Siyah Telefon
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Siyah Telefon, 1970’lerin o puslu, tedirgin edici ve her an bir köşeden bir kötülük fırlayacakmış hissi veren atmosferini damarlarınızda hissettiren bir yapım. Sinema salonunun o kendine has tozlu kokusuna alışık olanlar bilir; bazı filmler sadece bir hikaye anlatmaz, sizi o bodrum katına, o çaresizliğin tam ortasına hapseder. Eğer bu yoğun gerilimi evinizin konforunda ama aynı ciddiyetle deneyimlemek isterseniz, Siyah Telefon izle araması yaparken karşınıza çıkacak olan bu karanlık masalın aslında ne kadar derin psikolojik katmanları olduğunu fark edeceksiniz. Yönetmen koltuğundaki isim korku janrını eğip bükmeyi seven, türün dinamiklerine hakim bir sanatçı olan Scott Derrickson. Kendisi bizi o meşhur siyah balonların gölgesinde, çocukluğun en saf ve en ilkel korkularıyla yüzleştirirken, aslında büyüme sancısının ne kadar kanlı olabileceğini de hatırlatıyor.
Siyah Telefon Konusu
Hikayemiz, 1978 yılının Denver eyaletinde, 13 yaşındaki Finney Shaw’ın etrafında şekilleniyor. Finney, hayatın sillesini hem okulun zorba çocuklarından hem de evdeki alkolik ve sert babasından yiyen, kendi içine kapanık ama zekasıyla parıldayan bir çocuktur. Şehirde çocukların birer birer ortadan kaybolduğu, arkalarında sadece siyah balonların kaldığı bir dönemde, korkulan olur ve Finney de “Grabber” (Avcı) lakaplı o tekinsiz figürün kurbanı olur. Ses geçirmeyen, her köşesi ölüm ve rutubet kokan bir bodrum katına kapatıldığında, elindeki tek şey duvarda asılı duran, kablosu yıllar önce kopmuş eski bir telefondur. Ancak bu telefonun normal kurallarla işi yoktur. Telefon çalmaya başladığında Finney, ahizenin ucunda katilin daha önceki kurbanlarının seslerini duymaya başlar. Bu ruhlar, kendi yaşadıkları korkunç sonun Finney’nin de kaderi olmaması için ona öteki dünyadan hayati ipuçları ve stratejik kaçış yolları fısıldarlar. Finney için bu durum sadece fiziksel bir hayatta kalma mücadelesi değil, aynı zamanda kendi özgüvenini bulma ve korkularıyla en vahşi şekilde yüzleşme sürecine dönüşür.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açık konuşmak gerekirse, günümüzde her önüne gelen korku filmine “başyapıt” etiketi yapıştırılmasına alışık bir sinefil olarak, bu filme temkinli yaklaşmıştım. Ancak Scott Derrickson, daha önce *Sinister* filminde yakaladığı o çiğ, rahatsız edici ve insanın ruhuna işleyen tonu burada çok daha olgun bir seviyeye taşımış. Film, 7.5’lik IMDb puanının her bir basamağını sonuna kadar hak ediyor. Bana sorarsanız, son on yılda izlediğimiz pek çok içi boş gerilim filminden katbekat daha nitelikli bir işçilik var burada. Gelelim asıl meseleye: Ethan Hawke. Bu adamın maske arkasındaki performansı gerçekten takdire şayan. Yüzünü neredeyse hiç görmediğimiz bir karakterin, sadece ses tonu, omuzlarının duruşu ve tekinsiz vücut diliyle bu denli büyük bir tehdit algısı yaratması her oyuncunun harcı değil. Maskelerin tasarımı ise başlı başına bir kabus unsuru. Genç oyuncu Mason Thames ise ilk büyük rolünde resmen devleşiyor; çaresizliği, korkuyu ama en önemlisi o içten gelen direnme arzusunu öyle bir yansıtıyor ki, izlerken onunla beraber nefesinizi tutuyorsunuz. Finney’nin psişik yetenekleri olan kız kardeşi rolündeki Madeleine McGraw ise filmin duygusal çapası görevini üstlenmiş. Onun o çocuksu isyanı ve abisini kurtarma çabası, hikayeye insani bir derinlik katıyor. Kadroda yer alan Jeremy Davies ve E. Roger Mitchell gibi isimler de atmosferin o ağır ve kasvetli yapısını tamamlayan performanslar sunuyor. Filmin en büyük başarısı, ucuz korkutma numaralarına sığınmak yerine, gerilimi zamana yayarak inşa etmesi. Duvardaki o kopuk telefonun her çalışında kalbinizin ritmi değişiyorsa, yönetmen amacına ulaşmış demektir. Sinemada her şeyin görsel efektlere boğulduğu bu dönemde, karakter odaklı ve bu kadar ayakları yere basan bir tür filmi bulmak gerçekten sevindirici.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Eğer Stephen King tarzı, çocukluk travmalarını doğaüstü unsurlarla harmanlayan ve büyüme hikayesini bir hayatta kalma savaşına çeviren yapımlardan keyif alıyorsanız, Siyah Telefon sizin için kaçırılmayacak bir fırsat. Sadece kan fışkıran sahneler veya anlık sıçratmalar peşinde olanlar beklediğini tam olarak bulamayabilir; zira bu film daha çok psikolojik bir satranç oyunu ve atmosferik bir yolculuk vaat ediyor. 1970’lerin o nostaljik ama karanlık dokusunu, başarılı çocuk oyuncu performanslarını ve usta işi bir kötü adam karakterini izlemek isteyen herkes bu filme bir şans vermeli. O telefonun ucundaki seslerin size fısıldayacağı çok şey var. Finney’nin o soğuk bodrumdan çıkıp çıkamayacağını ve katilin maskesinin altındaki gerçek canavarla nasıl başa çıkacağını görmek için daha fazla vakit kaybetmeyin. Işıkları kapatın, telefonunuzu sessize alın ve bu karanlık senfoninin sizi ele geçirmesine izin verin.

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!