Robin Hood (2010)
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Robin Hood dediğin zaman aklına ne geliyor? Yeşil taytlı, neşeli, ormanda hoplayan zıp zıplayan bir halk kahramanı mı? Yoksa daha karanlık, daha gerçekçi, toprağa basan bir figür mü? Açıkçası, 2010 yapımı bu Robin Hood, o bildiğimiz hikayenin çok başka bir yerinden tutup bizi bambaşka bir maceraya sürüklüyor. Filmin daha ilk dakikalarından itibaren o tanıdık orman masalından ziyade, ağır bir tarih dersine veya destansı bir savaş filmine ışınlandığınızı hissediyorsunuz. Eğer bu akşam ne izlesem diye düşünüyor ve klasik bir efsanenin farklı bir yorumuna dalmak istiyorsanız, ve tabii ki, destansı bir aksiyon arayışındaysanız, Robin Hood izle demek için doğru yerdesiniz demektir. Bu film, bize Robin Longstride’ın, nam-ı diğer Robin Hood’un, nasıl bir efsaneye dönüştüğünü, sıradan bir okçudan halkının umut ışığına evrilişini anlatıyor. Ama bu sefer öyle “çalana haddini bildirip fakire dağıtma” mottosuyla değil, çok daha derin bir siyasi ve sosyal arka planla karşımıza çıkıyor.
Robin Hood Konusu
Hikayemiz, 13. yüzyılın çalkantılı İngiltere’sinde geçiyor. Haçlı Seferleri’nden dönen, tecrübeli bir okçu olan Robin Longstride’ın hayatı, Kral Richard’ın ölümüyle birden yön değiştiriyor. Savaşın getirdiği kaos ve yoksullukla boğuşan, soyluların keyfi uygulamaları altında ezilen bir halk var ortada. Robin ve yoldaşları, döndükleri topraklarda umutsuzluk ve yozlaşma ile karşılaşıyorlar. Kraliyetin taht kavgaları, Fransız tehdidi ve halkın giderek artan hoşnutsuzluğu tam bir karmaşa ortamı yaratmış durumda. Robin, istemeden de olsa kendini bambaşka bir kimliğin içinde buluyor ve adaletsizliğin karşısında durmak zorunda kalıyor. Ama bu, sadece bir hırsızın veya bir isyancının hikayesi değil; bu, bir halkın sesini duyurma, özgürlük ve onur mücadelesinin destanı. O, basit bir okçuyken, etrafındaki bu büyük adaletsizliği görmezden gelemiyor ve istemeden de olsa bir direnişin sembolü haline geliyor. Bu süreçte, kader ağlarını örüyor ve Robin’i, belki de hiç beklemediği bir rolün içine itiyor. Hikaye öyle bir noktaya geliyor ki, izlerken kendinizi o dönemin tozlu, çamurlu ve tehlikeli atmosferinin içinde hissediyorsunuz. Ne mi oluyor sonra? İşte onu izleyip görmek lazım, çünkü film bizi öyle bir noktaya getiriyor ki, her şeyin nasıl başladığını ve bu efsanevi karakterin motivasyonlarını çok daha iyi anlıyorsunuz.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Şimdi gelelim can alıcı soruya: Bu yapım beklentileri karşılıyor mu? Açık konuşmak gerekirse, benim için karmaşık duygular barındırıyor. Yönetmen koltuğunda efsanevi Ridley Scott olunca beklenti çıtası otomatikman arşa çıkıyor biliyorsunuz. Ve Scott, o destansı savaş sahneleri, o kirli ve gerçekçi orta çağ atmosferini yaratma konusunda yine döktürüyor. Görsel olarak çok tatmin edici, devasa savaş meydanları ve dönemin İngiltere’si adeta gözünüzün önünde canlanıyor. Ancak hikaye anlatımı bazen biraz ağır tempolu hissettirebiliyor, özellikle ilk yarım saatte olayların akışına kapılmakta zorlandığınız anlar olabilir. Yine de sabredince, film sizi içine çekmeyi başarıyor.
Gelelim oyunculara… Russell Crowe, Robin Hood olarak karşımızda ve her zamanki gibi karizmatik, güçlü ve kendinden emin. Onun bu daha toprak kokan, daha gerçekçi Robin Hood yorumu gerçekten ilgi çekici. O bildiğimiz neşeli halk kahramanından çok, savaş yorgunu, acılı bir adamı başarıyla canlandırıyor. **Cate Blanchett** ise Lady Marion rolünde resmen parlıyor. Sert, kararlı, kendi ayakları üzerinde duran ve dönemin kadın figürlerinin çok ötesinde bir karakter yaratmış. Max von Sydow‘un ve William Hurt‘ün yan rollerdeki performansları da filmi yukarı taşıyan cinsten. Kötü adamımız, yani Şerif Nottingham ise Mark Strong‘un ellerinde hayat bulmuş ve izleyiciye o çaresizliği ve öfkeyi sonuna kadar yaşatıyor.
IMDb puanı 6.395. Bu tarz destansı, tarihi aksiyon filmleri için bu puan ortalama bir değerde. Yani ne yerin dibine sokacak kadar kötü, ne de başyapıt diye nitelendirecek kadar yüksek. Bence bu, filmin bazı yerlerdeki tempo düşüklüğü ve zaman zaman olay örgüsünün biraz dağınık hissettirmesinden kaynaklanıyor olabilir. Ama türün sevenleri, özellikle de Ridley Scott’ın imzası olan epik atmosfer ve gerçekçi savaş sahneleri için bu puanın yeterli olduğunu söyleyebilirim. Yönetmenin tarzı ve oyuncuların performansları, bu puanın hakkını verdiğini gösteriyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Peki, bu Robin Hood filmi kimlere göre? Eğer siz de benim gibi tarihi epiklere, büyük prodüksiyonlara ve kılıç kalkan savaşlarına bayılıyorsanız, kesinlikle izlemeniz gereken bir yapım. Özellikle Gladyatör, Cennetin Krallığı gibi filmlerin atmosferini seviyorsanız, Ridley Scott’ın yine kendi tarzını konuşturduğunu göreceksiniz. Ayrıca, klasikleşmiş hikayelerin farklı, daha gerçekçi ve bazen daha acımasız yorumlarını merak edenler için de biçilmiş kaftan. Hafta sonu evde şöyle sağlam bir aksiyon ve destansı bir hikayeyle kafa dağıtmak isteyenler, tarihin tozlu sayfalarında bir yolculuğa çıkmak isteyenler için ideal bir tercih. Eğer klişelerden sıkıldıysanız ve Robin Hood efsanesine yeni bir pencereden bakmaya hazırsanız, bu film sizi bekliyor. Sonuç olarak, bu film, efsanevi bir kahramanın doğuşuna tanıklık etmek, dönemin İngiltere’sinin çalkantılı atmosferine dalmak ve epik bir maceraya atılmak isteyen herkes için şiddetle tavsiye edilir. Hadi o zaman, ne duruyorsunuz?
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!