Suç 101
- Film Hakkında
- Oyuncular
- Yorumlar (0)
- Yorum Yap

Özet
Suç 101 (Crime 101) perdede belirirken, iyi bir kurgu arayışıyla filmi izlemeye başlamadan önce bilmen gereken ufak bir detay var: Bu film, klasik suç hikayelerine farklı bir soluk getirecek mi, yoksa bilindik yollarda mı dolanacak? Kafandaki o “Acaba izlemeye değer mi?” sorusunun cevabını dürüstçe arıyorsan, doğru yerdesin. Çünkü bu yapım, gerilimi damarlarında hissettirirken, bir yandan da ‘kim kimin peşinde’ oyununu ustaca oynuyor.
Suç 101 Konusu
Film, ardı arkası kesilmeyen, sanki tek bir elden çıkmış gibi duran mücevher hırsızlıklarıyla başlıyor. Herkesin aklına hemen ‘Büyük bir kartel mi var işin içinde?’ sorusu geliyor, özellikle de Kolombiyalı yeraltı dünyasına dair fısıltılar artmaya başlayınca. Polis teşkilatı da doğal olarak bu yöne odaklanıyor, çünkü böylesine düzenli ve cüretkar işlerin arkasında geniş bir ağ olmalı, öyle değil mi? Ama işte tam bu noktada, bizim pragmatik ve hayatın sillesini yemiş dedektifimiz Lou Lubesnick sahneye çıkıyor. Kendisi San Diego’lu, orta yaşlı ve yeni boşanmış, yani öyle aksiyon filmlerindeki havalı dedektiflerden değil. O, bambaşka bir şeylerin döndüğünü hissediyor. Lou’nun kafasındaki şüpheli, kimsenin tahmin etmediği biri: yalnız, çok katı kuralları olan ve bu kurallar sayesinde şimdiye kadar yakayı ele vermemiş, gülümseyen bir mücevher hırsızı. Bu tek kişilik ordu, her işini öyle ince hesaplarla yapıyor ki, onu yakalamak neredeyse imkansız. Film de bu ikilinin, biri kurallara uyarak kaçan, diğeri ise bu kuralları çözmeye çalışan kedi fare oyununa odaklanıyor. Gerilim, dedektif Lubesnick’in bu gizemli hırsızın zihnini okuma çabasıyla iyice artıyor.
Beklentileri Karşılıyor mu? (Editörün Yorumu)
Açıkçası, Suç 101 benim için ‘evet, bu sarar’ dedirten işlerden biri. Filmin temposu öyle çok hızlı değil, ama hikaye öyle bir akıyor ki, bir an bile sıkılmaya fırsatın olmuyor. Yönetmen Bart Layton, elini çok abartılı aksiyon sahnelerine bulaştırmadan, daha çok karakterlerin iç dünyasına ve zeka oyunlarına odaklanmış. Bu da filmi daha derin ve düşündürücü hale getiriyor. Oyunculara gelince, Chris Hemsworth, bildiğimiz kaslı aksiyon kahramanı imajından sıyrılıp daha farklı bir rolle karşımıza çıkmış, ve şaşırtıcı derecede iyi iş çıkarmış. Onu bu denli sakin ve hesapçı bir karakterde görmek hoş bir değişim. Mark Ruffalo ise pragmatik dedektif rolünde tam beklediğim gibi. Yorgun ama azimli karakterini öyle bir yansıtmış ki, onu izlerken gerçekten olayın içine giriyorsun. Halle Berry, Barry Keoghan ve Monica Barbaro da kendi rollerinde gayet yerinde durmuşlar, hikayeye katkıları azımsanmayacak cinsten. Özellikle Barry Keoghan, kısa süre gözükse de sahnedeki ağırlığıyla kendini belli ediyor. IMDb puanı olan 6.9, bence filmin hak ettiği bir değerin biraz altında kalmış. Filmin sunduğu zekice kurgu, oyuncuların performansı ve sürükleyici atmosferi düşününce, puanın 7.5 civarında olması filmin hakkıydı diyebilirim. Belki de alışılmışın dışında, ağır ilerleyen ama dolu dolu bir suç filmi olduğu için bazı izleyiciler beklentilerini farklı tutmuş olabilir. Ama bu film, sana görsel bir şölen yerine, tam bir zihinsel antrenman vadediyor. Öyle boş boş ekrana bakıp zaman geçirme filmlerinden değil.
Bu Yapımı Kimler İzlemeli?
Eğer sen de klişe aksiyon sahnelerinden sıkılıp, daha çok zekice kurgulanmış bir kedi-fare oyununa tanık olmak istiyorsan, bu film tam sana göre. Özellikle beyin yakan planları, dedektiflik oyunlarını ve karakterlerin motivasyonlarını didiklemeyi sevenler için Suç 101 kaçırılmaması gereken bir yapım. Sıra dışı hırsızlık yöntemlerine ve her detayın önceden hesaplandığı senaryolara bayılan, filmin her karesinde ipuçları arayan izleyiciler ekrana kilitlenebilir. Ayrıca, yıldız oyuncuları farklı rollerde izlemeyi sevenler, özellikle Chris Hemsworth’ün daha sakin ve hesapçı bir karaktere büründüğünü görmek isteyenler için de bu film biçilmiş kaftan. Sadece patlamalı çatlamalı aksiyon arayanlar veya hikayenin hemen sonuca bağlanmasını bekleyenler bu filmde aradığını bulamayabilir. Ama sabırla bir filmin akışına kendini bırakabilen, gerilimin yavaş yavaş yükselmesinden keyif alan ve zihin yorucu senaryoları seven her film kurdunun mutlaka şans vermesi gereken bir yapım.
















Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap, topluluğa yön ver!