Ölümsüzler
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Ölümsüzler (Immortals) izleyicinin karşısına çıktığında, ilk hissettiği şey, devasa bir görsel şölenin kapılarını araladığı beklentisidir. Eğer göz kamaştırıcı ama aynı zamanda rahatsız edici bir estetikle harmanlanmış antik Yunan mitolojisi tablosu görmek için Ölümsüzler izle seçeneğini düşünüyorsanız, hazırlıklı olun; zira Tarsem Singh’in imzası bu filmde her kareye sinmiş durumda. Bu yapım, tanrıların ve insanların kaderlerinin iç içe geçtiği, bolca kan ve gösterişli dövüş sahneleriyle dolu bir dünyaya davet ediyor. Ancak bu dünyaya adım atmadan önce, sizi nelerin beklediğini bilmenizde fayda var. Film, özellikle görsel tutkunları için benzersiz bir deneyim sunsa da, hikaye örgüsünün derinliği konusunda bazı tartışmalar yaratabilir.
Ölümsüzler Konusu
Hikaye, çok eski zamanlarda, Titanların tanrılar tarafından yenilgiye uğratılıp Tartarus’un derinliklerine hapsedilmesiyle başlıyor. Yüzyıllar sonra, Ege kıyılarında despot bir kral olan Hyperion, insanlığa savaş açar. Onun derdi sadece güç değil, aynı zamanda eski tanrılardan intikam almak ve dünyayı ele geçirmek. Bu amaçla, efsanevi Epirus Yayı’nı bulmaya çalışıyor. Bu yay, Titanları hapsedildikleri yerden serbest bırakabilecek tek silah. Hyperion, bu yayı ele geçirmek için önüne geleni yakıp yıkarken, tanrılar bile, kadim yasalara bağlı kalarak doğrudan müdahale edemiyor. Ancak Zeus, annesini Hyperion’un ordusuna kurban vermiş olan genç bir köylü olan Theseus’u gözüne kestirir. Theseus, öfkesi ve intikam arzusuyla yanıp tutuşurken, bir yandan da halkını ve inandığı değerleri korumak zorunda kalır. Kader, Theseus’u tanrıların iradesiyle bu kanlı savaşa sürükler ve onu insanlığın son umudu haline getirir.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, “Ölümsüzler” izleyiciyi ikiye bölen bir yapım. Tarsem Singh‘in bu filmi, tıpkı diğer işlerinde olduğu gibi, görsel olarak büyüleyici. Her kare adeta bir tablo estetiğinde, renk paleti ve ışık kullanımıyla seyirciyi etkisi altına alıyor. Özellikle dövüş sahnelerinin koreografisi ve ağır çekim kullanımları, filmin fantastik atmosferini doruklara çıkarıyor. Kan ve şiddetin de bu görsel şölenin bir parçası olduğunu söylemek gerek; bazen abartılı ve stilize edilmiş bir vahşet sunuluyor. Filmin temposu, bu görkemli sahneler arasında zaman zaman nefes alma fırsatı sunsa da, genel olarak aksiyon ve görselliğin ön planda olduğu bir ritim tutturuyor. Ancak, bu görsel ihtişamın altında yatan hikaye, ne yazık ki aynı derinliği sunmuyor. Senaryo, mitolojik temelleri kullanmasına rağmen, olay örgüsü zaman zaman tahmin edilebilir ve karakter gelişimleri yüzeysel kalabiliyor.
Performanslara geldiğimizde, Henry Cavill‘in Theseus rolünde tam bir kahraman havası estirdiğini, fiziksel olarak rolüne çok yakıştığını görüyoruz. Ancak, karakterinin iç dünyasını yansıtma konusunda senaryonun ona çok fazla alan açmadığı hissediliyor, bu da yer yer performansı tekdüzeleştiriyor. Mickey Rourke ise kötü Hyperion rolünde, her zamanki gibi karizmatik ve ürkütücü bir portre çiziyor. Onun gaddarlığı ve acımasızlığı, filmin karanlık atmosferine büyük katkı sağlıyor ve her sahnede varlığını hissettiriyor. Freida Pinto‘nun oynadığı Phaedra karakteri ise daha çok filmin görsel estetiğine katkıda bulunuyor gibi, performans olarak çok öne çıkmıyor. Tanrılar cephesinde Luke Evans (Zeus) ve Stephen Dorff (Stavros) gibi isimler de, sınırlı ekran sürelerine rağmen dikkat çekiciydi. Özellikle tanrıların kendi aralarındaki gerilim ve insanların kaderine müdahale edememe çaresizlikleri, ilgi çekici bir dinamiğe yol açmış olsa da, bu potansiyel tam olarak işlenmiyor.
Filmin IMDb puanı 6.0 civarında geziniyor ki bu, aslında filmin yarattığı tartışmayı ve izleyici kitlesinin beklenti farklılıklarını iyi yansıtıyor. Eğer görsel bir deneyim ve stilize edilmiş aksiyon arayışındaysanız, bu puanı takılmadan keyifle izlersiniz. Ama “Gladyatör” ya da “Yüzüklerin Efendisi” gibi derinlikli bir epik bekliyorsanız, hikayenin biraz daha “hafif” kaldığını, karakterlerin duygusal yolculuklarının arka planda kaldığını düşünebilirsiniz. Yani, film kendini çok ciddiye almıyor gibi dururken, izleyiciden de aynı şeyi bekliyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
“Ölümsüzler” özellikle görsel şölenlere doymayanlar ve stilize edilmiş aksiyon filmlerini sevenler için. Antik Yunan mitolojisini fantastik bir yaklaşımla, bol “Kanlı Vahşet” ve “Karanlık Fantastik” öğelerle izlemek isteyenler de aradığını bulur. Derinlikten ziyade göz alıcı sahneler ve “Destansı Aksiyon” bekleyenler için birebir.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!