Rocky 2
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Rocky 2, o ter kokan, kan sıçramış ringin tozunu yutan herkes için sadece bir devam filmi değil, aslında bir onur ve ayakta kalma savaşıdır. İlk filmdeki o mucizevi ama hüzünlü bitişin ardından, sokakların çocuğu Rocky Balboa’nın şöhretin ışıkları altında nasıl körleştiğini ve sonra o ışıklar sönünce nasıl karanlığa gömüldüğünü görüyoruz. Çoğu devam filmi gibi sadece gişe kaygısı gütmüyor, karakterin etine kemiğine dokunuyor, onun çaresizliğini ve inadını iliklerinize kadar hissettiriyor. Bu yüzden evde koltuğunuza yayılıp Rocky II izle seçeneğine tıkladığınızda karşınıza çıkan şey sadece bir boks maçı değil, bir adamın onurunu sokaktan toplama mücadelesi olacak. Film, ilk saniyesinden itibaren o hırçın 70’ler atmosferini yüzünüze bir yumruk gibi indiriyor. Sokakların gri rengiyle, hastane koridorlarının soğukluğu birleşiyor ve ortaya teknik bir başarıdan ziyade, kanı canı olan bir insan hikayesi çıkıyor. Bu filmde Rocky sadece yumruk atmıyor; faturalarla, okuma yazma zorluğuyla ve toplumun onu koymaya çalıştığı o ‘sıradan adam’ kalıbıyla da dövüşüyor.
Rocky 2 Konusu
Film, efsanevi ilk dövüşün hemen ardından, Rocky ve Apollo’nun hastaneye kaldırıldığı o gergin dakikalarla açılıyor. Rocky, Apollo Creed’e karşı 15 raunt dayanarak bir imkansızı başarmış, ama vücudu ve özellikle gözü ağır hasar almıştır. Artık emekli olmayı, Adrian ile evlenip huzurlu bir hayat sürmeyi planlamaktadır. Elinde ilk kez ciddi bir para vardır ve bu parayı biraz da çocukça bir hevesle harcamaya başlar; lüks bir araba, gösterişli bir deri ceket ve Paulie için hediyeler. Ancak gerçek dünya, ringden çok daha acımasızdır. Okuma yazması zayıf, tek yeteneği yumruk atmak olan bir adam için iş dünyasında kapılar birer birer yüzüne kapanır. Reklam filmlerinde eline tutuşturulan metni okuyamaz, mezbahada et taşıma işinden kovulur ve bir noktada o meşhur şampiyon, parasız pulsuz kalır. Öte yandan, Carl Weathers tarafından canlandırılan Apollo Creed, o maçı kağıt üzerinde kazanmış olsa da halkın gözünde itibar kaybetmiştir. Herkes onun Rocky’i yenemediğini, maçın şikeli olduğunu veya Rocky’nin şanslı olduğunu konuşmaktadır. Apollo’nun devasa egosu bu eleştirileri kaldıramaz ve Rocky’yi bir rövanş maçına ikna etmek için her yolu dener. Rocky, hem sağlığını korumak isteyen Adrian’ın korkuları hem de geçim derdi arasında sıkışıp kalır. Sonunda Burgess Meredith’in o muazzam Mickey karakterinin de devreye girmesiyle, Rocky Balboa’nın o karanlık antrenman salonuna geri dönmesi kaçınılmaz hale gelir. Hikaye, bir adamın fiziksel çöküşünden ziyade, ruhsal olarak kendini yeniden bulma sürecini ve bir ailenin ayakta kalma çabasını ilmek ilmek işler.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, Sylvester Stallone bu kez sadece senaryoyu yazmakla kalmamış, yönetmen koltuğuna da oturarak ipleri tamamen eline almış. İlk filmin o ham, belgeselvari ve bağımsız ruhundan biraz uzaklaşıp daha dramatik, daha prodüksiyonu yüksek bir yapıya bürünmüş olabilir ama bu durum filmin samimiyetinden bir şey götürmemiş. Buradaki asıl mesele, Rocky’nin fiziksel değil, zihinsel yıkımıdır. 7.289 gibi bir IMDb puanı bu film için bana göre biraz insafsızca kalıyor; çünkü bu yapım, sinema tarihindeki en dürüst devam halkalarından biridir. Sylvester Stallone, karakterinin saflığını ve o çocuksu inadını öyle güzel korumuş ki, bazen ringde yediği yumruklardan çok, markette fiyatlara bakarken yaşadığı o sessiz çaresizlik canınızı yakıyor. Talia Shire, Adrian rolünde yine o sessiz ama güçlü duruşuyla filmin duygusal çapasını oluşturuyor. Burt Young ise Paulie karakteriyle her zamanki gibi huysuz ama vazgeçilmez bir yan figür. Eğrisiyle doğrusuyla, bu film bir boksörün hikayesinden çok, orta sınıfın hayatta kalma rehberi gibidir. Ring sahneleri ilk filme göre çok daha dinamik ve sert. Stallone’un yönetmenliği, özellikle son rauntta o bitmek bilmeyen enerjiyi izleyiciye geçirme konusunda oldukça başarılı. Kamera, boksörlerin arasına öyle bir giriyor ki, her yumruğu sanki kendi çenenizde hissediyorsunuz. Evet, belki ilk filmin o taze şok etkisini yaratmıyor ama Rocky’nin mitolojisini sağlamlaştıran, onu bir ikon haline getiren asıl taşları bu film döşüyor. O meşhur merdivenleri bu kez arkasında yüzlerce çocukla tırmanırken hissettiğiniz o duygu selini başka hiçbir spor filminde kolay kolay bulamazsınız.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer sadece kuru bir aksiyon ve sonu gelmez bir patırtı arıyorsanız, Rocky II’nin o ağır kanlı ilerleyen ilk yarısı sizi biraz yavaşlatabilir. Ancak “kaybettim ama ezilmedim” diyenlerin, hayatın sillesini yiyip de “bir raunt daha” diye ayağa kalkanların başucu eseri budur. Samimiyet arayan, bir karakterin en dipten tekrar suyun yüzeyine çıkışını görmek isteyen her sinefilin bu yapımı mutlaka izlemesi gerekir. Disiplinden, sadakatten ve en önemlisi asla pes etmemekten bahseden bu hikaye, hayatında bir kez bile olsun kendini dışlanmış veya yetersiz hissetmiş herkes için bir motivasyon kaynağıdır. Bill Conti’nin o efsanevi müzikleri eşliğinde antrenman sahnelerini izlerken yerinizde duramayacak, finaldeki o epik dövüşte Rocky ile beraber nefes alıp vereceksiniz. Kısacası, kalbi olan ve o kalbin bazen kırılsa da hala çarpmaya devam ettiğini hatırlamak isteyen herkes bu klasiğe bir şans vermeli. Rocky Balboa sadece bir boksör değil, hepimizin içindeki o hiç vazgeçmeyen, inatçı tarafın ta kendisidir.





















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!