Son Savaşçı izle
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Son Savaşçı ya da orijinal ismiyle Centurion (2010), izleyiciyi kemik çatırtılarının ve bitmek bilmeyen bir kaçışın tam ortasına bırakan, nefes nefese bir hayatta kalma mücadelesi sunuyor. Eğer kılıç darbelerinin ağırlığını ve soğuk çamurun teninizdeki ürpertisini hissetmek istiyorsanız, bir şekilde Son Savaşçı izle seçeneğine yönelmiş olmanız tesadüf değil; çünkü bu film süslü Roma saraylarını değil, İmparatorluğun en karanlık ve kanlı sınırlarını anlatıyor. Neil Marshall’ın kamerasından çıkan bu yapım, tarih kitaplarının tozlu sayfalarından ziyade, hayatta kalma içgüdüsünün en saf halini karşımıza getiriyor. Filmin her karesinde hissedilen o yoğun çaresizlik ve amansız takip, izleyiciyi koltuğuna çivilerken, Roma’nın o devasa gücünün vahşi doğa karşısında nasıl çaresiz kalabileceğine tanıklık ediyoruz. Bu, sadece bir tarih filmi değil, insanın doğayla ve düşmanla olan o en ilkel savaşının hikayesi.
Son Savaşçı Konusu
Milattan sonra 117 yılındayız ve Roma İmparatorluğu’nun o devasa yayılmacı gücü, Kuzey Britanya’nın vahşi ve geçit vermez topraklarında sert bir kayaya çarpıyor. Pictler olarak bilinen yerli halk, düzenli orduların alışık olmadığı gerilla taktikleriyle Romalıları kendi kurdukları tuzağın içine çekiyor. Hikayenin merkezindeki Quintus Dias, bir sınır karakoluna yapılan baskından sağ kurtulmayı başarsa da işler onun için daha yeni başlıyor. General Virilus komutasındaki efsanevi Dokuzuncu Lejyon, bu baş edilemez düşmanı kökten kazımak için kuzeye doğru bir sefer başlatıyor ancak ormanın derinliklerinde onları bekleyen şey zafer değil, bir hayatta kalma sınavı oluyor. İhanetin ve takibin gölgesinde, bir grup askerin düşman hattının gerisinde, vahşi bir doğada ve peşlerindeki acımasız iz sürücülerle nasıl başa çıkmaya çalıştığını izliyoruz. Olaylar sadece bir savaşın değil, bir av ve avcı hikayesinin ekseninde dönmeye başlıyor. Kaçanların yorgunluğu, kovalayanların ise bitmek bilmeyen öfkesi filmin her anına sirayet ediyor. Sisin içinden ne zaman bir baltanın çıkacağını bilememenin verdiği o tekinsiz his, hikayenin lokomotifi görevini görüyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Yönetmen koltuğundaki Neil Marshall, janr sinemasının dinamiklerini çok iyi bilen bir isim ve burada da türün meraklılarını hayal kırıklığına uğratmıyor. Film, büyük bütçeli tarihi epiklerin o yapay ve pırıltılı havasından uzak; tam tersine kirli, paslı ve fazlasıyla sert. Başrolde Michael Fassbender, fiziksel olarak oldukça zorlayıcı bir performans sergiliyor. Canlandırdığı askerin yaşadığı çaresizliği ve her şeye rağmen devam etme azmini bakışlarıyla dahi hissettirebiliyor. Filmin asıl sürprizi ve en dikkat çekici unsurlarından biri ise dilsiz bir iz sürücüyü canlandıran Olga Kurylenko. Hiç konuşmadan, sadece öfkesi ve hareketleriyle yaratılan o tehditkar atmosfer, filmin gerilim dozunu sürekli yukarıda tutuyor. Dominic West ve Liam Cunningham gibi tecrübeli isimler de kadronun ağırlığını artırıyor. David Morrissey ise karakterine kattığı soğukkanlılıkla grubun içindeki dengeleri sağlamlaştırıyor. IMDb puanının 6.2 seviyelerinde kalması sizi yanıltmasın; bu puan genellikle filmin derin felsefi alt metinler barındırmamasından veya karakter gelişiminden ziyade fiziksel çatışmaya odaklanmasından kaynaklanıyor olabilir. Ancak film zaten böyle bir iddiada bulunmuyor. Saf aksiyon, sürekli bir gerginlik ve vahşi bir doğa mücadelesi vadediyor ve bunu da layığıyla yerine getiriyor. Görsel tercihlerde kullanılan soluk renk paleti, Britanya’nın dondurucu soğuğunu evinize kadar taşıyor. Bazı sahnelerdeki hızlı kurgu ve kan dozajının yüksekliği, yönetmenin korku kökenlerinden gelen bir tercih olarak göze çarpıyor. Eğer her kılıç savuruşunda bir anlam aramıyorsanız ve sadece o anın gerginliğine ortak olmak istiyorsanız, teknik açıdan oldukça temiz bir işçilikle karşılaşacaksınız. Filmin en büyük başarısı, izleyiciyi o soğuk tepelerde karakterlerle birlikte koşturmayı başarması. Müziklerin kullanımı da bu amansız tempoya oldukça uyumlu bir şekilde eşlik ediyor. Filmin eksik kaldığı noktalar yok mu? Elbette var. Bazı yan karakterlerin motivasyonları yeterince derinleştirilmemiş ve hikaye zaman zaman tahmin edilebilir yollara sapıyor. Ancak türün doğası gereği bu durum, filmin sunduğu o çiğ enerjiyi gölgelemeye yetmiyor. Sahne tasarımları ve kostümler, dönemin atmosferini yansıtma konusunda oldukça dürüst davranıyor. Roma zırhlarının üzerindeki çamur ve kan, bize bu insanların ne denli zorlu bir coğrafyada olduklarını sürekli hatırlatıyor.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Bu film, özellikle karakterlerin psikolojik tahlillerinden ziyade fiziksel sınırlarının zorlandığı hikayeleri sevenler için biçilmiş kaftan. Savaşın stratejik planlarından çok, çamur içinde verilen o ölüm kalım mücadelesinin içine girmek isteyenlere hitap ediyor. Eğer bir kovalamacanın hiç durmamasını, gerilimin sürekli ensenizde solumasını ve hikayenin dallanıp budaklanmadan doğrudan hedefe gitmesini tercih ediyorsanız, bu yapım sizi tatmin edecektir. Modern sinemanın fazla temizlenmiş aksiyon sahnelerinden sıkılıp, daha çiğ ve daha gerçekçi bir şiddet dozu arayanlar aradıklarını burada bulabilirler. Ayrıca Roma tarihinin gizemli olaylarına, özellikle de Dokuzuncu Lejyon’un kayboluşuna dair farklı bir kurgusal yorum görmek isteyenler için de ilginç bir alternatif oluşturuyor. Sessizliğin içindeki tehlikeyi ve doğanın bir düşman gibi karakterlerin üzerine çökmesini izlemek, standart bir aksiyon filminden çok daha farklı bir tat bırakıyor. Eğer bugün koltuğunuza yaslanıp, hiçbir süslü lafa ihtiyaç duymadan doğrudan aksiyonun kalbine inmek istiyorsanız, bu sert ve tavizsiz yolculuğa bir şans vermelisiniz. Kar ve sisle kaplı o dağlarda, sadece en güçlü olanın değil, en çok dayananın hayatta kaldığı bu hikaye, size aradığınız o ham enerjiyi sonuna kadar verecektir.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!