Rocky Balboa
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Rocky Balboa ismi geçince zihnimizde o meşhur merdivenleri tırmanan genç boksör canlanıyor ama 2006 yapımı bu film, o imgenin çok daha yorgun, çok daha hüzünlü ama bir o kadar da bilge bir versiyonunu sunuyor bize. Şehrin sokaklarında artık bir efsane olarak değil, geçmişin tozlu raflarından fırlamış bir anı olarak dolaşan bir adamın hikayesi bu. Ekrandan taşan o melankolik hava, ilk saniyeden itibaren göğsünüze oturuyor. Sylvester Stallone bu karakteri otuz yıl boyunca sırtında taşırken sadece bir aksiyon kahramanı yaratmadı; o, Amerikan rüyasının hem yükselişini hem de o rüyanın sabahında yaşanan o ağır mahmurluğu bizzat yaşattı bize. Bugün dijital platformlarda Rocky Balboa izle aramasını yapıp bu yolculuğa ortak olanlar, ringdeki yumruk sayısından ziyade bir adamın ruhundaki kırıklıklara şahitlik edecek. Film, bir spor dramasından ziyade, yas tutan ve kendine tutunacak bir dal arayan yaşlı bir kurdun son uluyuşu gibi başlıyor. Stallone, karakterine o kadar hakim ki, her bakışında geçmişin yükünü ve geleceğin belirsizliğini hissedebiliyorsunuz. Bu yapım, sadece bir seri devam filmi değil, aynı zamanda yaşlanmaya ve unutulmaya karşı çekilmiş sert bir protesto niteliği taşıyor. Başlarken sizi sarmalayan o hüzün, filmin sonuna kadar yakanızı bırakmıyor.
Rocky Balboa Konusu
Filmin hikayesi, zamanın o acımasız dişlileri arasında öğütülmüş bir efsanenin bugünkü sessizliğini merkezine alıyor. Rocky artık ringlerin değil, karısının adını verdiği küçük bir restoranın kralıdır. Müşterilerine tabağındaki yemekten çok eski maçların hikayelerini servis eden, mazinin gölgesinde yaşayan bir adam. Ancak içindeki o hayvani dürtü hala bir yerlerde tırmalamaya devam ediyor. Oğlu Robert, babasının devasa gölgesinde kalmaktan bıkmış, kendi kimliğini bulmaya çalışırken babasıyla arasına görünmez duvarlar örmüş durumda. Milo Ventimiglia bu rolde, bir efsanenin oğlu olmanın getirdiği o eziklik ve öfke karışımı duyguyu çok iyi yansıtıyor. Hikayenin asıl kırılma noktası ise modern dünyanın o ruhsuz teknolojisiyle geliyor. Bir televizyon kanalında yapılan bilgisayar simülasyonu, Rocky’nin zirve dönemini şimdiki şampiyon Mason Dixon ile karşı karşıya getiriyor. Antonio Tarver tarafından canlandırılan Dixon karakteri, yetenekli ama halk tarafından sevilmeyen, saygı görmeyen bir şampiyon profilini çiziyor. Bu simülasyonun yarattığı tartışma, Dixon’ın menajerlerini bir reklam fırsatı kovalamaya itiyor ve Rocky’ye gerçek bir maç teklifi yapılıyor. Rocky için bu, kazanıp kaybetmekten ziyade, içindeki o son kalan enerjiyi dışarı vurmak, yaşlandığını ama henüz bitmediğini kendine kanıtlamak için bir fırsat. Burt Young ise her zamanki huysuz ama sadık Paulie karakteriyle Rocky’nin bu delice yolculuğunda yine en yakınındaki isim olurken, Geraldine Hughes ise Marie rolüyle Rocky’nin hayatına yeni bir anlam katıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Eğrisiyle doğrusuyla konuşmak gerekirse, bu film vizyona girdiğinde pek çok kişi yine mi Rocky diyerek burun kıvırmıştı. Ama Sylvester Stallone yönetmen koltuğunda öyle bir iş çıkarıyor ki, tüm o şüpheleri tek bir aparkatla yere seriyor. IMDb puanının 6.8 civarında seyretmesi, bence sinema kitlesinin bu filmi sadece bir boks filmi kategorisine hapsetmesinden kaynaklanıyor. Oysa buradaki asıl mesele yumruklar değil, o yumruklara dayanabilme gücü. Stallone’un bizzat yazdığı senaryodaki o meşhur hayat seni dizlerinin üzerine çökertecek kadar sert vurur konuşması, sinema tarihinin en samimi anlarından biri. Açık konuşmak gerekirse, teknik açıdan bakıldığında bazı boks sahnelerindeki o hızlı kurgu ve televizyon yayını tarzı çekimler bir nebze yadırgatıcı gelebilir ama filmin dramatik yükü o kadar ağır ki, bu ufak pürüzleri görmezden geliyorsunuz. Stallone, boks sahnelerinde de gerçekçilikten ödün vermemiş; Antonio Tarver gerçek bir boksör olduğu için oradaki fiziksel gerilim oldukça yüksek. Film, seyirciden ucuz bir alkış beklemiyor. Aksine, size yaşlılığın, yalnızlığın ve bir amaca tutunmanın ne kadar zor ama elzem olduğunu hatırlatıyor. Stallone’un oyunculuğu ise yılların getirdiği o yorgun ifadeyle birleşince, kariyerinin en sahici performanslarından birine dönüşüyor. Bu yapım, Rocky serisinin o beşinci filmdeki fiyaskosunu temizlemekle kalmıyor, seriye hak ettiği o vakur ve onurlu finali veriyor. Dürüst olmak gerekirse, bu kadar düşük bir bütçeyle böylesine devasa bir duygu yaratmak her yönetmenin harcı değil.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer sadece iki boksörün birbirini patakladığı, adrenalin patlaması yaşatan anlık bir eğlence arıyorsanız, bu film sizi biraz sıkabilir çünkü Rocky Balboa, ilk bir saatinde tamamen karakter gelişimi ve hüzne odaklanıyor. Ancak hayatın sillesini yemiş, bir yerlerde hayallerini bırakmış ve artık benden geçti diyen biriyseniz, bu film sizin için yazılmış bir reçete gibi. Babalar ve oğullar arasındaki o karmaşık ilişkiyi anlamak isteyenler veya eski dostların sadakatini özleyenler kesinlikle ekran başına geçmeli. Bu yapım, bir sporcunun başarısından ziyade bir insanın onur mücadelesini anlamak isteyen her sinefilin listesinde olmalı. Genç nesil, Stallone’u sadece kaslı bir aksiyon figürü sanıyorsa, bu filmi izleyip onun ne kadar derin bir senarist ve duyarlı bir yönetmen olduğunu görmeli. Geçmişin anılarıyla yaşayan ama geleceğe son bir iz bırakmak isteyen herkes bu hikayede kendinden bir parça bulacaktır. Kaybetmenin bile bir onuru olduğunu gösteren bu yapım, pes etmeyi düşünenler için güçlü bir motivasyon kaynağı. Zamanın yıkamadığı tek şeyin irade olduğunu görmek isteyenler bu deneyimi kaçırmasın. Kısacası, bu film bir boks maçından çok daha fazlasını vaat ediyor ve her dakikasında bu vaadini yerine getiriyor.





















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!