izlediğini hissettiriyor. Ayrıca Eric Mabius, James Purefoy ve Martin Crewes gibi isimler de hikayenin gizem dozajını artırarak kadroyu tamamlıyor. IMDb puanının 6.6 seviyelerinde kalması sizi yanıltmasın; bu puan genel izleyicinin ortalamasıdır. Ancak bir janr filmi olarak bakıldığında, bu yapım türünün en sağlam taşlarından biridir.
Müzik kullanımına da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Marilyn Manson ve Marco Beltrami’nin elinden çıkan o endüstriyel tınılar, filmin ruhuyla öyle bir bütünleşiyor ki, sahnelerin hızıyla kalbinizin atışı bir noktada senkronize oluyor. Özellikle meşhur lazer odası sahnesi, sinema tarihinin en ikonik anlarından biri olarak hafızalara kazınmıştır. Yönetmen, şiddeti ve gerilimi dozunda kullanarak seyirciyi baymadan ama sürekli tetikte tutarak hikayeyi finale ulaştırıyor. Modern dönemde çekilen ve her tarafı bilgisayar efektine boğulmuş devam filmlerinin aksine, bu ilk halka gerçek bir sinematografik disipline sahip.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer 90’ların sonu ve 2000’lerin başındaki o karanlık, metalik ve sert aksiyon estetiğini seviyorsanız, bu film sizin için biçilmiş kaftan. Video oyunlarına gönül vermiş ama sinemada hüsrana uğramaktan bıkmış kitle için bu yapım, bir uyarlamanın nasıl ruhu olması gerektiğini gösteren nadir örneklerdendir. Saf gerilim, bitmek bilmeyen bir kaçış öyküsü ve güçlü kadın karakterlerin domine ettiği bir hikaye arıyorsanız ekranın başına geçmekte tereddüt etmeyin. Kimlerin uzak durması gerektiğine gelirsek; eğer çok yavaş akan, felsefi derinliği olan ve gore unsurlardan tamamen arınmış bir sanat filmi arayışındaysanız, burası sizin için yanlış durak olabilir. Burası kanın, terin ve barut kokusunun birbirine karıştığı, hayatta kalmanın en büyük ödül olduğu vahşi bir arena. Ölümcül Deney, türünün gerekliliklerini yerine getiren ve bunu yaparken de kendi karakterini yaratmayı başaran, zamanın eskitemediği bir yapım olarak kalmaya devam edecek.





















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!