Poseidon’dan Kaçış
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Poseidon’dan Kaçış, orijinal adıyla Poseidon, devasa bir metal yığınının okyanusun ortasında çaresizce ters dönmesinin yarattığı o boğucu hissi iliğinize kadar hissettiriyor. Su altında kalma korkusu, insanın en temel hayatta kalma güdülerini tetiklerken, hikayenin merkezindeki kaosun içine çekilmemek imkansız hale geliyor. Eğer bir aksiyon klasiğinin modern yorumuyla vakit geçirmek isterseniz, Poseidon’dan Kaçış izle aramasını yaptığınızda karşınıza çıkacak olan bu yapım, sizi güvenli koltuğunuzdan alıp o karanlık ve soğuk suların tam ortasına bırakacak. Filmin başından sonuna kadar peşinizi bırakmayan o klostrofobik atmosfer, sadece bir felaketi değil, aynı zamanda insanın doğa karşısındaki acizliğini de suratınıza çarpıyor. Koca bir geminin saniyeler içinde bir mezara dönüşmesi, izleyiciyi ben olsam ne yapardım sorusuyla baş başa bırakıyor.
Poseidon’dan Kaçış Konusu
Kuzey Atlantik’in hırçın sularında süzülen, lüksün ve ihtişamın zirvesindeki Poseidon gemisi, binlerce yolcusuyla yeni bir yıla girmeye hazırlanıyor. Herkesin neşe içinde kutlama yaptığı, kadehlerin kalktığı o anlarda, doğanın bambaşka bir planı olduğu ortaya çıkıyor. Ufukta beliren ve otuz metreyi aşan devasa bir hayalet dalga, bu yüzen şehri bir oyuncak tekne gibi ters çeviriyor. Bir saniye önce balo salonunda dans eden kalabalık, bir saniye sonra tavanın taban, tabanın ise tavan olduğu korkunç bir kabusun içine uyanıyor. Gemi kaptanının talimatıyla büyük çoğunluk güvenli olduğu düşünülen balo salonunda beklemeyi seçerken, küçük bir grup bu durumun aslında bir ölüm tuzağı olduğunu fark ediyor. Eski bir belediye başkanı, profesyonel bir kumarbaz ve çocuklu bir annenin de aralarında bulunduğu bu aykırı ekip, geminin en altına, yani şu an suyun yüzeyine en yakın olan pervane kısmına ulaşmak için zamana karşı bir yarışa giriyor. Yükselen sular, patlayan elektrik hatları ve her an üzerlerine çökebilecek tonlarca çelik arasında geçen bu yolculuk, sadece fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda bir irade savaşına dönüşüyor. Karakterlerin birbirine güvenmekten başka çaresinin kalmadığı bu dikey labirentte, her adım bir öncekinden daha tehlikeli hale geliyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğunda oturan Wolfgang Petersen, daha önce Das Boot ile suyun altındaki gerilimi ne kadar iyi yönetebileceğini kanıtlamış bir isim. Bu filmde de teknik becerisini konuşturarak izleyiciyi nefes nefese bırakmayı başarıyor. Filmin IMDb puanı olan 5.9, aslında türün meraklıları için biraz yanıltıcı olabilir. Bu bir karakter draması ya da derin felsefi sorgulamaların olduğu bir sanat filmi değil; bu, saf bir hayatta kalma mücadelesi. Josh Lucas, soğukkanlı kumarbaz rolünde hikayenin lokomotifi görevini üstlenirken, Kurt Russell kızını korumaya çalışan otoriter baba figürüyle filme duygusal bir ağırlık katıyor. Richard Dreyfuss ise umutsuzluğun kıyısındaki bir adamın yeniden hayata tutunma çabasını sessiz ama etkili bir performansla sergiliyor. Jacinda Barrett ve Emmy Rossum, fiziksel olarak oldukça zorlayıcı olan bu sahnelerde rollerinin hakkını veriyor. Filmin en büyük başarısı, CGI teknolojisini karakterlerin önüne geçirmeden, yıkımın büyüklüğünü hissettirebilmesi. Mekan tasarımları o kadar gerçekçi ki, karakterler dar havalandırma boşluklarından geçerken ya da suyun içinde sıkıştıklarında o baskıyı göğsünüzde hissediyorsunuz. Bazı diyaloglar klasik felaket filmi kalıplarına kaçsa da, Wolfgang Petersen ritmi o kadar yüksek tutuyor ki, bu kusurları görmezden geliyorsunuz. Filmin en zayıf halkası, bazı yan karakterlerin motivasyonlarının tam olarak doldurulamamış olması. Ancak suyun yükseldiği ve kaçacak yerin kalmadığı sahnelerdeki o saf gerilim, bu eksiklikleri kapatmaya yetiyor. 5.9 puanı, filmin sinematik derinliğinden ziyade, senaryonun lineer akışına verilmiş bir not olarak görülebilir; ancak adrenalin ve tempo açısından film kesinlikle bu puanın üzerinde bir seyir zevki sunuyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer klostrofobik mekanlardan, zamana karşı yarışılan senaryolardan ve doğanın kontrol edilemez gücünün anlatıldığı hikayelerden hoşlanıyorsanız, bu film tam size göre. Kapalı alan korkusu olanları biraz zorlayabilecek sahneler içerse de, gerilimin tırmanışını izlemekten keyif alanlar için ideal bir seçenek. Özellikle 70’li yılların felaket sinemasına modern bir bakış atmak isteyenler, teknik kalitenin nasıl evrildiğini görmek için bu yapımı listesine eklemeli. Karmaşık olay örgülerinden ziyade, net bir hedefe odaklanan ve bu yolda karakterlerini fiziksel sınırlarına kadar zorlayan filmleri seven izleyiciler pişman olmayacaktır. Aile bağlarının, fedakarlığın ve en zor anlarda bile umudu kaybetmemenin anlatıldığı bu hikaye, adrenalin dozunu bir an bile düşürmeden finale yürüyor. Sadece bir felaketi izlemek değil, o felaketin içindeki insan psikolojisine ve dayanışma gücüne tanık olmak isteyenler için Poseidon’un karanlık koridorları unutulmaz bir rota sunuyor.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!