Rabbit Trap
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Rabbit Trap, isminden de anlaşılacağı gibi, sizi alıp bir tavşan deliğine sokup o karanlık dehlizlerde kaybolacağınız, tüylerinizi diken diken edecek bir deneyim vaat ediyor. Eğer son zamanlarda “bu akşam ne izlesem?” sorusu zihninizi kemiriyorsa ve biraz da tekinsiz, atmosferik bir şeyler arıyorsanız, doğru yerdesiniz demektir. Bu yapım, Galler’in o sisli, loş kırsalında geçen, kadim efsanelerle örülü, gerilimi damarlarınızda hissettirecek cinsten, öyle ki izlerken tüyleriniz iliklerinize kadar ürperecek. İlk sahnesinden itibaren garip bir havanın içine çekiliyorsunuz, hani böyle içiniz daralmaya başlıyor ya, tam olarak öyle. Özellikle “Rabbit Trap izle” diye aratıp buraya düştüyseniz, bilin ki bu film sizi bambaşka bir dünyaya götürecek. Yönetmen Bryn Chainey, daha ilk dakikalardan itibaren gizem perdesini öyle bir aralıyor ki, ne olduğunu anlamadan kendinizi karakterlerin hikayesine kaptırıyorsunuz.
Rabbit Trap Konusu
Hikaye, sanattan ilham alan bir çiftin, müziğin ve huzurun peşinden Galler’in ücra bir köşesine taşınmasıyla başlıyor. Müzisyen karakterimiz, o ıssız evde eşiyle yeni bir sayfa açmak isterken, aslında asırlık uykuyu rahatsız ettiğinin farkında değil. Bilirsiniz işte, bazı yerlerin kendine has bir ruhu, bir enerjisi vardır, değil mi? İşte o ev de öyle. Bizimkiler de naifçe, o toprağın kadim sırlarına, yerel halkın fısıltıyla anlattığı eski büyülere, istemeden de olsa bir şekilde dokunuyorlar. Sonra ne oluyor? Kapılarını çalan, masum görünen ama aslında hiç de öyle olmayan küçük bir çocuk… Ama bu öyle sıradan bir çocuk değil, kesinlikle! Bu çocuğun gelişiyle birlikte, o sakin görünen hayatları, beklenmedik ve ürkütücü olaylarla dolu bir kabusa dönüşüyor. Gerilim dozu adım adım artarken, çiftin arasındaki dinamik de bu esrarengiz misafirle birlikte alt üst oluyor. Kim bu çocuk? Ne istiyor? Neden bu aileyi seçti? Film boyunca zihninizde bu sorular dönecek duracak, inanın bana. O gerilimli atmosfer, her köşede size “Acaba şimdi ne olacak?” dedirterek, merakınızı tavan yaptırıyor. Sakın ola, film hakkında daha fazla detay öğrenmeye çalışmayın, çünkü bu hikayenin en keyifli yanı, her yeni katmanda sizi şaşırtması ve o gizemi kendi başınıza çözmeye çalışmanız. Galler’in mistik atmosferi, karakterlerin iç çatışmaları ve o esrarengiz çocuk figürü, gerçekten unutulmaz bir deneyim vadediyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açıkçası, fragmanından beklediğim o karanlık, içe işleyen gerilimi büyük ölçüde aldım diyebilirim. Bryn Chainey, hikayeyi öyle ustaca işliyor ki, o izole ortamın kasvetini ve karakterlerin çaresizliğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Filmin atmosferi gerçekten çok başarılı, görsel anlamda da epey tatmin ediciydi. Yönetmen, jump-scare’lere çok başvurmadan, daha çok psikolojik gerilim ve o tedirgin edici havayı kullanarak seyirciyi ekrana bağlıyor. Bu bence çok kıymetli, zira ani korkutmalar filmin ruhunu bozabiliyor; burada sürekli bir baskı hissediyorsunuz. Oyunculara gelince, Dev Patel yine döktürmüş diyebilirim. Karakterinin yaşadığı o bunalımı, çaresizliği ve karmaşık duyguları o kadar doğal yansıtmış ki, sanki kendi arkadaşınızın derdini dinliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Onun oyunculuğu, filmin o zaten yoğun olan atmosferine ayrı bir katman eklemiş. Rosy McEwen de eş rolünde, Patel’le olan uyumuyla ve kendi karakterinin kırılganlığını yansıtmasıyla göz dolduruyor. İkisinin arasındaki o gerilimli dinamiği, evin duvarlarından sızan tekinsiz enerjiyle birleşince, filmin tadından yenmiyor. Küçük oyuncu Jade Croot ise gerçekten tüyler ürpertici bir performans sergilemiş. O masumiyetin ardındaki ürkütücülüğü, kelimelere dökmek zor. Nicholas Sampson‘ın sahne aldığı anlar da filmin gizemini daha da derinleştiriyor. Gelelim IMDb puanına; 5.8 belki bazılarına düşük gelebilir ama bu tarz atmosferik, yavaş işleyen gerilim filmleri için aslında fena bir puan değil. Özellikle ana akım korku filmlerine alışkın olmayan, hikaye ve karakter derinliğine odaklanan filmleri sevenler için bu puan bence gayet yeterli. Kıyaslamak gerekirse, daha çok “The Witch” ya da “Hereditary” gibi filmlerin o rahatsız edici atmosferini sevenler bu filmi de sevecektir. Film, beklentilerinizi öyle havalara uçuran bir şaheser olmasa da, kendi içinde başarılı ve sizi düşündüren bir yapım. Kısacası, filmin vadettiği gerilimi ve gizemi fazlasıyla karşılıyor, beni koltuğumda kıpır kıpır ettiğini söylemeliyim.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer siz de benim gibi, hızlı tempolu, bol kanlı korku filmlerinden ziyade, içe işleyen, yavaş yavaş gerilimi tırmandıran, psikolojik derinliği olan yapımları seviyorsanız, Rabbit Trap tam size göre. Hafta sonu akşamı biraz farklı bir şeyler izleyeyim, hem gerileyeyim hem de üzerine düşüneyim diyorsanız, bu film beklentilerinizi karşılayacaktır. Özellikle Galler’in mistik atmosferine, kadim halk hikayelerine ve doğaüstü olaylara ilgi duyanlar için biçilmiş kaftan. Sadece bir gerilim filmi arayanlar değil, aynı zamanda iyi oyunculuk görmek isteyenler de bu yapıma bir şans vermeli. Dev Patel‘in hayranıysanız zaten kaçırmamanız gereken bir film. Kısacası, koltuğunuza gömülüp, karanlıkta, o gerilimli hikayenin içine dalmak isteyenler için Rabbit Trap kesinlikle kaçırılmaması gereken bir deneyim sunuyor. Bu akşam ne izleyeceğinize karar veremediyseniz, artık bahaneniz yok!










Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!