Siyah Telefon 2
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Siyah Telefon 2… Hollywood’un bitmek bilmeyen “tutan işi sömürme” iştahının son kurbanı mı yoksa gerçekten anlatacak yeni bir hikayesi mi var? Sinemanın o kendine has küf kokusunu ciğerlerine çekmiş, binlerce kareyi zihninde öğütmüş, yıllarını o loş salonların tozlu koltuklarında tüketmiş biri olarak söyleyebilirim ki, devam filmleri ekseriyetle birer hayal kırıklığı fabrikasıdır. Ancak ilk filmin o boğucu bodrum katından sağ çıkmayı başaran bir seyirci kitlesi varken, o paslı telefonun tekrar çalması kaçınılmazdı. Eğer karanlık bir kış akşamında kendinizi huzursuz hissetmek istiyorsanız, Siyah Telefon 2 izle araması yapmadan önce bu metni dikkatle okuyun; çünkü bu sefer karşımızdaki canavar sadece fiziksel bir tehdit değil, aynı zamanda metafiziksel bir intikamın habercisi. Karlar altındaki Alpine Lake kampında yankılanan o ürpertici ses, ilk filmin bıraktığı mirası devralırken çıtayı farklı bir yöne, daha geniş ama bir o kadar da tekinsiz bir coğrafyaya taşımaya çalışıyor.
Siyah Telefon 2 Konusu
Hikayemiz, ilk filmdeki korkunç olayların üzerinden tam dört yıl geçmesiyle başlıyor. 13 yaşındayken The Grabber’ın pençelerinden kurtulan Finney Shaw, artık 17 yaşında bir gençtir. Ancak kurtulmuş olmak, özgür olmak anlamına gelmiyor; Finney hala o bodrumun travmalarıyla ve zihnindeki seslerle boğuşuyor. Bu sırada 15 yaşına basan kız kardeşi Gwen, ailesinden miras kalan rüyalarında ürpertici görüler görmeye devam etmektedir. Gwen’in rüyaları bu kez onları Alpine Lake kış kampına götürür. Karlı dağların izole ettiği bu kampta, üç çocuk gizemli bir şekilde takip edilmektedir. Siyah telefon yeniden çalmaya başladığında, hattın ucundaki seslerin sadece geçmişin kurbanlarına değil, ölümden sonra daha da güçlenen The Grabber’ın kendisine ait olduğu anlaşılır. Gwen, bu doğaüstü bulmacayı çözmek ve yaklaşan yeni katliamı durdurmak için Finney’i ikna eder. İki kardeş, katilin kendi aile geçmişleriyle olan şok edici ve karanlık bağlarını keşfettiklerinde, hayatta kalmak için sadece zekalarına değil, öteki dünyadan gelen o tekinsiz yardımlara da ihtiyaç duyacaklardır.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Gelelim fasulyenin faydalarına. Yönetmen koltuğunda yine Scott Derrickson oturuyor ki bu, projenin en büyük şansı. Derrickson, türün klişelerine takılmadan atmosfer kurmayı bilen, gerilimi damla damla akıtan nadir adamlardan biri. Ancak 6.764 gibi bir IMDb puanı karşımızda dururken, bu yapımın “iyi ama mükemmel değil” kategorisinde debelendiğini kabul etmemiz gerekiyor. Bana sorarsanız, bu puan filmin gerçek değerini biraz gölgeliyor; zira devam filmleri genellikle selefinin gölgesinde ezilirken, bu yapım kendi kimliğini oluşturmaya gayret ediyor. Ethan Hawke yine o rahatsız edici karizmasıyla karşımızda. Maskesinin ardındaki o tekinsiz performans, kötülüğün sadece bir insan bedeni değil, ölümü bile yenen bir fikir olduğunu kanıtlar nitelikte. Mason Thames ve Madeleine McGraw arasındaki kardeşlik dinamiği ise filmin duygusal omurgasını oluşturuyor. Açık konuşmak gerekirse, ilk filmin o klostrofobik, dar alan gerilimini açık havaya, kar fırtınasının ortasına taşımak riskli bir hamleydi. Bazı sahnelerde tempo düşse de, yönetmenin ses tasarımını ve karanlık renk paletini kullanma becerisi filmi ayakta tutuyor. Miguel Mora ve Demián Bichir gibi isimlerin kadroya dahil edilmesi hikayeye bir nebze derinlik katmış olsa da, senaryonun bazı noktalarda “doğaüstü” kartını fazla kolay ve açıklamasız kullandığını düşünmeden edemiyorum. Yine de, piyasadaki sıradan korku filmleriyle kıyaslandığında bu film, işini ciddiye alan, seyircisinin zekasına hakaret etmeyen bir yapım olarak öne çıkıyor. Atmosferik bir huzursuzluk yaratma konusunda Derrickson hala usta.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Bu filmi, korkunun sadece anlık sıçramalardan (jump scare) ibaret olmadığını bilen, hikaye anlatıcılığına ve karakter gelişimine önem veren gerçek sinefiller kaçırmasın. Eğer Stephen King tarzı, çocukluk travmalarıyla yoğrulmuş gizemleri seviyorsanız veya ilk filmdeki o gizemli telefonun ardındaki sırrı daha derinden merak ediyorsanız, bu yapım sizin için biçilmiş kaftan. Alpine Lake’in dondurucu soğuğu ve The Grabber’ın bitmek bilmeyen öfkesi, sizi evinizin konforundan alıp o tekinsiz kış kampının tam ortasına bırakacak. Eğer sadece kanlı bir sahneler silsilesi değil, bir atmosferin parçası olmak istiyorsanız hazırlanın. Telefon çalıyor; açıp açmamak size kalmış ama hattın ucundakilerin anlatacakları henüz bitmedi. İzlemeye karar verdiğinizde, kış güneşinin bile ısıtamayacağı o soğuk gerilimi ensenizde hissedeceksiniz.

















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!